Siirt İmam-Hatip Lisesi’nde öğretmenliğe ilk başladığımda o zaman Siirt Ulu Camii İmam-Hatibi Molla Bedreddin Sancar Hoca’mın cemaati olurdum. Herhalde okul lojmanı ile cami arası 2 km. vardır. Namazdan sonra da sıra kitaplarını kendisinden okurdum. Hafta sonları ve her akşam yatsı arası da aynı program devam ederdi. Bu durum okuldan ayrılmadan iki yıl öncesine denk gelmektedir.
Hocam yazım güzelleşsin, bir de şiir tahlili yapmam için defter tuttururdu. O defter halen şahsi kitaplığımda durur. Veciz, derin manaları muhtevi bu şiirlerden halen sohbetlerimde yararlanırım. İşte bu dönemde hocamla tanışmaya gidip ders almak istediğimde belli bir seviyem olması nedeniyle beni İbn-i Hişam’ın قطر الندى و بل الصدى, شذور ااذهب فى معرفة كلام العرب ... Gibi kitaplarını okutmaya başladı ve defterime şu dörtlüğü yazdı:
اخى لن تنال العلم إلا بستة & ساُنبيك عن تفسيلها ببيان
زكاء و حرص واجتهاد و بلغةً& و إرشاد اُستاذ و طول زمانً
“Kardeşim ilme (bilgiye) şu altı şey ile ulaşabilirsin: Bunları sana ayrıntılı açıklayayım:
Zekâ (anlama, çözümleme kabiliyeti,) hırs (çaba, gayret, aşırı istek), çalışmak ve (yeteri kadar) temel ihtiyaca sahip olmak. (Bir de alanında uzman) bir hocanın eğitiminden geçmek ve uzun zaman (ister.)
Öğretmen kendini daima yenilemeli, okumalı, okutmalı. Alan yeterliliği yüksekokulda aldığı kadarıyla kalırsa o öğretmen kısa sürede sermayeyi tüketir ve tekrara başlar. Alan yeterliliğini geliştirmeyen öğretmen sınıfta hâkimiyeti de sağlayamaz. Öğretmenlik bir meslek değildir. Öğretmenlik aşk ile yapılan kutlu bir görev alanıdır. Hakikat avcılığıdır. Kendisini yetiştiği alanda yenilemekle birlikte yan dallarda da yetiştirerek öğrencisine yardımcı olmakla yükümlüdür. Öğretmen, öğrencisinin “öğretmenimiz nerde kaldı?” diyecek kadar yolu beklenen olmalıdır.
Öğretmen günü kurtarmaya çalışan biri değil, geleceğin hayalini kurup emanet aldığı ham maddeyi şekillendirmesini bilen sanat adamıdır. Öğretmen imanlı, ahlaklı ve edepli olmalıdır. Öğrencisinin iki dünyasını mamur edebilmesinin yollarını gösteren bir rehber olmalıdır.
Öğretmen, içinde yaşlanmayı bilmeyen gençlik, büyümeyi bilmeyen çocukluk ruhuna sahip büyük adam olmalıdır. Her yaş çağının sorunlarını bilen ve öğrencisi hakkında empati yapabilen rehberdir. Öğretmen, sınıfta ve okulda bilgisi, görgüsü, vakarı ile otorite kuran kişi olmalıdır. Kendinden ilim ve feyz alınamayana saygı duyulmaz. Duyulsa da içtenlikli olmaz. Öğretmenlik, sükse yapılacak podyum adamlığı değildir. Kılık kıyafeti ile de örnek olandır. Yasal haklarım diye eğitimi aksatan organizasyonların içine meze olamaz öğretmen. Bazı şeylere inanmasa da inananlara anlayış göstermesini bilmelidir öğretmen. Toplumun değer yargılarına cephe almak öğretmenlik değil, siyasi bağnazlık ve körlüktür.
Öğretmen, öğrencisinden ilmî ve bilimsel olgunlaşmasından başka bir şey beklemeyendir. Öğretmen dağarcığında olanları hep paylaşandır. Dünyada hangi görev yetiştirdiğinden ve kendisini geçen birinden mutluluk duyar? Yine hangi görev yıllar geçse de eli öpülesi kimse olmayı sağlar? Kısacası muallimlik öyle her önüne gelenin hakkıyla yapabildiği bir sanat değildir. Öğretmenlik beceri isteyen, yatkınlık isteyen sanatkârlıktır. Öğrenmeye, öğretmeye ve olgunlaşmaya âşık olmayan öğretmen değildir.
Anlatmaya çalıştığım aşk isteyen bu görev sadece örgün eğitimle ilgili değildir. Örgün ve yaygın eğitim ve öğretimin tüm alanlarını içine alacak geniş bir bakış açısıdır. Okuldan, halk eğitimi kurslarına, camiden, Kur’an Kurslarına, ailede büyüklerin sorumluluklarından emri altında çalışan personeline davranışlarına kadar aslında hayat boyu eğitimi içine alan bir bakış açısıdır.
“Ben muallim olarak gönderildim.” Diyen ve muallimliği zirveye çıkaran Hz. Muhammed (a.s.), cevamiul kelimi ( özlü beyanı) ile anlatmak istediklerimin hepsini açıklamıştır. Fazla söze hacet kalmamıştır.
Not: 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılının öğrenci, öğretmen, velilerimiz, ülkemiz ve insanlık için hayırlı olmasını temenni ederim.
Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK