SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMSPORÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜREMLAKEĞİTİMFOTOVİDEO
İşte Milli Görüş partileri
27.02.2011 15:11

İşte Milli Görüş partileri

Bugün hakkın rahmetine kavuşan Necmettin Erbakan, ilk olarak Konya'dan bağımsız milletvkili olarak TBMM'ne girdi. Ardından da Milli Nizam Partisi'ni kurdu.

HABER MERKEZİ / TIMETURK

MİLLİ NİZAM PARTİSİ

Merhum Prof Dr Necmettin Erbakan 26 Ocak 1970'te Millî Nizam Partisi (MNP) adıyla ayrı bir siyasi güç olarak ortaya çıktı. MNP, 1969 seçimlerinde Konya'dan bağımsız olarak parlamentoya giren Necmettin Erbakan ve 17 arkadaşı tarafından kuruldu.

Kurucuları: Necmettin Erbakan, , A. Tevfik Paksu, Ali Haydar Aksay, Süleyman Arif Emre, H.Tahsin Armutcuoğlu, Ömer Çoktosun, Ekrem Ocaklı, Ö.Faruk Ergin, Saffet Solak, Hasan Aksay, Ali Oğuz, İsmail Müftüoğlu, Nail Sürel, Fehmi Cumalıoğlu, Hüsamettin Fadıloğlu, Bahattin Çarhoğlu,Mehmet Satoğlu, Rıfat Boynukalın, Hüsamettin Akmumcu, Hüseyin Abbas, ikbal Şen .

Amblemi, işaret parmağını kaldıran sağ bir yumruktu. Genel başkanlığına Necmettin Erbakan'ın geldiği parti içinde, Ahmet Tevfik Paksu, Süleyman Arif Emre, Hasan Aksay ve Fehmi Cumalıoğlu gibi isimler vardı. MNP, Adalet Partisi'nden (AP) ayrılan Isparta milletvekili Hüsamettin Akmumcu ve Tokat milletvekili Hüseyin Abbas'ın da katılımıyla TBMM'de 3 milletvekili ile temsil edildi.

İslamcı bir söylemin egemen olduğu MNP'nin programında, milli ve manevi kalkınmaya önem verildi. Parti, ahlak ve fazilet kavramlarını ön plana çıkarttı. Serbest rekabetçi ekonomik anlayışa ve faiz sistemine karşı çıkarak, devlet müdahalesiyle ekonomide bir nizam sağlanması gerektiğini öne sürdü. Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (Avrupa Birliği) girilmesine de karşı çıkan parti, Türkiye'de ağır sanayi yatırımlarına hız verilmesi gerektiğini savundu.

Partinin Kuruluş Beyannamesi'nde Aziz Milletimiz; Bugün, daima Hak'ka bağlılıkta, Hak'kı tutmakta, iyiyi destekleyici, kötüyü men edici hüviyetiyle insanlık tarihinin en ulvi mahreki üzerinde yürüyen Büyük Milletimizin çeşitli tesirlerle kendi yolundan saptırılması gayretlerinin hüküm sürdüğü oldukça uzun bir devreden sonra yeniden ulvi ve şanlı tarihi yörüngesi üzerine oturtulması için füzelerin ateşlendiği gündür. Milli Nizam Partisi; Milletimizi karışık ve karanlık devrelerden sonra aydınlığa götürecek, onu parlak tarihi yörüngesi üzerine yeniden oturtmak için ateşlenen güçlü füzedir. Bugün bu füzenin ateşlendiği gündür. Bugün bu mutlu gündür. Bütün milletimize uğurlu ve hayırlı olsun. Ey daima Hak'kı tutmak, iyiyi sağlamak ve kötüyü men etmek yolunda bulunmak üzere seçilmiş mümtaz ve Aziz Milletimiz! deniliyordu.

MNP programı ile ortaya atılan bu görüşler, sonraki yıllarda "Milli Görüş" adı altında, Erbakan ve arkadaşlarınca kurulan veya kurdurulan bütün partilerin programlarının genel çerçevesini oluşturdu.

Cumhuriyet Başsavcılığı, 5 Mart 1971'de, MNP hakkında "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" gerekçesiyle dava açtı.

