İnsan bazen aklıyla çoktan vazgeçmiştir. Ama kalbi, aynı yerde beklemeye devam eder. Çünkü bazı duygular mantıkla değil, umutla yaşar. Ve umut, olmayacağını bile bile kapıyı bir süre daha açık bırakır.
Hayatın en büyük çelişkilerinden biri de budur. Bazen bir yolun sonunu en başından görürsün. Yürüdükçe değişmeyeceğini bilirsin. Yine de birkaç adım daha atarsın. Belki bir mucize olur diye değil; içinde yarım kalmış bir cümle bırakmamak için.
İnsan her zaman kazanmak için mücadele etmez. Bazen sadece elinden geleni yaptığını bilmek ister. Çünkü bazı yenilgiler, denememiş olmanın pişmanlığından daha hafiftir.
Ulaşamayacağını bildiğin bir insana, gerçekleşmeyeceğini bildiğin bir hayale ya da geri dönmeyeceğini bildiğin bir zamana tutunursun. Dışarıdan bakanlar bunu inat sanır. Oysa bu, çoğu zaman insanın kendi kalbiyle yaptığı sessiz bir vedadır.
En zor olan da vazgeçmek değildir. En zor olan, vazgeçmen gerektiğini bildiğin hâlde içinde hâlâ küçücük bir ihtimal taşıyor olmaktır. Çünkü umut, bazen insanı ayakta tutan en güçlü duygu olduğu kadar, en uzun süre yoran duygudur.

Bazen bir mesajı yazıp silersin.
Bazen aramak isteyip vazgeçersin.
Bazen bir sokağın, bir şarkının ya da tanıdık bir kokunun seni yıllar öncesine götürmesine engel olamazsın.
İnsan aslında kişilere değil, onlarla kurduğu hayallere bağlanır. Bu yüzden bazı vedalar, bir insanı değil; birlikte yaşanacağını düşündüğün geleceği uğurlar.
Belki de hayat bize her istediğimizi vermek için değil, bazı şeylerin neden olmadığını zamanla göstermek için vardır. O gün geldiğinde geriye dönüp baktığında, peşinden koştuğun şeyin değil; o süreçte öğrendiğin sabrın, olgunluğun ve kendini tanımanın seni değiştirdiğini fark edersin.
Ve bir gün anlarsın...
Bazı kapılar zorla açılmadığı için değil, sana ait olmadığı için açılmamıştır.
Bazı insanlar hayatına kalmak için değil, sana bir şey öğretmek için girmiştir.
Bazı hayaller gerçekleşmediği için değil, seni bugünkü hâline dönüştürdüğü için değerlidir.
İşte o zaman beklentinin yerini huzur alır.
Çünkü gerçek özgürlük, vazgeçmekte değil; artık peşinden koşman gerekmeyen şeyleri kabullenebilmektedir.
Ve belki de hayatın en güzel yanı şudur:
Sen bir şeyin peşinden koşarken, hayat da seni gerçekten ait olduğun yere doğru sessizce götürüyordur.
Bu yüzden bazen kaybettiğini sandığın şey, aslında seni kendine yaklaştıran en büyük kazançtır.
Çünkü insan, her zaman ulaştığı yerde büyümez.
Bazen onu büyüten şey, ulaşamadığı bir duygunun ardında bıraktığı izdir.
Uğur Kütükoğlu / TIMETURK