Dolar

44,5811

Euro

51,4630

Altın

6.704,43

Bist

12.936,35

11 Eylül Yeni güçler dengesi/ Amerika ve Müslüman halklar

16 Yıl Önce Güncellendi

2011-09-13 11:51:39

11 Eylül Yeni güçler dengesi/ Amerika ve Müslüman halklar

Geçen yüzyılın ilk çeyreğinden son çeyreğine, 1990’lara kadar dünya iki bloğun; kapitalizmi temsil eden Amerika ve Avrupa ülkeleri ile komünizmi temsil eden SSCB’nin arasında yaşanan soğuk savaş sürecine tanık oldu. Soğuk savaş Kapitalist bloğu temsil eden Amerika ve AB ülkelerinin lehine komünizmin dünya siyasi sahnesinden çekilmesi ve SSCB’nin dağılması ile sonuçlandı. Hatta Amerikan politika yapımcıları –ki onlardan birisi Fransız Fukuyama’dır- artık kıyamete kadar gezegenin kapitalist uygarlık ekseninde şekilleneceği ve ömrünü böylece tamamlayacağı, kapitalizmin dışında insanlığın yaşamına hiçbir uygarlığın müdahil olamayacağı anlamına gelen “Tarihin Sonu Liberalizmin Zaferi” tezlerini konuş –tur-maya başladılar.

Lakin batılı politika yapımcıları bu tezleri ileri sürerken kendi siyasal varlıklarını da dünya siyasi sahnesinden bir daha dönmemek üzere çekilmesini temin edecek bir potansiyelin var olduğundan habersiz değillerdi. Zira onlar geçen yarım yüzyılda; bir devleti dünyanın süper gücü yapabilecek imkanlara fazlasıyla sahip olan İslam coğrafyası üzerinde jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik dengeleri kendi lehlerine istismar edebilmenin imkanlarını buldukları için soğuk savaş sürecini kendi lehlerine sonuçlandırabilmişler ve bu sürecin sonunda tek başına küresel bir aktör olarak dünya siyasi sahnesinde kalabilmişlerdir.

Nitekim batılı devletlerin soğuk savaşın sonlanmasının ardından alelacele bu coğrafyaya; İslam coğrafyasına yöneldiklerini görüyoruz. Batılılar bu noktadaki niyetlerini ve düşmanlıklarını en üst düzeyde, yetkili ağızlardan açıkça ortaya koymaktan çekinmemektedirler. soğuk savaşın bitiminin hemen ardından 1994 yılında NATO’nun en üst düzeyli komutanı olan John Galvin şunu söylemektedir: “Soğuk savaşı kazandık. İşte şimdi 70 yıllık oyalayıcı mücadelenin ardından 1400 yıl boyunca var olan gerçek mücadele eksenine geri dönüyoruz. Bu mücadele İslam’la hesaplaşma mücadelesidir.”

1999 yılında NATO’nun 50. kuruluş yıl dönümü toplantısında alınan iki önemli karar onların bu noktadaki kararlılıklarını da ortaya koymaktaydı. Bu kararlar özetle: NATO’nun İslam coğrafyasında var olan üslerini, asker sayısını ve savaş ekipmanlarını artırmayı içeriyordu. Zaten soğuk savaş sürecinde kimi ülkeleri komünist devrim kimi ülkeleri –özellikle petrol zengini Basra Körfezi Ülkelerini- İran’ın devrim ihraç edeceği tehdidiyle korkutarak bu bölgelere askeri üsler, nükleer donanımlı savaş gemileri, deniz altıları ve yüz binlerce asker konuşlandırmışlardı.

Ardından kimin yaptığı konusunda artık her kesin malumu olan 11 Eylül olayları geldi ve Amerika bu senaryo ile bir taraftan Orta Asya’yı kontrol edebileceği Afganistan’ı diğer taraftan Ortadoğu’yu kontrol edebileceği Irak’ı, stratejik açıdan son derece kıymetli bu iki ülkeyi işgal etti. Bu adım, Obama’nın baş danışmanı olan Brizezinski’nin –“Büyük Satranç Tahtası” adlı kitabında zikrettiği gibi- dünyanın % 75 nüfusunun yaşadığı ve % 75 enerji kaynaklarının bulunduğu ve bir devleti süper güç yapma imkanlarına sahip Avrasya hakimiyet teorisi ile örtüşüyordu.

Amerika sadece Afganistan ve Irak’ı işgal etmekle kalmadı aynı zamanda 11 Eylül saldırıları ardından icad ettiği “terörle/İslam’la mücadele metaforu” ile bölge ülkelerini kendi eksenine çekti ve bölgenin jeopolitiğinin soğuk savaş sonrası ve özellikle şimdilerde tehdidin geldiği bölge halkları tarafından belirlenmesine karşı güvenlik öncelikli politikalar geliştirdi. İşte bu politikalardan birisi bu günlerde sık konuşulan füze kalkanı projesidir.