Anayasa Mahkemesi, 20 Mayıs 1971'de, partinin "laik devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunması prensiplerine aykırı olduğu" gerekçesiyle kapatılmasına karar verdi. Bununla birlikte, MNP yöneticileri hakkında herhangi bir ceza davası açılmadı.

Erbakan, MNP'nin kapatılmasından sonra İsviçre'ye gitti ve bir süre orada kaldı.

Kapatılan MNP'nin kadroları, benzer bir tüzükle, yaklaşık 1,5 yıl sonra 11 Ekim 1972'de, Millî Selamet Partisi (MSP) adıyla yeni bir parti kurdular. Partinin Genel Başkanlığı'na Süleyman Arif Emre getirildi.

MİLLİ SELAMET PARTİSİ

12 Mart müdahalesinden hemen sonra 20 Mayıs'ta MNP kapatıldı. Genel başkan Necmettin Erbakan İsviçre'ye gitti. Kapatılan MNP'nin kadroları, 11 Ekim 1972'de, Millî Selamet Partisi (MSP) adıyla bir parti kurdular. Partinin Genel Başkanlığı'na Süleyman Arif Emre getirildi. MNP kurucularından hiçbiri MSP kurucusu değildi. Parti 42 ilde teşkilatlandı.

MSP'nin kuruluş çalışmaları içinde yer alan Necmettin Erbakan, bu partiye resmen 1973'ün Mayıs ayında katıldı, 20 Ekim 1973'te partinin genel başkanı oldu. 14 Ekim 1973 seçimlerinde MSP 1.2 milyon oy aldı, %11'lik bu oyla 48 milletvekiliyle meclise girdi. Senato seçimleri sonucunda ise 3 senatörlük kazandı.

26 Ocak 1974'te CHP-MSP koalisyonu kuruldu. Başbakan yardımcısı Necmettin Erbakan, din işlerinden sorumlu devlet bakanlığı, içişleri, adalet, ticaret, gıda tarım hayvancılık, sanayi teknoloji bakanlıklarını aldı.

MSP kamuoyunda takunyalı parti olarak tanındı. Ahlak ve maneviyat ve ağır sanayi partisiydi. Genel Af Kanunu'na 22 milletvekili ret oyu verdi, 141 ve 142 mahkumları af dışı kaldı. Ecevit, 7 aylık bu koalisyonu, Kıbrıs Harekâtı başarısıyla yürüttü ancak iki parti anlaşamadı, hükûmet dağıldı.

MSP, soldan sonra sağla koalisyona girdi. 31 Mart 1975'de AP-MSP-MHP-CGP 1.MC'yi (milliyetçi cephe) kurdular. Arkasından 77 seçimleri sonunda 2.MC kuruldu. MSP bu koalisyonlarda anahtar parti idi. Ancak genç demokrasiye bir darbe daha vuruldu ve 12 Eylül askeri müdahalesi gerçekleşti. MSPliler Konya mitingi sebebiyle yargılandılar, beraat ettiler.

MSP, 12 Eylül 1980'e kadar, Türkiye'nin siyâsal yaşamında etkin bir rol oynadı. Üç kez koalisyon hükümetlerinde yer aldı. 12 Eylül yönetimi tarafından diğer partilerle birlikte kapatıldı.

REFAH PARTİSİ

Milli Selamet Partisi, 12 Eylül 1980 askeri harekatından sonra kapatılmıştı. Milli Güvenlik Konseyince siyasi partilerin yeniden kurulup faaliyet göstermesine izin verilmesi üzerine 19 Temmuz 1983'te avukat Ali Türkmen başkanlığında Milli Selamet Partisinin görüşlerini benimseyen Refah Partisi (RP) kuruldu. Kurucularının Milli Güvenlik Konseyi (MGK) tarafından birkaç defa veto edilmesi sebebiyle, kadrosu, kanunların öngördüğü zamanda tamamlanamadığından 1983 seçimlerine katılamadı. Daha sonra kurucu üyeler arasından veto edilmeyen Ahmet Tekdal parti başkanlığına getirildi.

