Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

Ashabu Libya, Ashabu Uhdud!!!

16 Yıl Önce Güncellendi

2011-03-18 12:57:33

Ashabu Libya, Ashabu Uhdud!!!

Bu yazımı ciğerimden kalemime kan çekerek, yüreğimden satırlarıma acıyı damıtarak yazıyorum…

Yazının başlığında her ne kadar Libya vurgusu yapıldıysa da yıllar öncesinde işgal edilen Irak ve Afganistan, üstü örtülü bir savaşın sürdürüldüğü Pakistan ve şimdilerde ise Yemen, Bahreyn ve Libya Müslümanları hepsi, ateş çemberi içine alınan, hendeklerde diri diri yakılan Ashabı Uhdud’tur. 

Kıymetli dostlar!

Bu ümmet tarihi serüveni içinde çok acılar, kederler gördü. Büyük meydan okumalarla karşılaştı. Ancak bunların hiçbirisi bugün yaşadıklarımız kadar kahredici olamaz.

Evet, hiçbiri bugünkü kadar kahredici olamaz. Çünkü bu ümmet hiçbir dönemde Kaddafi kasabı gibi halkını düşman olarak görüp onlarla savaşan yöneticilerle karşılaşmadı,

Çünkü bu ümmetin tarihinde hiçbir yönetici halkını açlığa, yoksulluğa, geri kalmışlığa, onursuz bir hayata mahkum ederken milyar dolarlık servet biriktirmedi, onların zenginliklerini bir dönem topraklarını işgal eden ülkelerin küresel şirketlerine peşkeş çekmedi,

20 milyon vatandaşını sel vurduğu gün oğlunun diploma törenine katılmak için İngiltere’ye uçan ve kaldığı otelin bir geceliği için 7.000 dolar veren Pakistan Devlet Başkanı Zerdari’nin yaptığı gibi halkının acısına kayıtsız kalıp sefa sürmedi,

Ülkesini vuran sel felaketinin ardından ABD’den gelen 50 milyon doları ellerini ovuşturarak almıştı Zerdari. Ancak topraklarının 1/5’ini sel felaketinin vurduğu ülkesinin yaraları henüz sarılmadan “terörist” halkı ile savaşması için ABD’den gelen 2 milyar doları alma zilletini gösteriyordu. İnsani yardım için 50. milyon dolar, halkı ile savaşması için sadece bir seferde 2 milyar dolar?!

Evet, bu ümmet tarihinin hiçbir döneminde yabancı devletlerin manipülasyonuyla kendi halkını düşman görerek onlarla terörle mücadele anlaşmaları yapmak üzere sıraya giren yöneticiler görmedi,

Şimdi Bahreyn örneğinde gördüğümüz gibi. Bahreyn diktatörü bölgesindeki diktatör meslektaşlarından kendi halkını öldürmek için destek kıtaları istedi. Suud ve Katar’ın yaşlı diktatörleri kendi tahtlarını tehdit eden ayaklanmaların ülkelerine sıçramasının önünü daha şimdiden almak için bu çağrıya hemen icabet ettiler.

Evet, bu ülkelerin ordularının olduğunu ve bu orduların ne işe yaradıklarını şimdi anladık. Daha bir süre önce Suud krallığının ABD’den 60 milyar dolarlık silah alımını niçin yaptığını şimdi çözdük. Bu tedarik böylesi günler içinmiş meğer!! Irak ve Afganistan işgal edilirken ve tarihin tanık olmadığı en acı şenaatler işlenirken, Gazze’de anneler, bebeler katledilirken, İsrail siviller üzerinde fosfor bombaları kullanırken ordularını kışlalarda tutan bu krallıklar şimdi seferber oldular. Çünkü onların tek derdi ümmetin servetleri üzerinde küresel şirketler adına bekçilik rolü üstlenen krallıklarını korumak!

Tıpkı Allah Rasulü (s.a.v.)’nün "Ümmetler, milletler, insanların birbirlerini sofraya davet etmeleri gibi birbirlerini sizin üzerinize davet edecek ve üzerinize üşüşecekler…”  ifadesinde haber verildiği gibi aç kurtların birbirlerini bir leşe çağırmaları gibi yöneticiler birbirlerini hatta bazen sömürgeci devletleri halklarının üzerine çullanmaları için davet etmektedirler. 

