Dolar

44,4597

Euro

51,2770

Altın

6.327,45

Bist

12.669,78

Müzakere mi, oyalama mı, kandırmaca mı?

1 Saat Önce Güncellendi

2026-03-27 12:18:38

Mustafa Özcan

ABD-İran hattında görüşmeler yapıldığına dair rivayetler var. ABD doğruluyor, İran ise yalanlıyor. Peki bu doğrulama ile yalanlama arasında gerçek nerede duruyor? Devletler yarım ağızla konuşuyor ve yarım doğruları söylüyorlar. Bu hem ABD hem de İran için geçerlidir. Son derece kaypak bir zeminde hareket ediyorlar. Kimileri ilk günlerden itibaren İran ile ABD arasında arka koridorlarda temas olduğunu ifade ediyor. Lakin bunlar dolaylı görüşmeler. Umman Sultanlığı'nda da yapılan geçmişteki görüşmelerde Trump, İran ile doğrudan görüşmeler yaptıklarını ileri sürerken İran bunu yalanlamıştır. Görüşmelerin dolaylı yürütüldüğünü ima etmiştir. ABD ile görüşmelere tenezzül etmedikleri mesajını vermiştir.

İran ile ABD-İsrail kampları arasındaki savaş sürecinde de Trump sürekli olarak doğrudan görüşmeler yapıldığını ileri sürüyor. İran ise bunu yalanlıyor. Görüşme noktasında iki taraf da aslında yarım ağızla doğruları söylüyorlar. Ha-evet diyorlar. Bir görüşme trafiği var ama tanımı mahiyeti meçhul! Bu trafik aracılar üzerinden yürütülüyor. İran'da kimse doğrudan görüşmeler noktasında öne çıkarak elini yakmak istemiyor. Zira İran yönetimi arasında tam bir mutabakat yok ve kırılgan dengeler var. İsrail ile ABD arasında müzakereleri tabu olarak görenler var. Nitekim İrangate skandalında bütün taraflar okka altında kalmıştır. Bu açıdan doğrudan görüşme cesaretini şu aşamada belki kimse gösteremez. Hatta dolaylı görüşmelere cesaret etmek bile zor. Taraflar bunun yerine şartlarını teati ediyorlar.

Bu yaklaşım biçimi devletler oyunu pozisyonuna uygundur. Sözgelimi Mücahit hizipler SSCB'ye karşı Afganistan'daki çarpışırken da ABD ile girilen bağlantılarda belirsizlik politikası izlemiş ve geride karanlık noktalar bırakmıştır. 1986 yılında Mücahit hiziplerin liderleri Beyaz Saray'da Reagan ile buluşurken bu buluşmada tek eksik kare Gülbeddin Hikmetyar olmuştur. Sürekli olarak ABD ile dolaylı ilişkilerini gizlemiş hatta reddetmiş ve yardım almadığını söyleyip durmuştur. Tabii bu gerçek dışıdır. Halbuki daha sonra anlaşılmıştır ki ISI (Pakistan İstihbarat Teşkilatı) üzerinden yardımın aslan payını almaktadır. Lakin inkarı ideolojisine daha uygun bulmaktadır. Hikmetyar'ın Saddam gibi sakındığı iki kesim vardır. İran ile ABD!

Lakin kaderleri onları istemeden de olsa İran'ın kucağına itmiştir. Saddam uçaklarını gizlemek, Amerikan saldırılarından korumak için onları İran'a emanet etmiştir. Lakin İran daha sonra bunları ganimet bilerek iade etmemiştir. Hikmetyar ise Amerikan bağlantısını reddettiği gibi İran'a hep mesafeli davranmıştır. Daha sonra onun bu Peştun mirasını Taliban devralmıştır. Lakin kum yığınları gibi sahadaki sürekli zemin kaymaları, Hikmetyar'ı İran'a sığınmak mecburiyetinde bırakmıştır. Burada ise misafirlik adabına uymayan bir şekilde Hikmetyar İran'ı rahatsız eden bazı açıklamalarda bulunmuş ve bunun sonucu istenmeyen adam ilan edilmiştir.

Vakit kazanma ve oyalama politikasına örnek müzakerelerden birisi de Hama olaylarından sonra Hafız Esat rejiminin Müslüman Kardeşleri oyalamak maksadıyla 1986 yılında yürüttüğü görüşmelerdir. Bu müzakereler mahrem dairede yapılmış ve Emin Yegen adlı Halepli ılımlı İhvan kanadını temsil eden zat, arabuluculuk yaparken rejimin kökten çözümcü (eradicators) kanadı tarafından ortadan (1999) kaldırılmıştır. Rejimin zıt kanatları nedeniyle bu arabuluculuğunun bedelini hayatıyla ödemiştir.

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Sokakta yaşanan gerçek!

Haber Ara