Refah Partisi ülke çapında çok kısa zamanda bütün teşkilatını kurdu. Programında manevi kalkınmaya ve sanayileşmeye ağırlık vereceğini belirterek, Milli Selamet Partisinin muhafazakar-dini oy tabanına yerleşti. İlk olarak 25 Mart 1984'te Ahmet Tekdal başkanlığında yerel seçimlere katıldı. Oyların % 4.44'ünü alarak Urfa ve Van belediye başkanlıklarını kazandı. 28 Eylül 1986'da 11 ilde yapılan milletvekili ara seçimlerine katıldı. Bu seçimlerde % 4.76 oy alabildi. 6 Eylül 1987'de yapılan referandum (halk oylaması) ile bazı eski siyasi parti liderlerine siyaset yapma yasağı kaldırılınca, MSP eski başkanı Necmettin Erbakan Refah Partisi genel başkanlığına seçildi (11 Ekim 1987).

Refah Partisi, Kasım 1987'de yapılan milletvekili erken genel seçimlerine Necmettin Erbakan başkanlığında girdi. Oylarının oranını % 7,16 oranına çıkardı. Ülke genelinde% 10 barajını aşamadığı için milletvekili çıkaramadı. Mart 1989'da yapılan Belediye Başkanlığı (Yerel İdare) Genel Seçimlerinde Türkiye genelinde toplam oy oranını % 9.8'e çıkardı. Kahramanmaraş, Sivas, Şanlıurfa, Van ve Konya illerinin belediye başkanlıklarını kazandı.

20 Ekim 1991 Milletvekili Erken Genel Seçimine Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi, Islahatçı Demokrasi Partisi üçlü ittifak olarak katıldılar. Anayasaya göre iki ve daha fazla partinin birleşerek seçime katılmalarının yasak olması sebebiyle bu üç partinin ittifakları kâğıt üzerinde resmi bir belgeye dayanmamaktadır. Bunun için IDP ve MÇP partilerinin milletvekili adayları seçime katıldıkları bölgelerden bağımsız aday olarak katılmışlar, fakat her üç parti de birbirinin adaylarına oy vermişlerdir.

20 Ekim 1991 Erken Genel Seçimlerine bu şekilde katılan Refah Partisi (RP), Türkiye genelinde kullanılan seçmen oylarının % 16.90'ını alarak TBMM'ye 62 milletvekiliyle girdi. TBMM'de grup kuran dört partiden birisi oldu. Daha sonra Milliyetçi Çalışma Partisine ve Islahatçı Demokrasi Partisine mensup milletvekilleri ayrıldılar. Kapatılan partilerin açılmasına izin verilmesi üzerine açılan MSP Refah Partisine katıldı.

1994 Yerel Seçimlerinde büyük bir sıçrama yaptı; yüzde 19.14 oranında oy alarak, İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazandı. 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde yüzde 21.38 oy oranıyla 158 milletvekilliği kazandı ve birinci oldu. Seçimlerden hemen sonra Anavatan Partisiyle yapılan koalisyon görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Doğru Yol Partisiyle kurduğu koalisyon hükümeti (Refahyol Hükümeti) 28 Haziran 1996'da TBMM'de güvenoyu aldı, Erbakan da başbakan oldu. Daha sonra Erbakan'ın istifa etmesi üzerine Refahyol hükümeti dağıldı (Haziran 1997).

21 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, iktidarda iken RP hakkında, "Lâik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri" gerekçesiyle dava açtı. Refah Partisi, 8 ay süren dava sonunda, 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan ve İbrahim Halil Çelik'e 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirildi. Kapatılma gerekçesinde, parti görevlilerinin laiklik karşıtı eylemleri, devletin kurucusuna karşı suçlamaları ve türbanla ilgili siyaseti de kanıtlar arasında sayıldı.[1]

Partinin programları arasında; Türkiye'de manevi kalkınmayı sağlamak, adil düzeni kurmak, ağır sanayiyi gerçekleştirmek, İslam ülkeleriyle olan ilişkileri arttırmak, faizi kaldırmak, Türkiye'nin AT'a girmesinin faydasız olduğu gibi dini temelli görüşleri vardı.

