Suriye Milli Bloğu üyesi Semir Taki bir zamanların hasta adamı Osmanlı gibi Suriye’nin de çürümeye terk edildiğini ve onu bu halinden kurtarmak için bir Mustafa Kemal'e ihtiyaç duyulduğunu yazdı. Bu ifadeleri geniş bir tartışmanın fitilini tetiklemiştir. Lübnan'da yayınlanan en Nehar gazetesine yazdığı makalede Semir Taki Suriye'nin Osmanlıların son dönemindeki gibi hasta adamı temsil ettiğini ve bir Mustafa Kemal'e ihtiyaç duyduğunu var saymaktadır. Sosyal medyada buna cevap verenlerden birisi İngiltere'deki Müslüman Kardeşler Suriye kolunun eski sözcülerinden Züheyir Salim olmuştur. Suriye halkının başkaldırma ve devrim ile birlikte Beşşar Esat'ın şahsında ve zatında Suriye Atatürk'ünü yıktıklarını söylemektedir. Osmanlı İngiltere ile Fransa tarafından yıkılmıştır ama onun yerine Batı'ya bağlı küçük ulusal devletler kurulmuştur. Bunlar da aynı hastalığın arazlarını göstermektedir. Ertuğrul Özkök'ün bir defasında yazdığı gibi The Right Man adlı kitapta her ülkeye bir Atatürk formülü tasarlandığını işlemiştir. Kitabın müellifi David Frum
Endonezya'dan Mısır'a kadar bu yönde sondajlar ve denemeler yapıldığını yazmıştır. Nitekim Nasır'dan Sedat'a ve Burgiba'ya kadar bir sürü bölge lideri Mustafa Kemal'e özenmiş ve öykünmüştür. Esat'lar da öyle bir çabanın içinde miydi, bilemeyiz. Ancak birleştirici bir güç olan Osmanlı'ya karşı olduklarını biliyoruz. Meşruiyetlerini parçalanmadan almışlardır. Bunun için Kemalizmle en azından yönleri birdir.
Beşşar Esat Türkiye'yi Osmanlı modeline özenmeme konusunda sürekli olarak uyarmıştır. Dolayısıyla Suriye'de kurulan veya kurulacak değil yıkılan model Kemalist modeli andırmaktadır. En azından şöyle söylenebilir. Belki Esat hanedanlığı şahsında Mustafa Kemal'e özenmemiş de olabilir. Lakin Türkiye'den bakınca şöyle bir gerçekle de karşı karşıya bulunuyoruz. Kemalistler Suriye halk ayaklanmasına yaban durdular. Son güne kadar Esat'ın yanında yer aldılar! Halkın haklarını veya halk devrimini göz ardı ettiler. Hatta karaladılar. Dolayısıyla halkçılıkları sınıfta kaldı. Komplo teorileri üzerinden Esat rejimine arka çıktılar.
Kemalistlerle Esat rejiminin ortak paydası komplo teorileri olmuştur. Bir zamanlar Washıngton merkezli olarak Suriye olaylarını yorumlayan Rıdvan Ziyade , Esat ailesinin damadı ve Büşra’nın kocası Asıf Şevket'le alıkonulduğu bir buluşmasını aktarırken kendisine komplo kitaplarını önerdiğini söylemiştir. Komplo teorilerine özendiren kitaplar tavsiye ettiğini söylemiştir. Esat'ın baş casuslarından Muhammed Nasif Hayır Bek, Buti ile buluşmalarında ona komplo teorileri telkin etmiştir. Sonunda onu komplokolik yapmıştır. Rıdvan Ziyade ile Muhammed Hayr Musa rejimin komploçu yüzünü ve yaklaşımlarını afişe etmiş ve ortaya sermiştir. Türkiye'de ulusalcı kesimler de komplo teorileri üzerinden Buti gibi devrik Şam rejimine arka çıkmışlardır.
Komplo teorilerini inkar etmek mümkün olmasa da bu boyut diğer unsurlarla iç içe ve etkileşim halindedir. Banu Avar gibiler cüz'i veriler üzerinden külli sonuçlara ulaşıyorlar. Dolayısıyla hata payı da yükseliyor.
Esat başka bir Atatürk müydü, bilemeyiz ama Türkiye'de kemalistler Esat ailesine çok meftundu. Ahmet Taner Kışlalı'nın Tunus'a meftun olması gibi ötekilerde Esat ailesine meftundu. Nedendir bilinmez! İdeolojik akrabalık olmasın?
Mustafa Özcan/TİMETÜRK