$

Dolar

46,4855

Euro

53,1678

£

Sterlin

61,7812

Frank

57,4845

Gram Altın

6.262,5200

Bitcoin

2.971.252

$

Dolar

46,4855

Euro

53,1678

£

Sterlin

61,7812

Frank

57,4845

Gram Altın

6.262,5200

Bitcoin

2.971.252

Makale 23.06.2026 4 dk okuma

Kara tehlike Vecihi Hürkuş

Paylaş:

Kıymetli okuyucularım bu yazımda sizlere havacılık tarihimizin en önemli isimlerinden Milli Havacılığın öncüsü Vecihi Hürkuş’tan bahsedeceğim.

Vecihi Bey 1896’da İstanbul’da dünyaya geldi. Öğrenimlerinin ardından 1912’de Balkan Savaşına katıldı. 1914 yılında ilk havacılarımızın Mısır seferi sıralarında şehit olmaları Vecihi Bey’i çok etkiledi. Pilot olmak istiyordu. Yaşından dolayı önce 1911’de Yeşilköy’de kurulan Tayyare Makinist Mektebine girdi. Buradan mezuniyetin ardından Bağdat cephesinde görev yaptı. Daha sonra Tayyarecilik Mektebini bitirerek pilot oldu.

Vecihi Bey pilotluğa başladığı sıralarda Osmanlı askerleri cephelerde mücadele ediyordu. Pilot Vecihi Kafkas Cephesinde görevlendirildi ve burada ilk savaş uçuşunu gerçekleştirdi. Ruslarla cephede kıyasıya bir savaş yapılıyordu. Vecihi Bey de vatan müdafaasını havada gerçekleştiriyordu. 1917 Eylülünde Rus uçaklarıyla mücadeleye girdi. Bu muharebede Rus uçağını düşürmeyi başararak cephede ilk hava zaferini kazanmış oldu.

Vecihi Bey, Kafkas Cephesinde uçuşlarına devam ederken 8 Ekim 1917 tarihinde Erzincan’da Mamahatun bölgesinde Vecihi Bey rasıdı Mülazım (Teğmen) Bahattin Beyle AK 53 uçağıyla Rus Avcı uçağı hava muharebesine giriştiler. Bu hava muharebesi uçağı isabet aldı. Vecihi inecek yer aradı. 200 metre yüksekten ormanlık bir alan gördü. Bu alana iniş yaparken uçağın sağ kanadı büyük ağaca çarptı ve şiddetle yere kondu. Vecihi Bey yaralı halde uçaktan çıktı, bir bezi yağa buladı, kibritle ateşleyerek uçağı yakmayı başardı.

Bu sırada olay yerine gelen Ermeniler! Vecihi beyi fena halde hırpaladı. Bunun üzerine Vecihi beyin rasıdı tabancasını çekti ve Ermenileri uzaklaştırdı. Bu anları Vecihi Bey hatıratında şöyle anlatıyor;

‘’ Esaret ne acı bir şey: Son gayretlerden bitkin halde aralarına düştüğümüz insanlar! Yaralı olduğum halde çirkin küfürlerle karışık çok fena bir muameleyle karşılaştık. Durumun asıl çehresi bu ağır küfürleri ermeni şivesiyle etrafımızı saran kalpsiz vatandaşlardan işitiyorduk. Bu hainlerin tavırları sözleri; dil ile el ile sopa ile daha uzakta iseler taş ve tükürük ile hakaret doluydu. Bu anda hürriyetimin gittiğine değil, bu vicdansızların hakaretine mukabele edecek mecalde bulunmadığıma yanıyorum. Tayyarenin yanından uzaklaşırken, küçük bir dere içinde üzerime çullanan bu nankör vahşilerin ellerinden zorlukla kurtulabilmiş ve Rus süvarisinin yanına yetişebilmiştik’’… Böylelikle Vecihi Bey ve rasıdı Ruslara esir düştüler.

Ruslar Vecihi Bey ve rasıdını şehrin çarşısında gezdirerek halka gösterdiler. Hatta Vecihi Bey hatıratın devamında ismi hastanede duyulduğunda oradakilerin normal olmayan bir tepkiyle birbirlerine baktıklarını ifade ediyor. Bir Tatar Yüzbaşısından öğrendiğine göre Ruslar arasında lakabının Kara Tehlike olduğunu ve kendisini düşürenlere ödül verileceğini öğrendi. Vecihi Bey ve arkadaşı Erzincan’da 3 gün tedavi gördükten sonra uzun bir yolculukla önce Erzurum’a burada da iki gün tedavi edildikten sonra Tiflis’e gittiklerini anlatmaktadır. Vecihi Bey ve rasıdının seyahati esirler adası Nargin’de bitti. Nargin adası Hazar denizinin ortasında bulunuyordu. Burada 10 bin asker ve sivil esir tutuluyordu. Esaret Vecihi beye ağır gelmişti. Buradan kaçmalıydı ve onun için kaçma planları yaptı. Planlarının arasında Hazar denizinde bulunan Rus hava üssünden uçakla kaçmayı bile düşündü. Fakat destek alamadığı için bu planından vazgeçti. Vecihi Hürkuş üç defa kaçma girişiminde bulundu ama başarısız oldu. Ancak Vecihi Bey dördüncü denemesinde adadan kaçmayı başardı. Vecihi Bey ve arkadaşı daha sonra aylarca yürüyerek çok zor ve maceralı bir yolculuğun arddından İstanbul’a ulaştı. İstanbul o dönem işgal altındaydı. Vecihi Bey bir yolunu bulup Türk pilotlarının toplandığı yere vardı. Sonrasında İstiklal Mücadelesinde batı cephesinde üzerinde başarılı uçuşlar yaparak havada mücadelesini sürdürdü. İstiklal Savaşından sonra milli ve yerli imkanlarla uçak üreten kişi de Vecihi Hürkuş’tan başkası değildi.

Ramazan Akbaş/TİMETÜRK

Etiketler:
Ramazan Akbaş
Ramazan Akbaş

Köşe Yazarı