FAZİLET PARTİSİ

Fazilet Partisi (FP), Millî Görüş hareketi'nin Refah Partisi'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından (1998) sonra İsmail Alptekin başkanlığında kurulan siyasî çatısı. Onun kaderi de RP gibi oldu. Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın iddiaları anayasa Mahkemelesince haklı bulundu.

17 Aralık 1997'de, Refah Partisinin kapatılması ihtimaline karşı Milli Görüş çizgisindeki bir parti olarak İsmail Alptekin başkanlığında kuruldu. Refah Partisi'nin 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından sonra bağımsız kalan 150'ye yakın milletvekili Fazilet Partisi'ne geçti. 14 Mayıs 1998'de yapılan kongrede Recai Kutan genel başkanlığa getirildi. Bu kongreden sonra Parti içinde, parti yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak isteyen yenilikçilerle Milli Görüş hareketinin kurucuları olan gelenekçiler olarak adlandırılan kanatlar arasında çekişme yaşanmaya başladı.

1999 yılında, aynı tarihte yapılan yerel seçimlerde elindeki belediyeleri büyük ölçüde korusa da, genel seçimlerde Refah Partisinin 1995'teki oy oranının ve milletvekili sayısının altında kaldı. 2 Mayıs 1999'da, Fazilet Partisi İstanbul milletvekili Merve Kavakçı'nın TBMM'deki yemin töreni sırasında genel kurula başörtüsüyle girmesi krize neden oldu.

Bu olaydan hemen sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, 7 Mayıs 1999 günü kapatma davası açtı. 14 Mayıs 2000'de yapılan FP 1. Kongresi'nde gelenekçi ve yenilikçi kanatlar arasındaki çekişme su üstüne çıktı. Yenilikçi kanadın adayı Abdullah Gül 521, Recai Kutan 633 oy aldı.

Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş 7 Mayıs 1999’da Fazilet Partisi’nin kapatılması yönünde dava açtı. Vural Savaş gerekçe olarak Anayasa’nın 68. ve 69. maddelerinin ihlal edilmesini ve Fazilet Partisi’nin Refah Partisi’nin devamı olmasını gösterdi. Ayrıca kapatılan partilerin yöneticilerinin bir başka partinin yöneticisi ya da denetleyicisi olamayacağını ve partinin laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini öne sürdü. Vural Savaş, Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu iddianamede kapatılan Refah Partisi milletvekillerinin birkaç gün içinde Fazilet Partisi’ne geçmelerinin, Necmettin Erbakan’ın Fazilet Partisi’ni yönetmesinin, Fazilet Partisi’nin kapatılan Refah Partisi’nin devamı olduğunu gösterdiği savunuldu. Erbakan’ın Balgat’taki evinde sürekli FP kurmayları ile görüşmesi, bayramda parti genel başkanıymış gibi FP’lileri gruplar halinde kabul etmesi kanıt gösterildi.

FP’nin kapatılma davası, 8 Mayıs 1999 günü işleme koyuldu. Dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, ilk incelemesini yapması için dosyayı raportöre havale etti. FP’nin kapatma davasında ilk incelemeyi 12 Haziran] günü yapan Anayasa Mahkemesi, iddianamesini, FP’li Merve Kavakçı’nın TBMM’deki baş örtüsü olayına, "FP’lilerin baş örtüsü ve dini sömürü aracı yaparak, kolay yoldan oy toplamalarına, bunun da laikliğe aykırı olduğu" tezine dayandıran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın belgelerini eksik buldu. Anayasa Mahkemesi, başsavcıdan başta Genel Başkan Recai Kutan olmak üzere, FP yöneticileri, milletvekilleri ve belediye başkanlarının kapatma gerekçesi olabilecek söz ve eylemlerini tek tek kanıtları ile sunmasını istedi. Bu sırada Show TV’nin, tarikat toplantısına katıldığını ortaya çıkardığı FP’li Aksaray Belediye Başkanı Ahmet Er hakkında 15 Haziran 1999 günü Ankara DGM Başsavcılığı soruşturma başlattı. Er’in katıldığı Ceylani Hizmet Vakfı’nın tarikat toplantısı ile ilgili haberin kaseti ve Erbakan ile Hatipoğlu’nun telefon görüşmesi kaydı Anayasa Mahkemesi’ne kanıt olarak sunuldu. Bu ses kaydında seçimlerin iptaliyle ilgili oylama konusunda Erbakan’la konuşan Hatipoğlu, "Meclis’te yaptığım usule, hukuka ve kurallara aykırı" demektedir ve Erbakan’dan talimat almıştır. Anayasa Mahkemesi, başsavcının sunduğu kanıtlar dolayısıyla FP’den savunma istedi ve partiye ek süre tanıdı. FP 10 Eylül 1999'da savunmasını verdi. Savunmada FP’nin RP’nin devamı olmadığı ve FP’ye yöneltilen suçlamaların dayanaksız olduğu ileri sürüldü. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın, 7 Mayıs 1999'da FP için açtığı kapatma davası, 19 ay sonra 16 Kasım 2000’de başladı. Mahkeme, milletvekillerinin sözlü savunmalarının alınması taleplerini reddetti. Mahkeme, bu kararını ise "bu davada şahısları değil, tüzel kişiliğin yargılandığı" gerekçesine dayandırdı.

Cumhurbaşkanı Sezer 18 Aralık 2000’de Yargıtay Başsavcılığı seçiminde 49 oy fark atan Vural Savaş’ın yerine, bu makama ikinci sıradaki Sabih Kanadoğlu’nu atadı. Bu karar FP’de kısa süreli bir sevinç yarattı. Yargıtay’ın yeni Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu 5 Şubat 2001’de FP hakkındaki kapatma davasında ek iddianame verdi. Kanadoğlu, ek iddianamede, Anayasa Mahkemesi’nin delil olarak kabul etmediği FP 1. Olağan Kongresi’ne ilişkin kasetleri dayanak göstererek, FP’nin kapatılan RP’nin devamı olduğu gerekçesiyle kapatılmasını istedi. FP 1. Olağan Kongresi’ne ilişkin kasetlerin Anayasa Mahkemesi’nce "iddianame tarihinden sonraki olayı içerdiği" gerekçesiyle delil kabul edilmediği anımsatılan ek iddianamede, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalarda CMUK hükümleri geçerli olsa da bu davaların ceza davası olarak kabul edilemeyeceği belirtildi. Anayasa Mahkemesi’nde bulunan FP 1. Olağan Kongresi’ne ilişkin kasetlerin çözümünden "Mücahit Erbakan-Erbakan nerede biz oradayız-İşte komutan işte asker" şeklinde tezahüratların yapıldığı ve dev ekrandan altyazı olarak "Mücahit Erbakan" yazısının geçtiği kaydedilen ek iddianamede, Anayasa Mahkemesi’nin 16 Ocak 1998 tarihinde RP’nin Anayasa’nın 68. maddesinin 4. fıkrasına göre "Laik cumhuriyet karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği" gerekçesiyle temelli kapatılmasına karar verildiği hatırlatıldı. Bunun üzerine FP yine ek süre talep etti ve FP’nin kapatılma davası Anayasa Mahkemesi tarafından ancak 11 Haziran 2001 tarihinde görüşülmeye başlanabildi. Kapatma kararı 22 Haziran 2001’de verilerek Nazlı Ilıcak, Merve Kavakçı, Bekir Sobacı, Ramazan Yenidede ve Mehmet Sılay'a 5 yıl süreyle siyasî yasak getirildi. (Hürriyet gazetesinin arşivlerinden özetlenerek hazırlanmıştır.) Daha sonra bu partinin devamı niteliğinde Recai Kutan önderliğinde Saadet Partisi kuruldu.

SAADET PARTİSİ

Millî Görüş hareketinin siyasî partisi olan Saadet Partisi, 20 Temmuz 2001 tarihinde Ankara’da kuruldu. Recai Kutan kurucu genel başkanlığa getirildi. Fazilet Partisi'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından sonra bağımsız kalan 105 milletvekilinden yarıya yakını Saadet Partisi'ne geçti.

