90 dakikalık maç bitti, ama herkes 10 saniyelik bu videoyu konuşuyor.
2026 FIFA Dünya Kupası finali, sadece İspanya’nın şampiyonluğuyla değil, ilginç bir çok anla da hafızalara kazındı.
O anlardan biri de hiç şüphesiz, kupayı kaldırmaya hazırlanan futbolcuların arasında Donald Trump’ın ısrarla sahnede kalmaya devam etmesiydi.
Kupa, aylar süren mücadelenin ardından İspanya’nın olmuştu. Sahnedeki asıl kahramanlar ise bu başarı için ter döken futbolculardı. Grup aşamasından eleme turlarına kadar her maçta sahada mücadele eden, emek veren ve final düdüğüne kadar şampiyonluk için savaşan taraf İspanya’ydı.
Peki o karede ABD Başkanı Donald Trump’ın bulunması neyi temsil ediyordu?
Bir tarafta uzun süreli mücadelenin sonucunda kazanan İspanya diğer tarafta ise ABD Başkanı Donald Trump. Peki ama neden?
Aslında bu her ne kadar ilginç görünsede birkaç yıllık dünya sahnesine baktığımızda ABD gerçeği tam olarak bu değil miydi? Olmaması gereken yerde var olmaya çalışmak!
Geriye dönüp baktığımızda aslında ABD’nin olmaması gereken her yerde olduğunu anımsayabiliriz.
Vietnam, Irak, Afganistan, Libya…
Vietnam’da yıllarca süren savaşın ardından geride milyonlarca insanın etkilendiği büyük bir yıkım kaldı. Afganistan’da yaklaşık yirmi yıl askeri varlığını sürdürdü.
Irak’ta ise “kitle imha silahları” iddiasıyla başlatılan savaşın ardından geride yıkılmış şehirler, milyonlarca yerinden edilmiş insan ve derin insani yaralar kaldı.
Libya’da da durum farklı olmadı. ABD öncülüğünde Libya’ya da göz kırpılınca Kaddafi devrildi ve istikrar sağlanamadı. Yıllarca süren iç çatışmalar, siyasi bölünmeler ve güvenlik sorunları Libya’yı da derin bir krizin içine sürükledi.
Ve adını tek tek sayamadığımız daha birçok coğrafyada… Binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarcası evini terk etmek zorunda kaldı, şehirler yıkıldı, aileler parçalandı ve geriye yıllarca sürecek derin insani yaralar kaldı.
Aradan geçen yıllara rağmen ABD’nin bu topraklara hangi gerekçeyle girdiği ve bunca bedelin neyi değiştirdiği sorusu hala tartışılmaya devam ediyor.
Bugün Libya’ya Vietnam’a, Irak’a ya da Afganistan’a baktığımızda kim gerçekten ABD varlığını istemişti ki?
Hatta çok yakın bir tarihte bile Venezuela, ABD’nin siyasi müdahale ve yaptırım politikaları üzerinden gündeme gelmişti. Doğrudan bir savaş yaşanmasa da herkesin aklında yinede o soru belirmiştir. ABD’nin bu topraklarda ne işi var? Bu yıllardır süregelen bir soru? Bugün Dünya Kupası’nda olduğu gibi.
Belki de Dünya Kupası finalindeki o kare bu yüzden birçok kişiye yalnızca bir kutlamayı değil, dünyanın farklı coğrafyalarında yıllardır süregelen bir alışkanlığı da hatırlattı: Davet edilmese bile sahnede kalmaya çalışmak.
ABD, her zaman olmaması gereken her yerde varlığını sürdürmeye çalıştı. Her zaman istenmeyen kişiydi ama ısrarla kalmak istiyordu. Dün de bugün de…
Peki ya yarın?
Sena Yıldız/TİMETÜRK