$

Dolar

48,2909

Euro

56,1873

£

Sterlin

65,5184

Frank

59,7734

Gram Altın

6.918,3900

Bitcoin

3.796.993

$

Dolar

48,2909

Euro

56,1873

£

Sterlin

65,5184

Frank

59,7734

Gram Altın

6.918,3900

Bitcoin

3.796.993

Makale 01.09.2026 5 dk okuma

İsrail Türkiye’nin güneyinde ne planlıyor?

Paylaş:

“Türklerin güneye inmesini istemiyorum”

Bu sözler İsrail Başbakanı Netanyahu’ya ait.

Yaklaşan seçimler nedeniyle iktidarını korumak isteyen Netanyahu’nun son dönemlerde sesinin çıkıyor olması pek şaşırtıcı değil. 

Peki Netanyahu’nun bahsettiği güney tam olarak neresi? İsrail’in bu bölgeyle ilgili ne gibi planları var? Türkiye bu denklemin neresinde? Ve en önemlisi tüm bunların ne kadarı gerçek ne kadarı Netanyahu’nun iç politikaya yönelik seçim hamlesi?

Öncelikle buradaki “güney” kavramını doğru yere oturtmak önemli. Netanyahu’nun yaptığı açıklamadaki bağlam Suriye’nin kuzeyi. Netanyahu, buradaki askeri varlığını kalıcı hale getirme niyetini açıkça belirtiyor. Türkiye’nin de stratejik çıkarlarına yaklaşmasını istemiyor. Son dönemde Suriye’deki bazı bölgelere yönelik İsrail saldırıları da bu gerilimle bağlantılı.

Peki, İsrail neden Türkiye’den rahatsız?

Buradaki temel mesele Suriye’den ziyade İsrail’in bölgede kontrol edemeyeceği güçte bir aktörün var olması. Türkiye, askeri kapasitesi, devlet bütünlüğü ve bölgesel nüfuzu birlikte değerlendirildiğinde bölgede güçlü bir aktör. 

Bölgedeki tabloya baktığımızda Ortadoğu’nun önemli bir bölümü siyasi ve askeri kırılganlıklarla karşı karşıya.

Suriye hala yeni bir devlet düzeni kurmaya çalışıyor. Lübnan siyasi ve ekonomik krizlerin yanı sıra İsrail-Hizbullah çatışmasının gölgesinde. Yemen’de savaş ve parçalanmış devlet yapısı devam ediyor. Irak, merkezi hükümet ile silahlı gruplar ve dış aktörler arasındaki dengeyi korumaya çalışıyor. Libya yıllardır rakip hükümetler ve silahlı güçler arasında bölünmüş durumda.

Bu tabloya Türkiye’nin güçlü ve kalıcı bir askeri aktör olarak eklenmesi, İsrail’in bölgedeki işgal politikalarını daha da karmaşık hale getiriyor.

İsrail’e göre ortada henüz tamamlanmamış bir Ortadoğu haritası var. Ve Türkiye’nin bu haritadaki ağırlığı arttıkça, İsrail’in Ankara’yı hesaba katmadan bölgede yayılmacı politika izlemesi giderek zorlaşıyor.

Dolayısıyla bugün Suriye’nin güneyindeki gelişmeleri değerlendirirken meseleye yalnızca “İsrail-Suriye çatışması” olarak bakmak eksik kalabilir.

Üstelik İsrail’in bölgesel hesaplarını yalnızca kara sınırları üzerinden okumak da yeterli değil.

Çünkü denklemin bir de Doğu Akdeniz ayağı var. Bu bölgede konumu nedeniyle Türkiye’yi direkt olarak ilgilendiriyor. Ve yine burada da İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile geliştirdiği beraberliğin karşısına Türkiye çıkıyor.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi açısından baktığımızda İsrail’e açıkça bir destek var. Netanyahu hükümetinin düşmesinden de tedirginler. Eski CIA yetkilisi John Kiriakou’ya göre Yunanlar Türklerden korkuyor.

Kiriakou, “Gerçek şu ki Yunanlar, Türklerden korkuyorlar. Yunanlar nereye kaçacaklarını bilmiyor, bu yüzden İsraillilere koşuyorlar" ifadelerini açıkça kullandı. Bu değerlendirme üçlü iş birliğinin bir başka kısmına ışık tutuyor olabilir. Ancak İsrail açısından Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de enerji ve bölgesel savunma iş birliği açısından önemli iki ortak.

İsrail için temel hedef, Doğu Akdeniz’de Yunanistan-Güney Kıbrıs-İsrail hattını birbirine bağlayan enerji koridoruna sahip olmak. Ancak tam bu noktada Türkiye denklemi değiştiriyor. Türkiye’nin jeopolitik konumu İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs üçlüsünün hedefleriyle çakışıyor. Dolayısıyla burada da ortaya bir harita mücadelesi çıkıyor.

Yani bugün İsrail ve Türkiye denklemini değerlendirdiğimizde Suriye’de yaşanan gelişmeler ile Doğu Akdeniz’de şekillenen ittifakları birbirinden tamamen bağımsız düşünmek mümkün değil.

Suriye’nin güneyi ile Doğu Akdeniz birbirinden kopuk iki ayrı dosya gibi görünse de, bölgesel güç dengesi açısından birbirini tamamlıyor.

Çünkü mesele artık yalnızca Suriye sınırında ne olacağı değil. Ortadoğu’nun ve Doğu Akdeniz’in yeni düzeninde kimin söz sahibi olacağı meselesi.

Ve Türkiye bu denklemde ne kadar güçlenirse, İsrail’in hesapları o kadar değişmek zorunda kalacak. Çünkü her iki bölgede de güçlü bir Türkiye’nin varlığı İsrail’in -her toprak kendi hakkıymış- gibi hareket etmesini zorlaştırıyor.

Bugün, Netanyahu’nun söylemleri elbette bir seçim hesabı taşıyabilir. Türkiye’yi bir tehdit olarak öne çıkarıp hali hazırda var olan güvenlik endişeleri üzerinden seçmenini elinde tutmak isteyebilir.

Ancak bu söylemlerin arkasındaki yayılmacı politikası ve hedeflerinin önündeki en büyük engellerden biri olan Türkiye faktörü gerçek.

 

Etiketler:
Sena Yıldız
Sena Yıldız

Köşe Yazarı