2002 Erken Genel Seçimleri'nde yüzde 2.5 oy oranıyla TBMM dışında kaldı. 11 Mayıs 2003'te yapılan 1 Olağan Kongre'de aday olmayan Recai Kutan'ın yerine Necmettin Erbakan genel başkanlığa seçildi. Ancak Aralık 2003'te Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Erbakan'ın kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle parti üyeliğinden ayrılmasını istedi, bunun üzerine Erbakan 30 Ocak 2004'te parti üyeliğinden ve genel başkanlıktan istifa etti. Yerine tekrar Recai Kutan getirildi.

2004'teki Yerel Seçimler'de yüzde 4.77 oy oranıyla 63 belediye başkanlığı kazandı. 8 Nisan 2006'da yapılan 2. Büyük Olağan Kongre'de genel başkanlık görevini vekaleten yürüten Kutan, bu göreve seçildi. 2007 Genel Seçimleri'nde yüzde 2.34 oy oranı aldı.

26 EKİM 2008'de yapılan 3. Büyük Kongre'de Numan Kurtulmuş genel başkanlığa seçildi.

Numan Kurtulmuş'un Büyük Kongre'deki "Harun Gibi Gelip Karun Gibi Gitmeyeceğiz" sözü siyasi arenada büyük yankı uyandırdı. Kurtulmuş, siyasette şu an için muhalefet olduklarını ve bu muhalefet anlayışını yapıcı temeller üzerine yerleştirip hiçbir zümre veya kişiye karşı önyargılı davranmayacaklarını belirtti.

29 Mart 2009 tarihinde yapılan Yerel Seçimlerde oy oranını yüzde 90 oranında arttırarak yüzde 5,2 oy aldı. Otoriteler tarafından bu seçimlerin en başarılı partileri arasında gösterildi.

11 Temmuz 2010'da Ankara'da yapılan 4. Olağanüstü Kongre'de tek aday olarak katılan Numan Kurtulmuş yeniden genel başkanlığa seçildi. Aynı kongrede partinin genel idare kurulu ve yüksek disiplin kurulu üyeliklerinin belirlenmesi için yapılan seçimlerde Necmettin Erbakan'ın desteklediği ve Milli Görüş'ün kurucuları ile Erbakan'ın yakınlarının ağırlıkta olduğu yeşil listeye karşılık Numan Kurtulmuş'un desteklediği beyaz liste seçildi.[1] Yeni isimlerin yer aldığı beyaz listenin seçilmesi Necmettin Erbakan ve Milli Görüş hareketinin kurucularının Saadet Partisi'nin yönetiminden tasfiyesi olarak değerlendirildi.

Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi, 11 Temmuz 2010’da yapılan Olağanüstü Kongre’de üsulsüzlük iddiasıyla yapılan itirazı karara bağladı. Bunun sonucunda Saadet Partisi’nin yönetiminin kayyuma devredilmesine ve Numan Kurtulmuş'un genel başkanlık görevinden alınmasına karar verdi.[2]

Numan Kurtulmuş, 1 Ekim 2010'da yaptığı basın toplantısında genel başkanlık görevi ve Saadet Partisi'nden istifa ettiğini açıkladı.

27 Şubat 2011'de Hakkın rahmetine kavuşan Prof Dr Necmettin Erbakan  17 Ekim 2010'da genel başkan seçilmişti.




    YORUM YAZ

YORUMLAR

İsmail ÇAKIR- Gazeteci / 10.03.2015 08:42:41
Rahmman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla
Ben Gazeteci İsmail Çakır. Almanya - Bergkamen
Merhum Prof.Dr. Necmettin Erbakan'ı yakınen tanımaktaydım. Kendilerini yüzlerce haberlerini yazmıştım. Ne zaman Avrupa'ya gelseydi. En yakınında Basın Masamı koyarlardı. Bende noksansız olarak söylemlerini not ederek Basına intikal ettirirdim. Büyük bir Devlet Adamıydı. İkinci Abdulhamid idi. Dünya siyasetini çok iyi bilen ve İslam Dünyasında önemli bir yeri vardı. Vatan hainlerinin işlerine gelmemişti. Saygı
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR