Aydınlanmanın öncüsü Hz. Muhammed (s.a.v.)
14 Yıl Önce Güncellendi
2013-04-09 08:31:49
Eski Roma uygarlığı ve Hıristiyan pagan kültürü ile beslenmiş modern batı uygarlığı, insanlığın önüne tutunulması gereken tek hakikat/uygarlıkmış gibi sunulmaktadır. Modern batı uygarlığının temelde insana, hayata ve evrene yaklaşımı açısından eski uygarlıklarla ne kadar yakın benzerliklerin olduğunu insanlık özellikle bu günlerde daha iyi anlama fırsatı bulmaktadır. Örneğin savaş esirleri, dün arenalarda aslanların önüne atılırken bugün sömürgenin masa başında çizdiği sınırlar içine hapsedilmiş ümmetimizin, ortaçağın karanlık tecrübesi; engizisyon mahkemelerinin işkencecilerini andıran diktatörlerine başkaldırdığında, “halkların kaderini kendilerinin belirleyeceği” kuramını unutarak ölüm makinelerinin önüne atıldığına tanık oluyoruz. Eminin arenalarda önlerine savaş esirleri konulan aslanlar doyduklarında vahşetlerine son veriyorlardı. Ancak insanı insan olma boyutuna taşıyan dinle bağını koparan insanlar katliam ve sömürüye doymamaktadır.
“Bunlar iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kehf, 18/104)
Gezegenimiz, insanlığın ulaşabileceği ideal gelişmişlik düzeyini Rasül (s.a.v.)’in getirdiği dinle tanımışken maalesef bugün, tarih boyunca insanlık ve kalkınması üzerine hiçbir söz söylenmediğine, batı aydınlanmacılığının insanlığın uygarca yaşama noktasında ilk ve son sözü söylemiş olduğuna ilişkin yaygın bir kanaat oluş-turul-muştur. Kitle iletişim araçları ve eğitim sistemleri bu kanaatin oluşmasına hizmet etmektedir.
Açlığı ve geri kalmışlığı ancak kendisi ile tanıştıktan sonra tatmış olan coğrafyamıza kameralar döndüğünde bunun suçlusunun bu ülkelerde uygulanan kapitalist sistemler olduğu unutularak bir de burun kıvırarak sunumlar yapılmaktadır. İslam medeniyetinin bin yıl gibi uzun bir zaman diliminde inşa ettiği kültür ve medeniyet kentlerini, görkemli yapıtlarını yerle bir edenlerin medeniyet getirdiği, bölge insanının da buna ihtiyacının olduğu, yakıp yıkanların uygar, şehirleri yıkılan insanların ilkel olduğu… tezlerine inanmamız bekleniyor… Müslüman dünyaya deli gömleği giydirilmek isteniyor.
Hayır! Allah’a ve Rasulüne iman edenler için aydınlanma M. 7. yy’da, 610 yılında ilk vahyin gelişi ile başlamıştır. “Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve “aydınlatıcı” bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzab, 33/46)
Evet, Rabbimiz elçisini insanlığı aydınlatıcı bir davetçi olarak göndermişken bizler başka aydınlanmamı arayacağız?
Batılı bilim insanları gelişmelerinin önünde duran tahrif edilmiş dinleri ile hayatlarını ayırdıktan sonra ampulü, elektriği bularak geceyi aydınlattılar. Ancak onlar tıpkı selefleri gibi, insan kaynaklı dinden –ilahi kaynaklı dine değil- yine insan kaynaklı teori ve kuramlara sığındılar. Gecemizi aydınlatırken gezegenimizi karattılar. Allah Rasulü (s.a.v.) ise henüz yeni inşa ettiği Medine’nin sokaklarını aydınlatmak için meşaleler getirttiği Şam’ı ve o günün koşullarında bilinen dünyanın neredeyse yarısına hükmeden Roma imparatorluğunun topraklarını İslam’ın eşsiz ve benzersiz adaleti ile aydınlatmıştı.
İnsanı, hayatı ve gezegenimizi aydınlatacak doğru bir düşünce ve uygarlık arayışında olanlar için denenmiş olanın bundan kaç yüzyıl öncesinde denenmiş olmasının önemi var mı?!
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER
Haber Ara
Yorum Yap