$

Dolar

47,1863

Euro

53,8845

£

Sterlin

63,2775

Frank

58,0735

Gram Altın

6.185,9000

Bitcoin

3.126.498

$

Dolar

47,1863

Euro

53,8845

£

Sterlin

63,2775

Frank

58,0735

Gram Altın

6.185,9000

Bitcoin

3.126.498

Makale 22.07.2026 9 dk okuma

Hürmüz tıkandı, gözler Türkiye’ye çevrildi

Paylaş:

ABD ile İran arasındaki çatışma Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini durma

noktasına getirirken dünya, Körfez petrolünü açık denizlere ulaştıracak

alternatif yollar arıyor. Türkiye, Hazar’dan Irak’a, Karadeniz’den Akdeniz’e

uzanan boru hatlarıyla yeni enerji haritasının merkezine yerleşebilir. Ancak

bunun için yalnızca geçiş ülkesi olmak yetmiyor.

Dünya ekonomisinin en hassas noktalarından biri, haritada neredeyse fark

edilmeyecek kadar küçük bir su geçidinde bulunuyor.

İran ile Umman arasında uzanan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Hint Okyanusu’na

bağlıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve İran’dan

çıkan petrol ile sıvılaştırılmış doğalgazın önemli bir bölümü dünya pazarına bu

boğazdan ulaşıyor.

ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre 2025’in ilk yarısında Hürmüz’den günde

ortalama 20,9 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu miktar, dünyadaki toplam

petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine ve deniz yoluyla taşınan petrol ticaretinin

dörtte birine karşılık geliyor.

Ancak artık Hürmüz’ün yalnızca dar olması değil, güvensiz hâle gelmesi

konuşuluyor.

Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı 21 Temmuz tarihli haberine göre, pazartesi

günü boğazdan yalnızca dört emtia gemisi geçti. Bunların arasında büyük ham petrol

tankerleri veya LNG gemileri bulunmuyordu. Boğaz resmen kapatılmış olmasa da

saldırı riski, yüksek sigorta maliyetleri ve mürettebat güvenliği nedeniyle ticari trafik

ciddi biçimde gerilemiş durumda.

Dünya şimdi aynı soruya cevap arıyor:

Enerji denizden geçemiyorsa hangi kara yolundan geçecek?

Hürmüz’ün Gerçek Bir Alternatifi Var Mı?

Körfez ülkeleri Hürmüz’e bağımlılıklarını azaltmak için yıllardır farklı boru hatları inşa

ediyor.

Suudi Arabistan’ın doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısına bağlayan

Doğu–Batı Boru Hattı, petrolün Hürmüz’e girmeden Yanbu Limanı’na ulaştırılmasını

sağlıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Habşan–Füceyre hattı ise petrolü doğrudan

Umman Körfezi kıyısına çıkarıyor.

Ancak bu hatların kapasiteleri, Hürmüz’den geçen toplam akışın yerini doldurmaya

yetmiyor. Uluslararası Enerji Ajansı da boğazı aşabilecek mevcut seçeneklerin sınırlı

olduğunu vurguluyor.

Üstelik Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz seçeneği de tamamen güvenli değil.

Yemen’deki Husilerin Suudi gemilerine karşı deniz ablukası ilan etmesi, krizin

Babülmendep Boğazı’na ve Kızıldeniz’e sıçrayabileceği endişesini artırdı. Böyle bir

durumda Körfez petrolünün hem doğu hem de batı çıkışları aynı anda baskı altında

kalabilir.

Türkiye Neden Öne Çıkıyor?

Hürmüz’deki kriz, enerji kaynaklarından çok enerji güzergâhlarının önemini ortaya

çıkardı.

Türkiye bu noktada üç farklı bölgeyi birbirine bağlayan özel bir konuma sahip: Hazar

Havzası, Irak ve Avrupa.

Azerbaycan petrolünü Gürcistan üzerinden Türkiye’ye taşıyan Bakü–Tiflis–Ceyhan

Boru Hattı, Hazar petrolünün Rusya’ya veya İran’a ihtiyaç duymadan Akdeniz’e

ulaşmasını sağlıyor.

Irak–Türkiye Ham Petrol Boru Hattı ise Irak petrolünü Basra Körfezi’ne ve Hürmüz

Boğazı’na girmeden Ceyhan’a taşıyabilecek ikinci büyük güzergâhı oluşturuyor.

Bu hattın teorik kapasitesi günlük yaklaşık 1,5 milyon varile ulaşsa da güvenlik

sorunları, Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmazlıklar ve hukuki süreçler nedeniyle

kapasitesinin oldukça altında kullanılıyor. Reuters’a göre Nisan 2026’da Kerkük’ten

Türkiye’ye yapılan sevkiyat günlük yaklaşık 177 bin varil seviyesindeydi.

Bu tablo Türkiye’nin potansiyelini de sorununu da gösteriyor:

Boru hattı var, ancak borunun içinden yeterince petrol geçmiyor.

Ceyhan Yeni Enerji Merkezi Olabilir Mi?

Türkiye’nin enerji denklemindeki en önemli noktası Ceyhan.

Bakü–Tiflis–Ceyhan ve Irak–Türkiye hatlarının Akdeniz’e ulaştığı Ceyhan, petrolün

depolanabildiği ve tankerlerle dünya pazarına sevk edilebildiği stratejik bir terminal.

Ancak enerji koridoru olmakla enerji merkezi olmak aynı anlama gelmiyor.

Koridor ülkesi, başka ülkelerin enerji kaynaklarını kendi topraklarından geçirerek

transit gelir kazanır. Enerji merkezi ise petrolün ve doğal gazın depolandığı, farklı

kaynakların birleştirildiği, alınıp satıldığı ve fiyatlandığı bir piyasa kurar.

Türkiye’nin gerçek bir enerji merkezi olabilmesi için Ceyhan’daki depolama

kapasitesini artırması, Irak hattını tam kapasiteyle işler hâle getirmesi ve farklı

üreticilerin petrolünü aynı ticaret sistemi içinde buluşturması gerekiyor.

Hürmüz’deki kriz, Ceyhan’ın önemini kendiliğinden artırıyor. Fakat coğrafi avantajın

ekonomik güce dönüşmesi için petrolün kesintisiz akması ve ticaretin güvenilir

kurallarla yürütülmesi şart.

Petrolden Doğalgaza Uzanan Koridor

Türkiye’nin enerji avantajı yalnızca petrol hatlarından kaynaklanmıyor.

Azerbaycan doğal gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyan TANAP, Güney Gaz

Koridoru’nun ana omurgasını oluşturuyor. Hattın mevcut yıllık kapasitesi yaklaşık 16

milyar metreküp. Bunun 6 milyar metreküpü Türkiye’ye, 10 milyar metreküpü ise

Avrupa’ya aktarılıyor. Teknik yatırımlarla kapasitenin yıllık 31 milyar metreküpe

çıkarılması mümkün.

Bunun yanında TürkAkım ve Mavi Akım Rus gazını Karadeniz üzerinden Türkiye’ye

ulaştırırken İran–Türkiye hattı doğudan gelen bir başka bağlantıyı oluşturuyor.

Böylece Türkiye aynı anda Rusya, İran, Azerbaycan ve LNG piyasalarından gaz

alabilen; aldığı gazı Balkanlar ve Güney Avrupa’ya aktarabilen bir ülke konumunda

bulunuyor.

Bu çeşitlilik, deniz yollarının güvensizleştiği dönemlerde Türkiye’nin stratejik değerini

artırıyor.

Kalkınma Yolu Yeni Enerji Güzergâhı Olabilir

Türkiye açısından asıl büyük dönüşüm, Irak Kalkınma Yolu Projesi’nin enerji

hatlarıyla birleştirilmesiyle yaşanabilir.

