Suriye ve Irak'ta Tacik Savaşçıların hikayesi
İngiltere'de bulunan Exeter Üniversitesi'nde doktora çalışmasını sürdüren Edward Lemon'ın kaleme aldığı inceleme, Orta Asya kökenli savaşçıların Suriye ve Irak'taki etkinliğini ele alıyor.
12 Yıl Önce Güncellendi
2015-01-21 11:29:52
TİMETURK | HABER MERKEZİ
Batılı düşünme biçimiyle popüler olana odaklanma arasındaki bağdan ötürü konuyu ısrarla "İslam Devleti" ya da ülkemizdeki yaygın ismiyle "IŞİD" üzerinden ele alan Lemon, Tacikistan ve Orta Asya ülkelerinin genelinde görülen baskıcı politikaları oldukça dürüst bir yaklaşımla değerlendiriyor. Metnin aslına sadık kalındığı için ısrarla "İslam Devleti" ifadesi kullanıldı. Oysa Suriye'ye daha yakın bir coğrafyada yaşadığımız için bu ifadenin aslında "İslam Devleti" de dahil olmak üzere Suriye ve Irak'taki grupların çoğunu tanımladığını düşünebiliriz. Özellikle "İslam Devleti"nin batıda ısrarla büyütülen bir hedef olduğu düşünüldüğünde metnin tamamı daha anlamlı olacaktır. Nihai anlamda IŞİD'i hedef alacağını duyuran batının daha ilk saldırılarında Suriye'de diğer grupları hedef aldığı unutulmamalı ve yazının aslında yabancı savaşçıları bünyesinde barındıran bütün grupları analiz ettiği hesaba katılmalıdır.
Edward Lemon tarafından Jihadology için kaleme alınan bu metin, TİMETURK tarafından Türkçe'ye çevrilmiştir.
1990'ların başında Tacikistan'da yaşanan şiddetten ötürü Tacikistan çoğunluğu Arap olan ve içlerinde - Hattab, Ebu Velid gibi isimlerin de bulunduğu - yabancı savaşçılara ev sahipliği yaptı. Şimdi ise durum değişti ve Tacikistanlı gençler artık Orta Asya dağları boyunca uzanan cumhuriyetlerden Irak ve Suriye'ye savaşmaya gidiyorlar. Başlangıçta, çoğunlukla Nusret Cephesine katılıyorlardı şimdiyse Orta Asya'dan gelen savaşçıların çoğunu 'İslam Devleti' cezbediyor.
Neredeyse sekiz milyona ulaşan nüfus, Sovyetler sonrası kurulan Tacikistan Cumhuriyeti'nin bir parçasıydı. Otoriter bir başkanlık sergileyen İmamali Rahman'ın 1992'de başlayan yönetimi sonrası hükümet, ülkedeki İslami muhalefeti bir iç savaşla safdışı bıraktı.Bu süreçte bir milyondan fazla göçmen işçi olarak Rusya'ya gitti ve bu işçiler Afganistan üzerinden yürüyen uyuşturucu kaçakçılığında Tacikistan'ın oynadığı kilit rolle birlikte Tacikistan ekonomisinin ana omurgasını oluşturuyorlar. Bununla birlikte nüfusun büyük kısmı için ulusal kimliğin önemli bir parçasını teşkil eden İslam, Sovyetler dönemi boyunca süren inanç karşıtı kampanyalardan ötürü oldukça "Seküler" bir İslam'ı ifade ediyor ve inançlara ya da pratiklere büyük bir tesiri yok.
Devam eden süreçte ise Tacik hükümeti kendisi için iyi olan ulusal "İslam"ın sınırlarını belirledi ve İslam'ın yabancı formlarıyla ulusal formu arasına bir sınır koydu. Selefilik 2009 yılında yasaklandı, eğitim faaliyeti yürüten yabancı medreselere gitmek 2011 yılında suç kapsamına alındı ve imamlar eğitim verecekleri konularla ilgili ana başlıkları 2012 yılından bu yana hükümet onayına sunmak zorundalar. İşte "İslam Devleti"ne katılan Tacikler, bu iddialı ve kendisine fazlasıyla güvenen sekülarizmden ötürü anavatanlarını geride bıraktılar.
Yanlış tahmin: "İslam Devleti" bünyesinde kaç Tacik savaşıyor?
Orta Asya'dan çıkan yabancı savaşçıların paniğe sebebiyet verecek kadar büyük bir problem olduğu noktasında güçlü bir uzlaşı var. Rus uzmanlar, "İslam Devleti"nin 2005 yılında Afgan - Tacik sınırının terkedilmesinin ardından bölgede etkin bir faaliyet yürütebilecek bir tehdit olduğunu düşünüyorlar. Rusya Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Yevgeny Satanovsky'e göre "İslam Devleti" etki alanını önce Afganistan'a sonra da Orta Asya'ya kadar genişletebiir. Satanovsky'e göre beş bine yaklaşan Orta Asya kökenli savaşçı Irak ve Suriye'de bulunuyorlar. Geçtiğimiz Ekim ayında Kanadalı bir terör uzmanı olan Rafal Rohozynsky de Astana'da katıldığı bir konferansta benzeri bir bilgi aktardı.Rohozynsky, online dökümanlar ve Rusça haber servisleri üzerinden yaptığı dikkatli araştırma neticesinde "İslam Devleti" bünyesinde savaşan dört bin Orta Asya kökenli savaşçı bulunduğu sonucuna ulaştı.
Uluslararası haber ajansları da Suriye ve Irak'ta bulunan Tacik savaşçıların ortalama bir sayısını yayınladılar. Geçtiğimiz Eylül ayında CNN yayınladığı haritada Orta Asyalı savaşçılardan henüz bahsetmemişti. Ancak sonraki ay Washington Post yayınladığı haritada Suriye'de otuz Kırgız savaşçının olduğunu duyurdu ve diğer Orta Asya cumhuriyetlerinden bahsetmedi.
Tacik hükümetinin de Irak ve Suriye'de savaşan Taciklerle ilgili bir uyum arzettiği söylenemez. Geçtiğimiz Eylül ayında İmamali Rahman'ın duyurduğu kadarıyla 200 Tacik savaşçı Suriye'de savaşıyor olmalıydı. Ancak bu rakam, ulusal güvenlik birimleri tarafından daha önce verilen 300 rakamıyla çelişiyor. İçişleri Bakanı Ramazan Rahimzoda, Ekim ayında 50 Tacikistan vatandaşının Suriye'de öldürüldüğünü söyledi ancak bunlardan sadece 11'i duyuruldu. Oysa 65 Tacik savaşçının bölgedeki varlığıyla online kayıt var ve bu Tacikstan'ın kuzeyindeki Şarkışlak köyünden olan savaşçıları da içeriyor. Bunların 11'inin öldürüldüğü ve 20'sinin de tutuklandığı biliniyor. Ancak hala kalan 32'sinin akıbetiyle ilgili hiçbir bilgi yok.
Suriye ve Irak'taki Tacik Savaşçıların Profili
Bütün raporlara göre Tacik savaşçılarının büyük kısmı gençlerden oluşuyor ve yaşları 23 ila 41 arasında değişiyor. Savaşçıların çoğu önce Rusya'ya gidiyor - bölgedeki diğer ülkelerden gelen savaşçılar gibi - ve daha sonra da Türkiye'ye geçiyorlar. Tacikler de önce Türkiye'ye geçiyor ve daha sonra Suriye'ye yöneliyorlar. Rusya'da takriben bir milyon Tacik çalışan olduğu düşünüldüğünde göçmenler radikalleştirilmeye karşı daha kırılganlar. Düşük ücretlerle çalışıyorlar, yabancı düşmanlığıyla yüzleşiyorlar ve hükümetin her türlü aşağılamasını sineye çekmek zorundalar. Bu durumda şehidlik kendilerini bekleyen büyük bir mertebe gibi görünüyor. Belki de Suriye bu yüzden genç göçmenleri cezbeden fenomen. Dolayısıyla göç ve radikalleşme arasında bir ilişkinin varlığından söz edilebilir ancak bu konuda daha detaylı bir inceleme yapılmaksızın fazlasını söylemek mümkün değil.
Pek çok savaşçının Tacikistan'dan ayrılmadan önce dini inançlarını açıkça ifade etmediğini görüyoruz. "İslam Devleti" savaşçısı Akhtam Olimov 2014 Eylül ayında bir görüntü yayınladığında ailesi şok oldu. Komşuları da Olimov'un yetişme döneminde dindar olmadığı yorumunu yapıyorlar. Annesinin söylediğine göre Rusya'ya gitmeden önce sakal da bırakmamıştı. Babacan Kurbanov'un 2014 Ağustos ayında öldürülmesinin ardından basına konuşan kardeşi de "Babacan dindar birisi değildi ve onun nasıl olup da Suriye'ye savaşmaya gittiğini anlayamıyoruz." diyordu. Aşırılık yanlısı gruplara katılan pek çok Müslüman grup gibi, Tacikler de Kur'an, Sünnet, Şeriat veya hadis üzerine derin bir bilgiye sahip değil.
26 yaşındaki Bahtiyar Sherov - Ebu Ahmed Taciki olarak biliniyordu - ile ilgili de durum aynıydı. Tacikistan'ın güneyindeki Kulob'ta doğan Sherov, hemşehrilerinin pek çoğu gibi Rusya'ya gitmek üzere ülkesini 2011 yılında terketti. Ailesine birkaç ay para gönderdikten sonra ortadan kayboldu ve daha sonra ailesi kendisinin öldüğünü öğrendi. Sherov, Nusra saflarında savaşırken 2014 Mart ayında öldürülmüştü.
Tacik savaşçıların Suriye ve Irak'ta oynadığı rol
Son zamanlarda Rus sosyal paylaşım sitesi Odnoklassniki'de "İslam Devleti" bünyesinde savaşan Tacikler tarafından yirmi ayrı video yüklendi. Tacik hükümetine uyarıların yer aldığı videolar dışında Tacik savaşçılar videolarda yemek yerken, şakalaşırken ya da bir şehir meydanında gezinirken görülüyorlar. Bilad-i Şam'da bulunan savaşçılarının hayatlarına bir nebze olsun ışık tutan videolardan birisinde Ebu Umariyon olarak kendisini tanıtan bir Tacik, oldukça bozuk bir Arap konuşuyor ve bir Irak kasabasında kurulmuş kontrol noktasında araçları durdurarak araçlarda kaçak sigara olup olmadığını kontrol ediyor.
Irak ve Suriye'de savaşan Taciklerin Rusya'nın çeşitli bölgelerinden ya da Orta Asya'nın muhtelif ülkelerinden gelen diğer cihadi gruplarla bağlantıda olduğu açık. 2014 yılında Irak televizyonu Suriye sınırında tutuklanan Tacik vatandaşı Alim Yusuf isimli br gençle yapılan röportajı yayınladı. "İslam Devleti" için çalıştığını kabul etmesine rağmen Yusuf, kendisinin sadece şoförlük yaptığını savundu. Yusuf, "Rakka'ya gittim. Sadaashri adındaki bir kasabada 14 gün kaldım. Kaldığım kampın komutanı Ömer Şişani'ydi ve orada 18 ya da 20 kişi vardı. Bazıları Arap kökenliydi ve diğerleri de Çeçendi. Yusuf, kendisinin bir çatışmada asla bulunmadığını öne sürüyor.
Tacik Hükümeti'nin Acımasız Cevabı
Tacik hükümeti, sık sık radikalleşmenin büyük bir potansiyel tehdit olduğunu savunurken Tacik Cumhurbaşkanı Rahman da radikalleşmenin yüzyılın vebası ve küresel bir tehdit olduğunu öne sürdü. Rahman, "İslam Devleti" grubuna bağlı militanların oluşturduğu tehditlerin hafife alınmaması gerektiği görüşünde. Suriye ve Irak'a gidip dönenlerin Tacikistan'da oluşturduğu tehditle ilgili tek delil ise hükümet tarafından dağıtıldı. Ekim 2014'te Tacik hükümeti, ülkenin kuzeyinde bulunan bir tüneli havaya uçurmaya hazırlanan bir terörist grubun planını bozduğunu iddia etti. Hükümete göre grubun Suriye ile bağlantısı vardı. Tacik milletvekilleri de bu tehditleri gözardı etmeyerek 2014 yılında ülkenin Ceza Kanunu'nu değiştirdiler. Bu değişikliğe göre yurtdışında bir savaşa katıldığı ispat edilen ve suçlu bulunanlar 25 yıl hapis cezasına çarptırılacak. Ülkenin din adamları konseyi yayınladıkları fetvayla savaşmak için ülke dışına seyahat etmenin büyük günah olduğunu açıkladı.
Sık sık pişman olup ülkeye geri dönenleri affedeceğini duyuran Tacik hükümetinin asıl uygulamaları ise ilan ettiği gibi görünmüyor. "İslam Devleti" hayaleti Tacik hükümetinin "Yabancı İslam" olarak değerlendirdiği İslami yapıları ezmek için kullandığı bir gerekçe. Suriye bağlantılı olduğu için tutuklanan ilk Tacik vatandaşı 2013 Aralık ayında hapsedildi ve o dönemden beri devam eden cadı avı neticesinde 2014 yılı sonuna kadar 116 Tacik vatandaşı aşırılıkla mücadele kapsamında tutuklandı. Anlaşılan yerel polis ofislerinin duvarlarını belli bir şüpheli tipine ait bilgiler dolduruyor: İslamcılar.
Tacik hükümetin siyasal rakiplerini itibarsızlaştırmak amacıyla Suriye ve Irak'ta savaşan militanlarla bağlantıda olma suçlamasını kullandı. Bahriddin Muminov 2013 yılında tutuklandı ve kendisine yöneltilen suçlama Nusret Cephesi için savaşmaktı. Devlet televizyonu da Muminov ile yapılan bir röportajı yayınladı ve Muminov'un "İslami Tecdid Partisi"ne üye olduğuna dair beyanatı da bu röportajda yer almaktaydı. "İslami Tecdid Partisi" ülkenün tek inanç temelli yasal siyasi partisi. Suriye'de savaştığı iddia edilen Turajonzoda kardeşler de kendilerini Esed'e karşı savaşmak için Tacik din adamlarının gönderdiğini söylediler. Ancak göründüğü kadarıyla bu suçlamalar büyük oranda asılsız ve siyasi temelli.
Anlaşılan o ki Tacikistan'da hükümetin dini baskı altında tutma politikası ters tepiyor ve Tacik vatandaşları bu politikalardan ötürü daha da radikalleşiyor. Tacik vatandaşlarını radikalleşme ve marjinalleşme neticesinde Suriye ve Irak'a gidip savaşa katılmak cezbediyor. Şam, hala cihada gitmek isteyenler için, daha geleneksel bir görüntü çizen Afganistan'a göre daha cezbedici bir yer. Arapça konuşan militanlar sosyal medyayı kullanıyorlar ve insanları "İslam Devleti"nin kazanmakta olduğuna ikna ediyorlar. Görünen o ki daha uzun süre Tacikistan dağlarından cihada katılmak için yola çıkanların hikayelerini okuyacağız.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER
Haber Ara
Yorum Yap