Hayatın garip bir yanı var.
En güzel anlarımızı yaşarken, onların bir gün özleyeceğimiz anılar olacağını bilmiyoruz.
Çocukken akşamın ne zaman olduğunu düşünmezdik.
Tek derdimiz eve çağrılmadan biraz daha fazla oyun oynayabilmekti.
Bir sofranın etrafında toplanmanın, herkesin aynı evde olmasının ne kadar kıymetli olduğunu bilmiyorduk.
Arkadaşlarımızla saatlerce oturur, en anlamsız şeylere gülerdik.
O günlerin son kez yaşandığını bilmiyorduk.
Bir gün büyüyeceğimizi...
Herkesin kendi hayatına dağılacağını...
Bazı sofralarda artık bir kişinin eksik olacağını...
Bazı arkadaşlıkların sadece eski fotoğraflarda kalacağını bilmiyorduk.
Çünkü insan, mutluluğun içindeyken onun adını koyamıyor.
Mutluluk çoğu zaman büyük olaylar şeklinde gelmiyor.
Bazen annenin "Yemek hazır." diye seslenmesi...
Babanın eve geldiğini duyduğun o ses...
Arkadaşlarınla plansızca çıktığın bir akşam...
Yaz gecelerinde sabaha kadar oturmak...
Birlikte gülmek...
Hiçbir şey yapmadan sadece aynı ortamda bulunmak...
O zamanlar bunların sıradan olduğunu sanıyorduk.
Oysa hayatımızın en güzel günlerinden bazıları, tam da o sıradan günlerdi.
İnsan büyüdükçe bunu daha iyi anlıyor.
Çünkü artık herkes eskisi gibi bir arada değil.
Hayatın telaşı arttı.
Sorumluluklar çoğaldı.
Bazı insanlar uzaklaştı.
Bazıları değişti.
Bazıları ise sadece hatıralarda kaldı.
Ve insan bazen eski bir fotoğrafa bakıp uzun süre sessiz kalıyor.
Fotoğraftaki insanların hâlâ aynı yerde olduğunu sanıyor.
Oysa fotoğraf aynı kalsa da hayat çoktan değişmiş oluyor.
Belki de geçmişi bu kadar özlememizin sebebi, o günlerin kusursuz olması değildi.
O günlerde hayatın henüz bu kadar karmaşık olmamasıydı.
Daha az şeyimiz vardı ama daha çok vaktimiz vardı.
Daha az paramız vardı ama daha çok gülerdik.
Daha az planımız vardı ama birbirimize daha çok vakit ayırırdık.
Ve en önemlisi...
O günlerin bir gün biteceğini bilmiyorduk.
GÖRSEL BURADA
Şimdi geçmişe dönüp baktığımızda "Ne güzel günlerdi." diyoruz.
Ama belki de o günlerde de hayatımızın ne kadar güzel olduğunu bilseydik, bazı anlara biraz daha dikkatli bakardık.
Bir sofrada biraz daha uzun otururduk.
Bir sarılmayı birkaç saniye daha uzatırdık.
Arkadaşlarımızla geçirdiğimiz o sıradan akşamı biraz daha fazla yaşardık.
Annemizin sesini biraz daha dikkatli dinlerdik.
Babamızla yaptığımız o basit sohbetin aslında ne kadar değerli olduğunu bilirdik.
Ama insanın en büyük yanılgısı şu:
Her şeyin hep böyle kalacağını sanıyoruz.
Oysa hayat hiçbir anı bize sonsuza kadar vermiyor.
Bazı günler bir daha gelmiyor.
Bazı insanlar bir daha aynı masaya oturmuyor.
Bazı kahkahalar bir daha aynı şekilde duyulmuyor.
Ve bazı anların değerini, ancak onlar geçmiş olduğunda anlayabiliyoruz.
Belki de bu yüzden bugün yaşadığımız sıradan günlere biraz daha dikkatli bakmalıyız.
Çünkü bugün şikâyet ettiğimiz şeyler, yıllar sonra özlediğimiz şeylere dönüşebilir.
Bugün "Yine aynı şeyler." dediğimiz hayat...
Bir gün "Keşke yine aynı olsa." diyeceğimiz hayat olabilir.
O yüzden bazen durup etrafımıza bakmak gerekiyor.
Yanımızdaki insanlara...
Oturduğumuz sofraya...
Duyduğumuz seslere...
Yaşadığımız o sıradan güne...
Çünkü belki de farkında değiliz ama...
Hayatımızın en güzel anlarından birinin tam ortasında olabiliriz.
Ve belki yıllar sonra bugünlere dönüp baktığımızda, "Ne güzel günlerdi." diyeceğiz.
Keşke o zaman, bunun güzel günler olduğunu biraz daha bilseydik.
Uğur Kütükoğlu/ TIMETURK