Ultra maratoncu Arda Saatçi, imkansızı başarma koşusuyla bir kez daha dünya gündemine oturdu.
Canlı yayında (live stream) milyonlar tarafından izlenen sporcu, Alman ve Türk medyası tarafından çok farklı yankı buldu. Biri ilgi göstermezken diğeri yarışın sonunu bekledi ve ona göre tepki verdi.

"Amerika'nın ölümcül çölü" adı verilen ve 50 dereceye varan sıcaklıklarda koşan Arda Saatçi, 606 km'yi 123 saatte tamamladı ve tüm spor otoritelerinin ilgisini üzerine çekmeyi başardı.
Bu durum Türk medyasına neredeyse hiç yansımadı.
Futbol ve dövüş sporları dışındaki spor dallarına yeterince ilgiyi göstermeyen Türk basın ve yayın organları, Almanya'da doğup büyüyen Türk gencinin üstün başarısında haber değeri bulmadı.

Peki bunu, Almanya'ya bakan ve buradan gönderilen TBMM'deki milletvekilleri de mi görmedi?
Hayır, görmedi.
Ne varsa yine de burada doğup büyüyen ve başarılı olan gençlerde var. Milli futbolcu Hakan Çalhanoğlu koşu esnasında canlı yayına katılarak Arda'ya destek verdi. Aynı zamanda yine Almanya'da yetişen eski milli futbolcu Hamit Altıntop bitiş çizgisine giderek Arda'yı bizzat kutladı.

Alman medyası ise kurbanını izleyen yırtıcı hayvan misali, Arda koşusunu başarıyla tamamladıktan sonra onu kanıksadı ve ülkenin gururu Alman koşucu olarak kamuoyuna lanse etti.
Fakat koşu esnasında neredeyse ondan hiç bahsetmedi. Arda başarısız olmuş olsaydı hedefine varamayan bir Türk olarak haber yapılacaktı.

Bu ve benzer olayları Mesut Özil'de çok iyi görmüştük.
Başarılı bir Türk, onlar için ancak hedefine vardıktan sonra haber konusu olabilirdi. O da bir Alman olarak.
Her iki farklı ulusal medyanın ilgisizliği ve art niyetli tutumu, Almanya'da yaşayan Türklerin nasıl bir zor sınavdan geçtiğini açıkça ortaya koyuyor.
İsmet Mısırlıoğlu/TİMETÜRK