$

Dolar

46,1383

Euro

53,3060

£

Sterlin

61,8120

Frank

57,7740

Gram Altın

6.179,4000

Bitcoin

2.814.595

$

Dolar

46,1383

Euro

53,3060

£

Sterlin

61,8120

Frank

57,7740

Gram Altın

6.179,4000

Bitcoin

2.814.595

Makale 10.06.2026 4 dk okuma

Kaçan Balık Büyük Oldu, Çin Tebliğinin Maliyeti

Paylaş:

BYD’nin Türkiye’de yapmayı planladığı 1 milyar dolarlık devasa yatırımın askıya alınması, sadece otomotiv sektöründe bir "kırmızı ışık" değil, Türkiye’nin elektrikli araç ekosistemi için çalan bir alarm zilidir. Peki, ne oldu da bu denli büyük bir potansiyel başka bahara, hatta belki de hiç yaşanmayacak bir sona ertelendi?

AVRUPA YİNE BİZİ OYUN DIŞINA MI İTTİ?

Avrupa Birliği (AB), Çin menşeli elektrikli araçlara karşı korumacı bir duvar örüyor. Çin'in sübvansiyonlarla desteklediği uygun fiyatlı elektrikli araçları karşısında yerli üreticilerini korumak isteyen AB, %38’e varan ek gümrük vergileriyle adeta bir "ticaret kalesi" kurdu.

BYD gibi devler için denklem oldukça basitti: Türkiye seçeneği, Gümrük Birliği avantajı ile Avrupa'ya açılan stratejik bir kapıydı. Ancak Macaristan ve diğer Avrupa içi seçenekler; tüketiciye yakınlık, lojistik avantajlar ve doğrudan AB teşviklerine erişim imkânı sunuyordu.

BYD’nin Türkiye projesini askıya alıp rotayı Avrupa'ya kırması, bir "tercih" değil, "stratejik zorunluluk" halini aldı. Avrupa, sadece yasaklarla değil; fabrika kuran markalara sunduğu enerji teşvikleri, AR-GE destekleri ve yerleşik altyapı ile Çinli devleri kendine çekmeyi başardı. Bize "Çinli otomobillere yasak getirin" diyen Avrupalı satranç ustaları, meğer arka planda bambaşka bir oyun kurmuş. AB, Çinli markaların önünü kendi topraklarında sonuna kadar açarken, fabrika yatırımları ve teknoloji transferi ile kendi geleceğini garantiye aldı. Bu hamleyle Avrupa, bizi resmen oyunun dışına itmiş oldu.

TÜRKİYE KOSKOCA BİR EKOSİSTEMİ ELİNİN TERSİYLE İTTİ

Bu yatırımın iptal olması, sadece fabrikadaki istihdamın kaybı demek değildir; biz bir ekosistemi kaybettik. Bir EV fabrikası; şarj istasyonu ağlarının hızla büyümesi, yazılım geliştiricileri için yeni fırsatlar, batarya teknolojileri etrafında şekillenen bir yan sanayi devrimi ve kullanıcı deneyimini iyileştiren mobil aplikasyonların entegrasyonu demektir.

BYD’nin çekilmesiyle, Türkiye'de bu sistemin kılcal damarlarını besleyecek olan o büyük teknolojik momentum da sekteye uğrayacak. Şarj ağlarının yaygınlaşması için ihtiyaç duyulan "kritik kütle"ye ulaşmak, Çinli devlerin getireceği o rekabetçi ivme olmadan çok daha zor olacak.

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN TÜRKİYE’YE FATURASI

Türkiye, 2023’te Çinli araçlara yönelik getirdiği ek vergilerle yerli üretimi korumayı amaçladı. Ancak yerli markamız Togg'u koruma dürtüsüyle çıkarılan "Çin Tebliği", maalesef ters tepti. Defalarca dile getirdiğimiz gibi; teknolojik dönüşümün gerisinde kalma riskiyle karşı karşıyayız. AB, Gümrük Birliği dışındaki ülkelerden gelen araçlara yönelik sert tutumuyla, Türkiye'nin "üretim ve transit merkezi" olma hayalini her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Eğer bir ülke, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisine üretim üssü olma imkânını tam anlamıyla sunamazsa sonuç kaçınılmazdır:

Teknolojik İzolasyon: Yeni nesil batarya ve yazılım çözümlerine erişim yavaşlar.
Maliyet Artışı: Rekabetin azaldığı pazarda, kullanıcılar daha yüksek fiyatlı ve daha az teknolojik donanımlı araçlara mahkûm kalır.
Yatırımcı Güveni Erozyonu: "Bir gelip bir giden" ya da "askıya alınan" projeler, küresel sermayenin ülkemize olan iştahını kapatır.

BALIK KAÇTI MI, GÖLET Mİ KURUDU?

Büyük balığı kaçırdık mı? Evet. Ancak asıl sorun, o balığın yüzmek istediği göleti; yani yatırım ortamımızı, regülasyonlarımızı ve teşvik sistemimizi güncel dünya standartlarına göre ne kadar cazip hale getirebildiğimizdir.

Biz EV tutkunları için bu gelişme; otonom sürüşten akıllı şarj entegrasyonuna kadar hayalini kurduğumuz "gelecek vizyonu"nun biraz daha uzağa gitmesi demek. Türkiye, sadece bir otomobil markasını değil; dijital dönüşümün, temiz enerjinin ve yeni nesil sanayi devriminin bir parçası olma fırsatını -en azından bu tur için- kaybetti.

Şimdi sormamız gereken soru şu: Dünya elektriklenirken, biz bu akımın neresinde duracağız? Ve elimizi kolumuzu bağlayan "Çin Tebliği"ni yürürlükte tutmaya devam mı edeceğiz?

Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle…

Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK

Etiketler:
Adem Eyüpoğlu
Adem Eyüpoğlu

Köşe Yazarı