$

Dolar

45,4111

Euro

53,3730

£

Sterlin

61,5819

Frank

58,1970

Gram Altın

6.886,8900

Bitcoin

3.661.384

$

Dolar

45,4111

Euro

53,3730

£

Sterlin

61,5819

Frank

58,1970

Gram Altın

6.886,8900

Bitcoin

3.661.384

Makale 13.05.2026 4 dk okuma

Sokaklardaki vahşete dur demek: Bu bir merhamet değil, can güvenliği meselesidir!

Paylaş:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Kıymetli Okuyucum;

Bugün artık "sorun" demekten hicap duyduğumuz, toplumsal bir fitneye ve güvenlik krizine dönüşen başıboş köpek meselesi hakkında, İslam hukukunun ve vicdanın emrettiği o sert ama hakiki kelamı etme vakti gelmiş ve hatta geç kalınmıştır. Zira bu noktada susmak, parçalanan evlatlarımızın vebaline ortak olmaktır.

Mukaddes Olan Hayvan Değil, İnsan Canıdır!

Rabbimiz, yeryüzündeki her şeyi eşref-i mahlukat olan insanın istifadesine ve emrine sunmuştur.

Şairler Sultanı Necip Fazıl Kısakürek’in de dediği gibi;

Seni aramam için beni uzağa attın. Alemi benim, beni kendin için yarattın.

İslam’ın "Zarûrât-ı hamse" olarak adlandırdığı ve korunmasını mutlak surette emrettiği beş temel esastan biri canın korunmasıdır. Bugün sokaklarımızda 10 milyona yaklaştığı tahmin edilen başıboş köpek popülasyonu, bu mukaddes can emniyetini açıkça tehdit etmektedir. Sadece son iki yılda 50’si çocuk, toplam 107 canımızı bu vahşete kurban verdik; 4 binden fazla insanımız saldırıya uğradı. Bu tablo karşısında hâlâ "merhamet" maskesi altında mükerrem olan insanı bu canavarlığın insafına terk etmek, İslam’ın özüyle ve adalet anlayışıyla asla bağdaşmaz.

Fıkıh Ne Diyor?

Bu noktada fıkıh kaidesi gayet nettir: İnsan sağlığı ve güvenliği için tehdit oluşturan yırtıcı hayvanların (kelb-i akur) bertaraf edilmesi caizdir. Allah Rasulü (sav), toplumsal güvenlik adına Medine’de benzer bir tedbiri uygulamış; sadece fayda sağlayan av ve çoban köpeklerini istisna tutmuştur. Eğer bir canlı toplumsal bir tehlike haline gelmişse, onun tecrit edilmesi, bu mümkün değilse de etkisiz hale getirilmesi dinen bir zarurettir. İctimai bir kriz anında insanın dahi cezalandırılabildiği bir nizamda, başıboş bir hayvanın canı, bir çocuğun hayatının önüne geçemez.

Hayvan Sevgisi mi, Mama Rantı mı?

Meselenin çözümünü engelleyen asıl engel, "mama lobisi" olarak adlandırılan ve yıllık hacmi milyarlarca lirayı bulan karanlık bir rant odağıdır. MASAK raporlarına da yansıdığı üzere, bazı dernekler "hayvanseverlik" adı altında topladıkları paraları şahsi hesaplarına aktarmakta, sorunun kökten çözülmesini değil, popülasyonun kontrolsüz artışını beslemektedirler. Bu yapılar evlatlarımızın canı üzerinden ticaret yapmaktadır; bu bir sevgi gösterisi değil, apaçık bir rant yönetimidir.

Tarihsel Referans: 1932 Genelgesi ve Kararlılık

Sokaklardaki bu denetimsizliğe karşı devletimizin tarihinde kararlı adımlar mevcuttur. Çoğu zaman 1910 yılındaki o acı "Hayırsızada (Sivriada) Sürgünü" ile karıştırılsa da, Cumhuriyet döneminde 1932 yılında yayımlanan köpek genelgesi bu konuda izlenmesi gereken disiplini açıkça ortaya koymuştur. 1910'daki trajik açlığa terk etme olayının aksine, 1932 düzenlemesi; sahipsiz köpeklerin itlafını, maskesiz dolaştırılma yasağını ve köylerde gündüz bağlı tutulma zorunluluğunu getirerek halk sağlığını ve can güvenliğini merkeze almıştır.

Devletin Vecibesi ve Kanun

2024 yılında güncellenen Hayvanları Koruma Kanunu bir tavsiye değil, emirdir. Belediyeler, sokaklardaki bu başıboşluğa derhal son vermek, köpekleri toplamak ve insan yaşam alanlarından uzak tutmakla mükelleftir. Devletin bu noktada zafiyet göstermesi kabul edilemez. Her fırsatta Cumhuriyet ilke ve inkılaplarını referans alarak istismarın dibine vuran sözümona hayvanseverlere 1932 yılında alınan kararı hatırlatmak ve mezkur karardan da anlaşıldığı üzere, sokaklarımızı çocuklarımız için yeniden güvenli kılmak hepimizin boynunun borcudur. Sokaklarda korku değil, emniyet hâkim olana dek bu haklı mücadeleden taviz verilmemelidir.

Salih Kırmızı/ TİMETÜRK

 

Etiketler:
Salih Kırmızı
Salih Kırmızı

Köşe Yazarı