İlginç Karşılaşmalarımın Kısa Anatomisi
Allah, dilediğini dilediği vakitte, dilediği mekânda takdir buyurur ve hayata geçirir.
Bizler de bu ilahi tecelliden nasibimizi alır, bazen hayretle, bazen de derin bir şükranla...
Aklıma düşen, gönlümde yer eden dostların, dünyanın dört bir köşesinde ansızın karşıma çıkıvermesi beni her seferinde derinden sarsıyor.
Sanki görünmez bir el, hayatın sayfalarını ustalıkla çeviriyor ve tam o anda karşımıza çıkarveriyor.
ETİYOPYA'DA SÜPRİZ KARŞILAŞMA

Geçen hafta, Yeniden Refah Partisi Avrupa Başkanı kıymetli dostum Ahmet Günaydın’ı, Addis Abeba-Frankfurt seferinde kaderimle buluşturdu.
Uçağın daracık koltuklarında yan yana, tam on iki saatlik bir yolculuk... Konuşacak ne çok şey birikmiş meğer. Aynı sektörde yoğrulmuş hayatlarımız, ortak dünya görüşümüz, geceyi uykusuz ama bereketli kıldı.
ORTA AFRİKA'DA 'SÜBHANALLAH' DEDİM!

Yine o hafta, uzun zamandır hasret kaldığım Berlinli dostum Ali Aslan'ı, Orta Afrika’nın tozlu topraklarında, Çad’da karşıma çıkardı.
Bir lokantanın mütevazı bir köşesinde otururken, ayrılmak üzereyken dönüp son bir kez bakması... Göz göze geldiğimiz o an, “Bu nasıl olur?” diye içimden geçirdim. Kalbim şükürle doldu. Sübhânallah.
BU KEZ JAPONYA'DA...

Bu sene, Mart’ın ilk haftasında Japonya’dayken de benzer bir ilahi lütfa mazhar oldum. Tokyo’ya üç yüz kilometre mesafede yaşayan, görüşmeyi çok arzu ettiğim işadamı ve STK başkanı Mehmet kardeşimle bir türlü bir araya gelememiştik.
Bir haftalık gezi sürem dolduğunda gönlümde buruk bir hisle Tokyo Havalimanı’na yöneldim. “Takdir-i İlâhî böyledir” deyip kabullendim.
Uçağa binip yerime oturmak istediğimde, el valizimi yerleştirirken arkamdan tanıdık bir ses yükseldi: “İsmet Abi!”
Dönüp baktım... İnanamadım. Mehmet Öztürk kardeşim, üç yüz kişilik uçakta tam yanımdaki koltukta oturuyordu. Gözlerimiz doldu, kalplerimiz ferahladı.
Tokyo’dan İstanbul’a uzanan on iki saatlik yolculuk, sohbetimizle adeta kısaldı. Anlatacak ne çok şey, paylaşacak ne çok hatıra birikmiş...
Şu anda yine yollardayım. Bu defa Almanya’nın içindeyim. Aradıklarımı buldum, özlem giderdim.
Henüz yeni bir sürpriz yaşanmadı; ama biliyorum ki, vakti saati geldiğinde o da tecelli eder.
Zira Allah ne dilerse o olur.
Bize düşen, sadece zamanın akışında yerimizi almak ve her karşılaşmada O’nun hikmetini sezmeye çalışmaktır.
Konuyu, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) o eşsiz sözüyle noktalamak en güzeli:
“Ruhlar, bir araya gelmiş topluluklardır. Onlardan birbirleriyle uyuşanlar kaynaşır, uyuşamayanlar ise anlaşamaz ve ayrılır.” (Müslim, Birr, 159)
İsmet Mısırlıoğlu/TİMETÜRK