Dolar

44,1892

Euro

50,7965

Altın

7.275,68

Bist

13.039,07

Çapraz ateş altındaki Türkiye

1 Saat Önce Güncellendi

2026-03-13 14:33:07

Mustafa Özcan

En zayıf halkalarımızdan ve yönlerimizden birisi sağlıklı kamuoyu oluşturamamaktır. Sağlıksız kamuoyu ise bizi bir de içeriden vuruyor! Dost düşman renklerini ayırt edemiyor! Bu da Türkiye'nin yükünü artırıyor ve milli güvenliğini, dini güvenliğini sarsıyor, zedeliyor. Kimilerinin adesesinden İsrail'i mutlak düşman, İran'ı da mutlak dost kalıbına sokuyoruz. Bunu yaparken yağmurdan kaçarken doluya tutuluyoruz. Milli ve dini güvenliğimizi ihlal eden boyutlardan en mühimi içimizdeki İran rüzgarları ve etkileridir. Hastalıkla Acem muhabbetinden sabitelerimizin dışına taşıyoruz. Kamuoyu suçlu bile olsa hemen tolere etmeye ve aklamaya hazır ve nazır! Mesela İran İsrail kadar Arap ülkelerine de füze gönderiyor. Bunları bazen kamufle ediyor. Bazen de açıktan yapıyor. Birleşik Arap Emirlikleri en bariz misal. Elbette bu ülkenin hak ettiğini bulduğu söylenebilir. Kendi düşen ağlamaz. Epstein dosyası ve İran-İsrail kapışması en fazla BAE'ne zarar vermiş gözüküyor. Sus pus oldular. İsrail'in onları İran'a karşı hazır kıta cephe ülkesi yapma entrikalarına da köpürüyorlar. İsrail meftunları bugünleri hayal etmemişlerdi. İsrail önce ve sonra kendini düşünür. Ötekileri -kim olursa olsun- safra gibi atar. Bu ülkenin yanında Katar gibi ülkelerin de vurulması bu ülkenin iktidarlarını kızdırmıştır. Katar'ı sırayla vuruyorlar. Önce İsrail ardından da İran!

Bunun için Katar yönetimi intikam yemini ediyor! Genelde İran ile Filistin ekseninde arabuluculuk yapan bu ülke İran füzelerinin hedefi olmayı hak etmediğini düşünüyor. İsrail gibi İran da ne ahit ne de zimmet (la ilen vela zimmeten) tanıyor. Bu ülkedeki Amerikan üsleri ise İran'ı aşan daha büyük bir sorun. Küçük ülke olmaları başkalarına sığınma zaruretini ortaya koyuyor. Nitekim 2017 yılında Mısır'la birlikte diğer Körfez ülkeleri Katar'ı ablukaya almışlardı. O dönemde Türkiye ile İran Katar'a ikmal yapmışlar ve kol kanat gererek bu ülkeyi dar boğazdan kurtarmışlardı. Şimdi Suudi Arabistan Katar'a BAE'den daha yakın görünüyor. Yani devran değişiyor. Er geç bu müzmin sorun yani askeri üsler meselesi de halledilmelidir. İlke anlaşması veya centilmenlik anlaşması ile bölge ülkeleri aralarında bir mutabakata varmalıdır. Bunun çözülmesi bölge ülkelerinin birbiriyle kenetlenmesinden geçiyor. Karşılıklı rıza ile çıkarlarını temin edebilir ve korkularını yenebilirler. Bunun için de bizde nadir bulunan bir vasfa ihtiyaç var. Olgun liderlik. Bu ise yabancılardan medet umma veya üs edinme ihtiyacını savar.

Nitekim Abdullah Fehd Nefisi önümüzdeki dönemde üç Körfez ülkesinin ayakta kalabileceğini öngörmektedir. Bunlar toprakta derin izler bırakmış kökleri olan ülkelerdir. İngiltere'nin oldu demesiyle olan ülkeler değil. Nefisi, Suudi Arabistan, Yemen ile Umman Sultanlığının ayakta kalabileceğini öngörmektedir. BAE, Kuveyt, Katar gibi ülkeler ise sahneden çekileceklerdir. Mesela Suudi Arabistan, İran ve Irak'ın her birinin Kuveyt petrol yataklarında gözü var.

İran, Türkiye ile Azerbaycan gibi ülkelere füze atıyor ve bunu üstlenmiyor. Bazen İsrail'in üzerine atıyor. Bu İsrail füzelerine de bir davetiye sayılır. Çünkü Türkiye'yi yol geçen hanı yapar. Bizdeki troller ise bunu bir gerçekmiş gibi pazarlıyorlar. Nedenlerine bakmadan Azerbaycan'ı eleştiriyor, İran'ı haklı görüyorlar. Halbuki, ABD Afganistan ile Irak'a yönelik saldırılarda İran hava sahasını ve koridorunu kullanmıştır. Dolayısıyla İran tezleri hakikat karşısında pek sağlam durmuyor.

Türkiye'deki Amerikan askeri üsleri genellikle NATO amaçlı olarak kullanılıyor. Bununla birlikte Kürecik istisna olabilir. Komşular arasında güven sağlandığında bu üslere ihtiyaç kalmayacaktır. Fırsat doğduğunda bölge ülkeleri centilmenlik anlaşması yaparak üslerden kurtulmalıdırlar. 1991 ve sonrasında Irak, İran'ın yerinde idi. Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri yabancı botlardan yardım alıyorlardı.

İran komşularıyla sürtüşerek nereye varmak istiyor? Derdi ne? İran öncelikli olarak yabancı üslerin tabi olduğu ülkelerin toprak parçası olarak görüyor. Bu nedenle de bu üslere atış serbest! Kısaca buraları Türkiye'nin toprağı saymıyor. Bu nedenle Ragıp Soylu gibiler İran'ın derdinin füzelerle Kürecik ve İncirlik üslerine mesaj göndermek olduğunu söylüyorlar. Buralarını Türk toprağı saymadıklarından dolayı da yalan söylüyor ve Türkiye topraklarını hedef almadıklarını söylüyorlar. Külliyen yalan.

Buna ilaveten İran'ın boğazında yutamadığı bir kılçık var. O da Suriye meselesidir. Adı dini rehberlik için geçen Hasan Humeyni, Türkiye'nin Suriye'de İsrail ile birlikte çalıştığını söylemiştir. Bunu söylerken kendilerinin Suriye'de sırasıyla örtülü olarak İsrail, ABD ve açıktan Rusya ile ortak çalıştıklarını da söyleyebilirdi! Buna mukabil çapraz ateş kabilinden İsrail eski Savunma Bakanı Yoav Gallant, Türkiye'nin Suriye'de İsrail'in altını oyduğunu ve İran'ın yerini aldığını söylüyor. Fotoğrafa İran tarafından bakarsanız bazı haklı yönler bulabilirsiniz. Lakin fotoğrafa tamamından bakıldığında gerçeklere seçici olarak baktığı ortada. İşine geldiği gibi görmektedir. Tekrar başa dönecek olursak, Türkiye cehaletiyle düşmana çalışan dost görünümlü trollerden de kurtulmalıdır. Bizi trolleşme değil bilinç seviyesi kurtarır! Cehalet sermaye değildir. Troller kurtarsaydı BAE'yi kurtarırdı. Sadece perde oluyorlar!

Tüm Yazıları

Haber Ara