İşte bir başka diktatörün ülkesi Libya!

Libya Savunma Bakanlığı, ülkeye herhangi bir dış askeri müdahalede bulunulması halinde, sivil ve askeri hedefleri vuracağını bildirdi. Kaddafi, radyodan yaptığı konuşmada, hükümet güçlerinin bu akşamdan itibaren Bingazi'ye saldırı başlatacağını belirterek, kendilerine karşı gelenlere "acımayacaklarını" söyledi.

Kaddafi ülkesini kendisine karşı gelenlere ateş çukuru haline getireceğini söylüyor. Evet, biz bu meydan okumayı daha önceden biliyoruz. Kuran Buruc Suresinde bizlere sırf “Rabbimiz Allah’tır” dedikleri için ateşten hendeklere atılan Ashabı Uhdud’un trajedisini anlatmaktadır.

“Şâhitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki, (mü'minleri yakmak için) hendek kazıp (içinde) alevli ateş yakanlara lanet olsun. O vakit, ateşin etrafında oturmuş, (bir de) mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Onlar mü'minlerden ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye layık Allah'a iman ettikleri için intikam alıyorlardı. Allah her şeye şahittir.” Şüphesiz mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.”
Şüphesiz, Rabbinin yakalaması çok çetindir. (Yani Rabbin bir yakaladı mı onlar gibi de yakalamaz. Akibeti çok daha feci olur. Nitekim) Orduların, Firavun ve Semûd'un haberi sana geldi mi? Hayır, inkar edenler, hâlâ yalanlamaktadırlar. Oysa Allah, onları arkalarından kuşatmıştır.”

Şimdi de BM’den Libya’daki soykırıma müdahale etmesi isteniyor.  “İsteyen de âciz, istenen de.” 

Rabbimiz ise şöyle buyuruyor:

“Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir. Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.”

Evet, kıymetli dostlar!

Şimdi yeni bir ateşten hendeğe tanık olmaktayız. Belki bizler yarın sabah uyandığımızda binlerce Libyalı, Yemenli ya da Bahreynli kardeşimiz ateşten hendeğe dönüştürülen ülkelerinde ölümün acı yüzüyle karşılaşacak.

Rasulüllah (s.a.v.) bu karanlık günleri şöyle haber buyurmuşlar: “Dikkat ediniz. Üzerinize bir takım idareciler gelecek. Onlar hem sapık hem de saptırıcıdırlar. Şayet onlara itaat edecek olursanız sizi saptırırlar. Yok, isyan edecek olursanız sizi öldürürler…”

Bu yöneticiler, ilk defa İslam toplumunda kanlı bir iç savaşa neden olduğu için çokça eleştirilen Emevi Halifesi Hz. Muaviye kadar olamadılar. Zira o iç karışıklığı fırsat bilerek Şam topraklarını işgale yeltenen Bizans kralı Heralius’a gönderdiği mektupta şöyle söylüyordu:

"Ey Bizans İmparatoru! Eğer Müslümanların üzerine bir savaş ilan edersen, sahibimle (yani Hz Ali ile) derhal barışırım ve onun başkanlığı altında onun ordu kumandanı olarak senin üzerine ben gelirim. Kerim olan Allah’a yemin ederim ki, başşehrin olan sisli dumanlı Konstantiniyye (şimdiki İstanbul) şehrini yıkıp yakıp kömür ederim  Ve havucu yerden çıkardıkları gibi seni memleketinden çıkarırım ve seni dağlarda domuz çobanı yaparım "

Şu vakar ve izzete bakınız. Öyle ya “İzzet (şeref ve onur) Allah’a, Rasulü’ne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bunu anlamazlar.”

Yazımızı İmam Malik’e atfedilen veciz bir sözle hitama erdirelim: “Bu ümmetin evveli ne ile ıslah olduysa,  sonu da onunla ıslah olacaktır.”

-------------------------------

 Ebû Dâvûd, melâhim 5; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/359; 5/278.
  Buruc: 85/3-10
  Hac: 22/73
  Alim-İmran: 3/118-120
  Ebu Naim. Delai’li’n-Nübüvveh
  Kısası Enbiya: c. 6, s. 287
  Munafikun: 63/8

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara