Dolar

44,4910

Euro

51,8509

Altın

6.850,18

Bist

12.937,87

Devlet 'kurumsal' olursa

2 Saat Önce Güncellendi

2026-04-02 00:31:26

Günay Ertan Akgün

İki bin yıldan fazla süren bir “devlet olma” geleneğimizin olduğundan ve tarihin hiçbir evresinde “devlet” siz kalmadığımızdan bahseder ve haklı olarak da bununla gurur duyarız. “Güç” ten rahatsız olanlar; sahip oldukları gücün değerini bilemeyenler ve başkalarının güçlerine amelelik edenlerdir. Ayrıca kendi gücünün farkına olamayanların ve kabul edemeyenlerin de ya idrak ya da maya sorunları vardır. Fransız tarihçi Jean Paul Roux'un dediği gibi “Türkler'de imparatorluk kurma eğilimi vardır. Türkler, sözcüğün tam anlamıyla yeryüzünün hükümdarlarıdır ve Tanrı'nın onları dünyaya nizam vermesi için yarattığına inanıyorum.” Bu günlere kadar gelme sebebimiz belki de bu “tarihî mayalanma” dır, sizce de bu doğru değil mi?!...

Biz Türkler; hiçbir zaman “baş” sız ve “devlet” siz kalmadık, hatta birçok millete hem “baş” ve hem de “devlet” bile olduk. Ancak birilerinin de “1453'te fethettikleri İstanbul'a bir türlü yerleşemediler” demesi gibi 2 bin yılı aşkın devlet geleneğinin bahsedildiği bir ortamda, “ulus devlet” veya “millî devlet” lerin parmakla sayıldığı bir dünya düzeninde neden bir türlü tam anlamıyla devletleşip yerleşemedik ya da soruyu şöyle soralım;

Her gelen iktidarın devlete getirdiği sistemler sayesinde yamalı bohçaya dönüştürmekten vazgeçemediği bir düzende, bu devlet; ne zaman kurumsallaşacak, yerleşik bir düzen alacak?!...

Havadan nem kapan zayıf bünyeler gibi her yeni çıkan sistemi artısına / eksisine – getirip götürüsüne bakmadan devlet yapımıza monte etmeye çalışmak gibi pis bir alışkanlığımız var. Osmanlı'nın son zamanlarında başlayan ve belki de yıkılmasının başlıca sebeplerinden sayılan – dağılmasının zeminini hazırlayan ve adına da “batılılaşma” denilen ve sözde “modernleşme” getireceği söylenilen illeti ne yazık ki devlet kurumlarına sadece “körü körüne taklitçilik” olarak yer ettirmiş ama ortaya çıkan neticede ne “batılı” olabilmiş ve ne de “doğulu” kimliğimizi koruyabilmişiz. Hani atalarımız derler ya; “İki arada bir derede kalmak”, işte yaşanılan durum tam da bunu anlatmaktadır.

Modernleşme veya modernleşme adına yutturulmaya çalışılan “batılılaşma” zokası gibi alınan ithal sistemler, sadece bir hastalık ve körü körüne taklitçilik olarak kalmış. (Mehmet Âkif'in “Eski “eski” olduğu için atılmaz “kötü” olduğu için atılır. Yeni “yeni” olduğu için alınmaz “iyi” olduğu alınır.” sözünün gerekliliğini bir türlü ortaya koyamadık.) Bizler, “batı” nın; “devletçilik” ya da “kurumsallaşma” modellerini, hukuk sistemlerini ithal etmekle “Türk'e has devlet olma” yı aynı eşdeğerde tutmuş, bünyemize uymayan – habis bir ur gibi vücudumuzu saran kanun ve nizamlarla entegrasyon sürecine girmişiz. Mülkün (devletin) temeli olan / olması gereken “adalet” le ilgili yanlış – gümrüksüz ithalatlar (gelenek - görenek, inanç ve toplum yapısı – beklentilerine / ihtiyaçlarına uymayan ecnebi kanunları) devletin diğer kurumlarına da sirayet etmiş ve körü körüne sistemi “devlet” miş gibi yönetmeye çalışmışız. İşte siyasî hayatımızın son 8 yılına damga vuran “başkanlık sistemi” de bunlardan biridir ve ne yazık ki “Türk tipi” başkanlık denmesinin sebebi de budur.

Demokrasiyi özümseyen ve cumhuriyeti de “rejim” olarak kabul eden devletler de seçimlere giren siyasi partiler; sadece “devleti yönetmekten sorumlu aparatlar” olmaktan ileri gitmemelidir, biz bunu bir türlü beceremedik. Partilerin “iktidar hegemonyaları” ve ortaya koydukları dönemsel vesayetleri cahilce bir şekilde “devlet” zannettik. Sağcısı ayrı, solcusu ayrı, koalisyonu ayrı vurdu ve son zamanlar da getirilen “ittifaklar” da kendi cephesinden yaptıkları salvolarla bu duruma tuz biber ektiler. Hani bir şarkıda da “gelen vurdu, giden vurdu” diyorlardı ya, işte bunu sürekli bir şekilde yaşayıp durduk!...

Son birkaç seçim öncesi ve sonrasında millet ittifakı, emek ve özgürlük ittifakı, ATA ittifakı ve sosyalist güç birliği ittifakı gibi adlarla karşımıza çıkan “ittifak” ve ortakları seçimlerden sonra ayrı bir havaya büründükleri – “benzemezler sürüsü” ne döndükleri için çil yavrusu – tesbih taneleri gibi sağa sola dağılmış ve cumhur ittifakı da seçimleri kazandıktan sonra bu ittifakın bileşenleri “ortak olmadıkları” nı dile getirseler bile kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar – paylaşımlar – atamalar – istekler vb. durumlara parmaklarının olmadığını ya da el atmadıklarını söyleyemezler. Bu durum eşyanın tabiatına aykırıdır. Her ne kadar tersini söylemiş olsalar bile inandırıcı olamazlar. Atalarımız buna kısaca “bal tutan parmağını yalar” demişti. Yeri gelmişken hatırlatmış olayım; Atalarımızın boş konuştuğuna hiç denk gelmedim!...

Defalarca yazdık, söyledik, şu devleti; Palyatif tedbirlerle – yamalı bohçalarla değil artık “kurumsal” bir hâle getirelim ve bundan sonra “ittifak” ya da “iktidar ortakları”, idari yapıyı; sadece devam ettirmekle mükellef olsunlar, sisteme dokunmasınlar, devletimizi uluslararası platformlarda temsil etme ve muhatap alınma konularında profesyonel davransınlar, kenar mahalle bireyi gibi muamele görmesinler. Aktüel tabirle; el pençe duran değil, gerektiğinde masaya yumruğunu vuran – omuzlara el koyan devlet olalım.

Geçmişte Türk'ün sesini duyduğunda titreyen devletlere, “kurumsal” olan bir devlet yapısıyla birlikte artık o sesi yeniden duyuralım. Mazlumun – mağdurun; güvencesi, sığınacağı bir liman, yaslanacağı bir dağ olalım. Bu, o kadar zor bir şey değil ama “kurumsal” değilseniz amatör ligde top koşturmaya devam edersiniz. Geçmişten gelen bağ ve yapısıyla kendine has tarihi bir millet olarak biz Türkler ve onun kurduğu son halka devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti; her zaman ve zeminde profesyonelliği ve kurumsallığı hak ediyoruz, amatörlüğü ve muhatap alınmayan devlet olmayı hak etmiyoruz.

Devlet “kurumsal” olursa millet de gideceği her seçim sandığına sadece demokrasinin bir gereği ve formalite icabı gideceğini, kazanan (iktidar) değişse bile devlet yapı – sistem ve modelinin değişmeyeceğini de bilir. Sizce de bunu sağlamak o kadar zor mu?!...

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Murat Övüç'ten cezaevi yönetimine teşekkür

Haber Ara