“Nene Hatun” diye anılan Fatma Betül Sayan Kaya’nın hac fotoğrafları, bir süre önce “Kabe’de hacılar Hû der Allah” ilahisi ile çıkış yapan, AK Parti çevresini coşturan genç ilahi grubunu hatırlattı.
AK Parti iktidar olduğu tarihten bu yana çok kişi “Müslüman” oldu; oluyor.
Bin türlü iğretilik gözümüze sokuldu, sokuluyor.
“Yeni Türkiye”nin türedi zenginlerinin rezil teşhirciliklerine göz yumuluyor.
Bir dönem “metal yorgunluk”tan bahsediliyordu ancak belli ki aile iltiması ve akrabacılık, hemşericilik, çıkar çevreciliği hep üstün tutulmuş.
Parti disiplini hak getire, siyasi ilişkiler kumar bilinmiş.
Zenginleşme hırsı ile yaltaklanırken “yerli-milli-dini” kamuflaj işe yaramamış.
Servet ve nüfuz hedonizmi tetiklemiş.

***
Zehir bünyeyi sararken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da akıllara zarar yüceltmelerle savunup, küçük dilimizi yutturdular.
Parti tarihinin büyük bir kısmı kitlelere mağduriyetler hatırlatılarak geçerken 28 Şubat’ı öz evlatlarına bile anlatamadılar.
Yıllarca trollerle döndürülen nefret nöbetinde dümen birdenbire kırıldı; fon balonları patladı.
Pek mütedeyyin, acayip muhafazakar, müthiş dindar piyasa haramzadeleri ifşa oldu.
Gözler önündeki ilişkiler nasıl ifşa oluyorsa?
Peki, son haramzadeye kadar gidilir mi?
Hiç sanmıyorum çünkü feci profesyonelleşmiş, katmerli pişkin bir çevre bu.
20’lik bebeler ışıl ışıl yat-villa-jet-cip modellerinin tadını çıkarırken ürkerler mi?!
***
Siyasetin bildiğimiz manada okulu olmamıştır.
Talibi her kimse, mücadelesinin içinde siyasi kimlik/şuur kazanabilirdi.
Bizimkiler hac-umre, dua-namaz, ezan-cami paylaşımları döşemekle yetindi.
Zayıflıkları nedeniyle en hafif eleştiriyi kaldıramadılar.
Sahi eleştiri ne demek?
Gönül kazanmak ne münasebet?
Birçoğu görülmemiş ilkellikler sergiledi.
Bazıları diyor ki; AK Parti’de “dava” deyince akan sular durur.
Sosyal medya, film şeridi gibi “dava” bahsini popülizme çerez yapan sayısız örnekle dolu?!

İnsan gerçekten şaşırıyor…
Kabe’de Allah’ın huzurunda dua pozu ile kalbinizdeki ponzi fesadını aynı anda nasıl pişkin pişkin yaşıyorsunuz?
***
“Doğruluk ortadan kalktı mı, yükselme tutkusu bazı yüreklerde yer bulabilir, cimrilik ise bütün yürekleri sarar. İstekler konu değiştirir. Dün söyleyen bugün söylemez olur, yasalar içinde özgürken, yasalara karşı özgür olmak istenir, her vatandaş sahibinin evinden kaçmış bir köle gibidir. AHLAK ÖĞÜDÜ BASKI, KURAL BOYUNDURUK olur, DİKKATİN yerini KORKU alır. Eskiden herkesin malı kamunun hazinesi iken şimdi kamunun hazinesi şunun bunun malı olur. Bu durumda cumhuriyet artık cansız bir bedendir ve artık güçlü olan kendisi değil, birkaç vatandaştır ve herkes kendi çıkarı peşindedir…” (Montesqiueu)