Hassaten soğuk savaş döneminin icad ettiği diktatör rejimleri bir bir deviren halk ayaklanmalarının beklenmedik bir zamanda başlaması ve güç dengelerinin küresel aktörlerden yerel unsurların, bizatihi İslami unsurların lehine değişmesi ihtimalinin kuvvetle belirmesi füze kalkanı projesini Amerikan ve müttefikleri açısından her geçen gün daha önemli hale getirmektedir.

Daha da önemlisi üstü örtülü bir savaşın yürütüldüğü, nükleer silaha sahip 170 milyonluk nüfusu ile Pakistan’da olası bir iktidar değişikliği bölgenin haritasının, jeopolitiğinin değişimini tetikleyebileceği gibi bölgedeki Amerikan üsleri ve müttefiklerine yönelik nükleer saldırıların olabileceği kaygısını gündeme getirmektedir.  Bu kaygıyı ilk dile getirenlerden birisi Amerikalı lobici ve Füze Savunma İttifakı (MDAA) Başkanı Riki Ellison oldu. Radikal’in verdiği habere göre Ellison’un füze kalkanından söz ederken “Örneğin Pakistan’dan bu yöne bir füze atılması durumunda bu sistem tarafından hemen tanımlanacak” ifadelerini kullanması kanaatimizce çok manidardır. (www.timeturk.com /Ellison Füze kalkanının hedefi İran!.htm)

Her ne olursa olsun Amerika bir süredir daldığı tek kutuplu dünya rüyasından kendisini ayartacak şekilde coğrafyasının imkanlarını; stratejik, ekonomik ve politik üstünlüklerini kendi lehine kullanacak yeni bir güç dengesi olarak ortaya çıkma emareleri gösteren Müslüman halkları demir ağlarla, savunma sistemleri ile ve daha da tehlikelisi yeni ittifaklarla örmektedir.

Tam bu noktada altı yüzyıl İslam dünyasına liderlik yapmış Anadolu topraklarının, liderliğini yaptığı Müslüman halkları çepeçevre kuşatacak, orta ve uzun vadede son derece yüksek riskler taşıyan füze savunma sistemlerine ev sahipliği yapması Türkiye’nin coğrafyasının imkanlarını sömürgeci devletler lehine kullanması anlamına gelmektedir. Bu durum güç dengelerini kendi aleyhlerine değişmesini istemeyen Amerika ve AB ülkelerinin İslam dünyasına lider olma potansiyeline sahip olan Türkiye üzerinde oynadıkları çok kirli bir oyundur. 

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal’ın füze kalkanı projesi ile ilgili yapmış olduğu “Yeni Konsept İttifak'ın 21. yüzyıl güvenlik sınamalarına mukabele edebilmesini ve savunma yeteneklerine dayalı olarak NATO'nun caydırıcılığının güçlendirilmesini teminen atılacak adımları ortaya koymaktadır.”  şeklindeki değerlendirmeleri en azından Türkiye’nin dünya barışına yönelik tehdidin -11 Eylül sonrası ABD'nin icad ettiği politik eksene bağlı kalarak- İslam dünyasından geldiğini kabullendiği ve bu tehdide karşı “caydırıcılığın güçlendirilmesi” adına tercihini ABD’den yana yaptığı anlamına gelmektedir.

Türkiye'nin kararının batılı devletleri ne kadar çok memnun ettiğini sevgili peygamberimize hakaretler eden karikatüristlere arka çıkmakla İslam’a ve Müslümanlara olan öfkesini göstermiş olan Rasmussen’in açıklamaları ortaya koymaktadır. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, yazılı bir açıklama yaparak Türkiye'nin, füze savunma sisteminin önemli bir unsuru olacak radara ev sahipliği yapacağı açıklamasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi. “NATO'nun Avrupa topraklarını, nüfusunu ve silahlı kuvvetlerini yükselen balistik füze tehdidine karşı güven altına alma yeteneğine önemli katkı yapacağını ifade eden Rasmussen, "Bu, İttifak'ın topyekun savunma sistemine ciddi destek anlamına gelmektedir." dedi. (www.timeturk.com\Ramussen, Türkiye'nin füze kalkanı kararından memnun.htm)

İslam coğrafyasının son yüzyıldır yaşadığı elim tecrübe dost ve düşman noktasında “önünden ne de ardından hiçbir batıl ve boş sözün gelmeyeceği” (Fussilet: 42) ilahi vahyin göstergelerine yeniden dönmemiz gerektiği gerçeği ile bizleri yüz yüze getiriyor.

“Ey iman edenler, kendinizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışırlar, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. (Ali-İmran:118)

“Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren rükua varan müminlerdir.” (Maide: 55)

İlahi uyarı, attığımız ve atacağımız adımların sonucunda mümin erkek veya kadınlara ilişecek eziyetten dolayı bizlere cehennem azabını hatırlatıyor!

“Şüphesiz mü’min erkeklerle mü’min kadınlara eziyet edip, sonra da tövbe etmeyenlere; cehennem azabı ve yangın azabı vardır.” (Buruç: 10)

www.twitter.com/abdurrahimsen

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İran'dan İsrail Ben Gurion Havalimanı'na saldırı

Haber Ara