$

Dolar

47,5428

Euro

54,8595

£

Sterlin

64,0572

Frank

58,8175

Gram Altın

6.193,9100

Bitcoin

3.027.178

$

Dolar

47,5428

Euro

54,8595

£

Sterlin

64,0572

Frank

58,8175

Gram Altın

6.193,9100

Bitcoin

3.027.178

Makale 04.08.2026 4 dk okuma

Yeni savaşın cephesi: Dünyanın boğazı sıkılıyor

Paylaş:

Hürmüz ve Kızıldeniz’de yaşananlar yalnızca petrol tankerlerini durdurmuyor. Enerjiden enflasyona kadar bütün ekonomik düzeni tehdit ediyor. Yeni güç mücadelesinde artık toprağı işgal etmekten çok, ticaret yollarını kontrol etmek önem taşıyor.

Basra Körfezi’nden yola çıkan bir petrol tankeri düşünün. Önce Hürmüz Boğazı’ndan geçmek, ardından Babülmendep ve Kızıldeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmak zorunda. Ancak rotanın bir ucunda İran gerilimi, diğer ucunda Husi saldırıları var. Gemi henüz limana ulaşmadan petrolün fiyatı, sigorta bedeli ve taşıma maliyeti yükseliyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan çıkmaya çalışan bazı gemileri durdurduğunu açıklaması petrol fiyatlarını yeniden artırdı. Aynı anda İran destekli Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları nedeniyle Babülmendep Boğazı’ndan geçen gemi sayısı sert biçimde azaldı. Böylece dünya enerji ticaretinin iki önemli geçidi aynı anda baskı altına girdi.

Haritada küçük görünen bu iki boğazın etkisi, bölgenin çok ötesine uzanıyor. Küresel petrol sevkiyatının yaklaşık beşte biri Hürmüz’den geçiyor. Babülmendep ise Körfez petrolünün Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya ulaşmasını sağlıyor. Bu yollardan biri kapandığında gemiler yalnızca rota değiştirmiyor; taşıma süresi, navlun ve sigorta maliyetleri de yükseliyor.

Temmuz ayında Brent petrolün fiyatı sert biçimde arttı. Artışın temel nedeni dünyada petrolün tükenmesi değil, mevcut petrolün güvenli şekilde taşınıp taşınamayacağına ilişkin endişeydi. Enerji piyasası artık yalnızca üretim miktarını değil, tankerlerin hangi boğazdan geçebileceğini de fiyatlıyor.

Bu durum savaşın niteliğinin değiştiğini gösteriyor. Geçmişte ordular petrol kuyularını ele geçirmeye çalışıyordu. Bugün bir ülkenin ekonomisini sarsmak için petrol kuyusunu vurmak gerekmiyor. Tankerlerin geçtiği yolu tehdit etmek, limanları kullanılamaz hâle getirmek veya gemilerin sigorta maliyetlerini yükseltmek yeterli olabiliyor.

Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz güvenliği için çok uluslu bir deniz savunma ittifakı oluşturma girişimi bu nedenle önemli. Bölge ülkeleri artık enerji yollarının güvenliğini yalnızca ABD donanmasına bırakamayacaklarını görüyor. Petrol üreten ülkeler de tanker filolarını büyütüyor ve taşıma zincirini doğrudan kontrol etmeye yöneliyor.

Türkiye açısından mesele uzak bir denizde yaşanan güvenlik krizinden ibaret değil. Petrol fiyatındaki her yükseliş Türkiye’nin enerji faturasını, döviz ihtiyacını ve enflasyon baskısını artırıyor. Gemilerin rotasının uzaması ise ithal edilen hammaddeden ihraç edilen ürüne kadar bütün ticaretin maliyetine yansıyor.

Bu nedenle Türkiye’nin enerji güvenliği artık yalnızca farklı ülkelerden petrol ve doğal gaz satın almak anlamına gelmiyor. Boru hatları, limanlar, demir yolları, yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif ticaret koridorları aynı stratejinin parçaları hâline geliyor. Bir ülke enerjiyi satın alabiliyor olsa bile, onu güvenli ve uygun maliyetle taşıyamıyorsa gerçek anlamda güvende değildir.

Petrol tankeri sonunda limana ulaşabilir. Ancak geçtiği her riskli boğaz, dünyadaki milyonlarca insanın ödediği faturaya eklenir. Bu yüzden yeni savaşların cephesi artık yalnızca karada değil; gemilerin geçmek zorunda olduğu dar sularda kuruluyor.

Geçmişin savaşları sınırların nereden geçeceğini belirliyordu. Bugünün savaşları ise petrolün, malların ve paranın hangi yoldan geçeceğini belirliyor. Geleceğin en güçlü ülkeleri, en fazla toprağa sahip olanlar değil; başkalarının geçmek zorunda olduğu yolları kontrol edenler olabilir.

Aydoğan Yüce/TİMETÜRK

Etiketler:
Aydoğan Yüce
Aydoğan Yüce

Köşe Yazarı