Proje, Basra Körfezi’ndeki Fav Limanı’nı kara ve demir yoluyla Türkiye’ye, buradan

da Avrupa’ya bağlamayı amaçlıyor. Ancak aynı güzergâh boyunca petrol, doğal gaz,

elektrik ve iletişim hatları da kurulabilir.

Irak’ın güneyindeki büyük petrol sahalarının kuzeye uzanacak yeni boru hatlarıyla

Ceyhan’a bağlanması, Hürmüz’e bağımlılığı azaltabilecek stratejik bir seçenek

yaratabilir.

Bu durumda Türkiye yalnızca Hazar ve Kuzey Irak petrolünün değil, Basra

petrolünün de Akdeniz’e açılan kapısı hâline gelebilir.

Fakat bunun için Bağdat, Erbil ve Ankara arasında kalıcı bir enerji anlaşması

kurulması gerekiyor. Çünkü Ortadoğu’da bir boru hattının yapılması, petrolün

mutlaka akacağı anlamına gelmiyor. Enerji güzergâhlarının en zayıf noktası çoğu

zaman çelik borular değil, siyasi anlaşmazlıklardır.

Fırsatın Yanında Yüksek Maliyet

Hürmüz krizi Türkiye’nin stratejik önemini artırıyor; fakat aynı zamanda ekonomisini

de zorluyor.

Türkiye petrol ve doğal gaz ithal eden bir ülke. Petrol fiyatlarındaki her yükseliş enerji

faturasını, taşımacılık maliyetlerini ve enflasyon baskısını artırıyor. Çatışmaların

etkisiyle Brent petrolün kısa süreliğine 90 doların üzerine çıkması, krizin ekonomik

maliyetinin ne kadar hızlı büyüyebileceğini gösterdi.

Dolayısıyla Türkiye açısından ortaya çıkan tablo tek yönlü değil.

Hürmüz’ün güvenilirliğini kaybetmesi Türkiye’nin boru hatlarını daha değerli hâle

getiriyor; ancak aynı kriz Türkiye’nin ithalat maliyetini de yükseltiyor.

Ankara’nın önündeki temel mesele, bu geçici jeopolitik avantajı kalıcı altyapı ve

ticaret gücüne dönüştürebilmek.

Yeni Harita Ne Söylüyor?

Türkiye, Hürmüz Boğazı’nın yerini tek başına alamaz.

Hürmüz’den geçen günlük yaklaşık 20 milyon varillik petrol akışını karşılayabilecek

tek bir boru hattı veya alternatif güzergâh bulunmuyor.

Ancak yeni enerji düzeni zaten tek bir alternatif üzerine kurulmayacak.

Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz hattı, BAE’nin Füceyre güzergâhı, Bakü–Tiflis–Ceyhan,

Irak–Türkiye hattı, TANAP ve ileride Kalkınma Yolu boyunca kurulabilecek enerji

bağlantıları aynı sistemin parçaları olacak.

Türkiye’nin avantajı da burada yatıyor.

Kuzeyinde Rusya, doğusunda Hazar Havzası ve İran, güneydoğusunda Irak,

batısında Avrupa, güneyinde ise Akdeniz bulunuyor.

Fakat coğrafya tek başına kader değildir.

Türkiye boruların yalnızca üzerinden geçtiği bir ülke olarak kalırsa transit gelir elde

eder. Ceyhan’ı depolama ve ticaret merkezine dönüştürür, Irak bağlantısını

güçlendirir ve farklı enerji kaynaklarının fiyatlandığı güvenilir bir piyasa kurarsa yeni

enerji haritasının karar merkezlerinden biri olabilir.

Hürmüz’de tankerler yavaşlarken dünya yeni yollar arıyor.

Bu yolların bir kısmı şimdiden Türkiye’den geçiyor.

Asıl soru, Türkiye’nin yalnızca yolun üzerinde mi kalacağı, yoksa yolun yönünü

belirleyen ülkeye mi dönüşeceğidir.

Aydoğan Yüce/TİMETÜRK

Etiketler:
Aydoğan Yüce
Aydoğan Yüce

Köşe Yazarı