Kazakistan’da sandıklar kapandı ve ortaya çıkan tablo ilk bakışta şaşırtıcı görünmüyor: Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in siyasi çizgisini temsil eden Adilet Partisi, oyların yüzde 71’inden fazlasını alarak ezici bir galibiyet elde etti.
Ancak bu sonucu rutin bir seçim zaferi olarak okumak, Kazakistan’da son yıllarda yaşanan derin dönüşümü ıskalamak anlamına gelecektir. Zira sandıktan çıkan asıl sonuç bir siyasi partinin başarısından çok daha fazlasıdır. Yani, Tokayev’in bizzat inşa ettiği yeni siyasal düzenin tescilidir.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana Kazakistan, uzun yıllar boyunca Nursultan Nazarbayev’in mutlak siyasi ağırlığı altında yönetildi. Tokayev, 2019’da bu mirasın halefi olarak göreve gelse de asıl kırılma Ocak 2022 olaylarıyla yaşandı. Kitlesel protestoların ardından “Eski Kazakistan” elitlerinin tasfiyesi, Tokayev için bir devir teslimden öteye geçti ve kendi iktidar mimarisini kurduğu kurucu bir geçiş dönemine dönüştü.
Bugünkü tabloyu anlamlandırmak için tam da bu tasfiye ve yeniden inşa sürecine odaklanmak gerekiyor.
Yüzde 71’lik oy oranı, salt bir aritmetik data olarak görülmemeli.
Bu sonuç, parlamentodaki dengelerin bütünüyle Tokayev lehine konsolide edildiğini gösteriyor. Üstelik barajı aşarak meclise giren diğer aktörlerin de mevcut yönetimle tam bir uyum içinde olduğu düşünüldüğünde, ortada klasik bir iktidar-muhalefet rekabetinden ziyade, merkezinde Tokayev’in yer aldığı ve periferisinde farklı tonların konumlandığı "kontrollü bir çoğulculuk" bulunuyor.
Dönüşümün kurumsal ayağında ise köklü bir anayasal reform yatıyor. İki meclisli yapıdan tek meclisli Kurultay sistemine geçiş, mart ayındaki referandumla kabul edilip 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girdi. Dolayısıyla 23 Ağustos seçimleri, yalnızca yeni vekillerin belirlendiği bir oylama olmamakla beraber, bu yeni anayasal nizamın sahadaki ilk büyük meşruiyet sınavı niteliğindeydi.
Tam da bu noktada karşılaştırmalı siyasetin temel bir paradoksu beliriyor: Sandığın varlığı, sistemin otomatik olarak rekabetçi bir demokrasiye dönüştüğünü kanıtlamaz. Demokratik meşruiyet yalnızca oy verme ediminden değil, sahici siyasal alternatiflerin yarışabilmesinden beslenir.
Nitekim AGİT gözlemcilerinin de altını çizdiği üzere, pusuladaki aktörlerin neredeyse tamamının cumhurbaşkanının politikalarını desteklemesi, siyasi rekabet alanının sınırlarını belirgin bir biçimde de ortaya koyuyor.
Dolayısıyla yüzde 71’lik destek, toplumsal bir tercihten ziyade, siyasal alanın yukarıdan aşağıya nasıl dizayn edildiğinin doğrudan bir yansıması olarak görülebilir.
Buna karşın Tokayev’i yalnızca indirgemeci bir “otoriter lider” şablonuna sıkıştırmak da eksik ve yanlış bir okuma olur.
Tokayev, içeride yürütme erkini merkezileştirirken dışarıda son derece pragmatik ve çok boyutlu bir denge diplomasisi yürütüyor. Rusya’nın doğrudan etki alanına hapsolmayan, Çin ile ekonomik entegrasyonu derinleştiren ve Batı ile stratejik temas noktalarını canlı tutan bu çizgi, Hazar havzası ile Orta Asya’nın kavşağındaki bir ülke için jeopolitik bir mecburiyettir.
Lakin içerideki merkeziyetçiliğin orta ve uzun vadedeki sürdürülebilirliği ciddi soru işaretleri barındırıyor. Zira siyasal istikrar ile siyasal durağanlık arasındaki sınır oldukça incedir. Nitekim Kazakistan bu kırılganlığı 2022 yılında acı bir tecrübeyle yaşadı. Yüksek enflasyon ve ekonomik darboğazın yeniden tartışıldığı bir atmosferde politik alanın aşırı denetlenmesi, kısa vadede asayişi sağlasa da alternatif taleplerin sistem içi kanalları tıkandığında yeni toplumsal patlamaların zeminini hazırlayabilir.
Üstelik 2029 perspektifi masadayken süreç daha da kritik bir viraja giriyor. Yeni anayasal düzenin, mevcut görev süresi bittiğinde Tokayev’e yedi yıllık yeni bir dönem için adaylık kapısını araladığı yönündeki değerlendirmeler, Astana’daki iktidar denkleminin geleceğini şimdiden şekillendiriyor.
Özetle; yaşananları basit bir seçim zaferi görmek yerine, Nazarbayev sonrasının “Tokayev Düzeni”ne evrilme süreci olarak tahlil etmek gerekir.
Sandıktan Tokayev çıkmıştır; bu yadsınamaz bir sonuç. Ancak yanıtlanması gereken asıl soru şudur:
Tokayev sandıktan çıktığı için mi bu kadar güçlü, yoksa bu kadar güçlü olduğu için mi sandıktan başka bir sonuç çıkamıyor?
Kazakistan’ın yeni dönemdeki kaderini, tam olarak bu sorunun yanıtı tayin edecek.
Dr. Hüseyin Yeltin