$

Dolar

46,8756

Euro

53,6718

£

Sterlin

62,9940

Frank

58,0222

Gram Altın

6.141,5500

Bitcoin

2.915.344

$

Dolar

46,8756

Euro

53,6718

£

Sterlin

62,9940

Frank

58,0222

Gram Altın

6.141,5500

Bitcoin

2.915.344

Makale 09.07.2026 5 dk okuma

Nereden nereye? Teşekkürler Selçuk Bayraktar

Paylaş:

Geçtiğimiz günlerde Selçuk Bayraktar'ın NATO Parlamenter Asamblesi üyelerine yaptığı sunumun görüntüleri düştü önümüze.

İzledik.

Sadece bir sunumu izlemedik aslında.

Bir milletin nereden nereye geldiğini gördük.

Bir yanda yıllar önce teknolojiye ulaşabilmek için kapısını başkalarının çaldığı bir Türkiye'nin hatırası vardı; diğer yanda ise geliştirdiği teknolojileri dünyanın en güçlü askerî ittifaklarından birine anlatan, sorulan sorulara büyük bir özgüvenle cevap veren Türk mühendisleri...

İşte insanı umutlandıran da buydu.

Çünkü bazen bir video, uzun uzun anlatılan raporlardan daha fazlasını söyler.

O görüntüler bize, emek verildiğinde, doğru vizyon ortaya konulduğunda ve milletine güvenildiğinde Türkiye'nin neleri başarabileceğini bir kez daha gösterdi.


Çok değil, bundan yirmi yıl önce Türkiye, savunma teknolojilerinde dışarıya bağımlı bir ülkeydi. En kritik sistemlerde kapısını Batı'ya çalan, ihtiyaç duyduğu teknolojiyi satın almak için siyasi pazarlık yapmak zorunda kalan, çoğu zaman da ambargolarla karşılaşan bir Türkiye vardı.

Bugün ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız.

Artık teknoloji transferi bekleyen değil, teknoloji üreten bir Türkiye var.

Projeleri takip eden değil, projeleri takip edilen bir Türkiye var.

Savunma sanayiinde başkalarının geliştirdiği sistemleri satın almaya çalışan değil, kendi geliştirdiği platformları dünyanın gündemine taşıyan bir Türkiye var.

İşte NATO'daki o sunumun en önemli tarafı buydu.

Dün bize teknoloji anlatanlar, bugün Türk mühendislerinin geliştirdiği sistemleri dikkatle dinliyor.

Dün yön verenler konuşuyordu.

Bugün Türkiye konuşuyor, dünya dinliyor.

Bu, sadece Baykar'ın başarısı değildir.

Bu, Türkiye'nin geldiği noktayı gösteren stratejik bir kırılmadır.


Sunumun ikinci dikkat çekici yönü ise Selçuk Bayraktar'ın ortaya koyduğu liderlikti.

Sorulan sorulara verdiği cevaplarda teknik hâkimiyet kadar güçlü bir vizyon da vardı.

Özgüven ile kibir arasındaki çizgiyi aşmadan, yaptığı işe duyduğu inancı hissettiren bir duruş sergiledi.

Çünkü gerçek özgüven, sahip olduğunuz bilgiyle oluşur.

Ve o özgüven; yıllarca laboratuvarlarda verilen emeğin, başarısız denemelerin, sabrın ve kararlılığın sonucudur.

Sunumu izlerken bir şirket yöneticisinden çok, geleceğin savaş konseptini okuyan bir stratejisti görmek mümkündü.

Artık mesele yalnızca bir insansız hava aracı üretmek değil.

Yapay zekânın belirlediği, ağ merkezli çalışan, otonom kabiliyetleri gelişmiş yeni bir güvenlik mimarisi inşa ediliyor.

KIZILELMA da bu dönüşümün yalnızca bir ürünü değil; aynı zamanda bu yeni dönemin sembollerinden biri.

Ve Türkiye, ilk kez bu dönüşümün izleyicisi değil, şekillendiricileri arasında yer alıyor.


Elbette böyle bir başarı hikâyesi kendiliğinden ortaya çıkmadı.

Savunma sanayiine yıllar boyunca verilen siyasi destek, oluşturulan ekosistem ve en önemlisi bu alandaki kararlı devlet iradesi, bugün alınan sonuçların temelini oluşturdu.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın savunma sanayiini sadece ekonomik bir yatırım alanı olarak değil, tam bağımsız Türkiye idealinin en önemli ayaklarından biri olarak görmesi ve bu alanda yıllardır ortaya koyduğu güçlü irade, bugün gelinen seviyenin en önemli sebeplerinden biridir.

Çünkü güçlü bir savunma sanayii, yalnızca silah üretmek değildir.

Bağımsız karar verebilmektir.

Kriz anlarında kendi iradesiyle hareket edebilmektir.

Uluslararası sistem yeniden şekillenirken, güvenlik mimarisi de yeniden kuruluyor.

Türkiye ise artık bu mimarinin dışında bekleyen, gelişmeleri uzaktan izleyen bir ülke değil.

Teknolojisiyle, üretim kapasitesiyle ve sahadaki tecrübesiyle güvenlik mimarisini etkileyen, oyunun kurallarının yazıldığı masalarda sözü dinlenen stratejik bir aktör hâline geliyor.

Asıl değişim işte budur.


"Nereden nereye..."

Bu söz artık bir temenniyi değil, yaşanmış bir dönüşümü anlatıyor.

Bir zamanlar en temel savunma sistemleri için başkalarına bağımlı olan bir ülkeden, bugün geleceğin savaş teknolojilerini NATO kürsülerinde anlatan bir Türkiye'ye ulaştık.

Elbette daha gidilecek çok yolumuz var.

Ancak artık o yolda yürürken özgüvenimiz de var, insan kaynağımız da var, mühendislik birikimimiz de var, en önemlisi de millet olarak başarabileceğimize dair sarsılmaz bir inancımız var.

Bu vesileyle, bu vizyonun önünü açan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a; ortaya koyduğu cesaret, emeği ve vizyonuyla Türkiye'nin gururu olan Selçuk Bayraktar'a; Baykar'da, TUSAŞ'ta, ASELSAN'da, ROKETSAN'da ve savunma sanayiimizin her kademesinde gece gündüz çalışan mühendislerimize, teknisyenlerimize, işçilerimize, araştırmacılarımıza ve bu büyük yürüyüşe emek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum.

Çünkü onların başarısı yalnızca bir kurumun ya da bir sektörün başarısı değildir.

Bu başarı, Türkiye'nin başarısıdır.

Ve inanıyorum ki, gelecek nesiller bugünleri; "Türkiye'nin sadece kendi geleceğini değil, dünyanın geleceğini de şekillendirmeye başladığı yıllar" olarak hatırlayacaktır.

Bununla gurur duyuyoruz.

Ve daha yolun başında olduğumuzu bilerek, geleceğe umutla bakıyoruz.

Ömer Selim Subaşı/TİMETÜRK

Etiketler: