Dikkat ettiniz mi?
Eskiden insanlar küçük şeyler için bile heyecanlanırdı.
Beklenen bir hafta sonu…
Uzun zamandır planlanan bir buluşma…
Yeni alınan bir eşya…
Bir telefon, bir haber, kısa bir yolculuk…
Şimdi ise birçok insan uzun zamandır istediği şeylere ulaşıyor ama içinden aynı cümle geçiyor:
“Eskisi gibi hissetmiyorum.”
Belki de bu çağın en sessiz problemi tam olarak bu.
Çünkü insanlar artık mutsuz değil…
Ama eskisi kadar heyecanlı da değil.
Modern hayat bize çok şey sundu.
Daha hızlı iletişim, daha fazla seçenek, daha fazla erişim…
Ama aynı zamanda bizden bir şey aldı:
Bekleme duygusunu.

Artık her şey çok hızlı oluyor.
Bir şey istiyoruz, ulaşıyoruz.
Bir başarı geliyor, kısa süre mutlu oluyoruz.
Sonra hemen yenisine yöneliyoruz.
Durup yaşamak yerine sürekli ilerlemeye çalışıyoruz.
Ve zamanla insan hayatı yaşamayı değil, tüketmeyi öğreniyor.
Belki de bu yüzden artık güzel anlar bile eskisi kadar büyük hissettirmiyor.
Çünkü zihnimiz hiçbir zaman bulunduğu yerde kalmıyor.
Bir gözümüz telefonda…
Bir yanımız gelecek planlarında…
Bir tarafımız eksik kalanlarda…
Ve insan, içinde olmadığı anlardan heyecan duyamıyor.
Bir başka gerçek daha var.
Eskiden insanlar kendi hayatını yaşardı.
Şimdi ise yüzlerce hayatı aynı anda görüyor.
Her gün daha başarılı insanlar…
Daha mutlu görünen insanlar…
Daha hızlı yaşayan insanlar…
Ve fark etmeden kendi hayatımızın ritmini kaybediyoruz.
Oysa heyecan biraz yavaşlık ister.
Biraz merak…
Biraz beklemek…
Biraz eksik kalmak…
Belki de insanlar artık eskisi kadar heyecanlanmıyor değil…
Sadece uzun zamandır hiçbir şeyi gerçekten yaşayacak kadar durmuyor.
“Bazı duygular hızda kaybolur; heyecan da onlardan biridir…?”
Uğur Kütükoğlu \ TİMETÜRK