Almanya iş ve dış politikada uzun süredir tıkanmış, adeta yerinde sayan bir ülke olsa da; spor, eğitim ve kültürel alanlarda değişikliğe açık, kendini yenilemeyi bilen bir yapıya sahip. Özellikle sporda bunu her hâliyle görmek mümkün. Başarısızlığı sindirip dersini çabuk çıkarıyor, gerekiyorsa kökten değişikliğe gidiyor.
Gerçi Mesut Özil konusu hâlâ kara bir leke olarak Alman futbol tarihinin bir parçası olarak kalacak. Hem ırkçılık hem de çift standart tartışmalarını beraberinde getiren o süreç, Almanya’nın “çok kültürlülük” iddiasının ne kadar samimi olduğunu da sorgulatmıştı. Onu da bir kenara not edelim.
Geçen hafta sona eren 2026 Dünya Kupası’nda Alman millî takımının beklenen başarıyı gösterememesi, ülke genelinde büyük bir hayal kırıklığı meydana getirdi.
Ancak Almanya, bu başarısızlığı sindirmeden, neredeyse anında harekete geçti. Futbol Federasyonu Başkanı görevden alındı, millî takım teknik direktörü gönderildi, kaleci kadrosunda değişiklik yapıldı. Hatta forma tasarımında bile yeniliğe gittiler. Daha ne olsun!?
Ne var ki forma konusunda Alman Futbol Federasyonu (DFB) büyük bir gaf yaptı. Dünya çapında en tanınmış markalardan biri olan ve Almanya’nın kendi yerli markaları Adidas ile Puma’yı bir kenara bırakıp, Amerikan şirketi Nike ile anlaştı. Bu karar kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı.
Bazı kesimler, millî markaların neden tercih edilmediğini sorgularken; diğerleri de siyasi boyutuna dikkat çekti. Nike’ın, İsrail’in işgal ve soykırım politikalarını görmezlikten gelerek Siyonizm’e açık destek vermesi, birçok Alman vatandaşı için kabul edilemez bir durum oluşturdu. “Paramızın nereye gittiğini bilmek istiyoruz” diyenlerin sesi her geçen gün daha da yükseliyor.
TÜRKİYE’DE DURUM NASIL?
Maalesef tablo çok farklı. Eski tas eski hamam. Personel konusunda hiçbir ciddi değişiklik yok. Aynı isimler, aynı zihniyet, aynı alışkanlıklar devam ediyor.
Tek somut adım, millî takım forma tedarikçisi konusunda atıldı: Nike ile olan sözleşme sonlandırıldı ve Adidas ile yeni bir anlaşma yapıldı.
Siyasi ve sembolik olarak bu gelişme olumlu karşılanabilir. Ancak Türk kamuoyu yalnızca forma değişikliğini yeterli görmüyor.
Başarısızlığın asıl sorumlularının bir şekilde hesaba çekilmesini, en azından istifa etmelerini bekliyor.
Ne yazık ki bu beklenti hâlâ karşılanmadı. Tüm umutlar bir kez daha gelecek yıllara, belki de bir sonraki büyük turnuvaya kaldı desek hiç de yanlış olmaz.
Almanya’nın hızla ders çıkarıp harekete geçtiği yerde, biz hâlâ “bir dahaki sefere” demeye devam ediyoruz.
İsmet Mısırlıoğlu/TİMETÜRK