Dolar

44,3439

Euro

51,5534

Altın

6.291,54

Bist

13.168,16

Toprağın sesi, suyun hafızası, Gülün Mirası'nda bir Isparta yolculuğu

1 Saat Önce Güncellendi

2026-03-24 00:12:07

Gülçin Ertunç

Her şehrin kendine has bir ruhu, doğası ve geçmişten geleceğe açılan kapıları vardır. Bayram tatilinin getirdiği o tanıdık yolculuk hissiyle pek çoğumuz memleketlerimize doğru yola çıktık. Ben de bu yolculuğun bir parçası olarak, Akdeniz'in sakin kentlerinden, güller ve göller diyarı olan memleketim Isparta'da birkaç gün geçirme fırsatı buldum. Zaman ve mevsim her detayı anlatmaya yetmese de, bu kısa yolculukta hafızama kazınan ve ziyaret ettiğim durakları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Doğanın Sessiz Çığlığı Kovada Gölü

kovada gölü

Kovada Gölü, Türkiye'nin en özel doğal alanlarından biri. Milli park statüsüyle her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan bu eşsiz göl, son yıllarda iklim krizinin etkilerini en çarpıcı şekilde hissettiren yerlerden biri haline geldi. Sosyal medyada kuruyan görüntüleriyle içimizi burkan gölün yeniden toparlanmaya başladığı söylense de, yaşananlar doğanın verdiği güçlü bir uyarı niteliğinde. Eğirdir Gölü'nün doğal uzantısı olan ve 22 kilometrelik bir kanalla beslenen Kovada Gölü'nde su seviyesinin ciddi şekilde düşmesi, kuraklık tehlikesini gözler önüne seriyor. 1970 yılında milli park ilan edilen bu alan; zengin bitki örtüsü, yaban hayatı ve endemik türleriyle eşsiz bir ekosistem sunuyor. Ancak bugün gelinen noktada, vahşi sulama yöntemleri, kontrolsüz sondajlar ve tarımsal atıklar bu doğa harikasını tehdit ediyor. Çözüm aslında zor değil gölün etrafındaki sondaj sulamasına, vahşi tarımsal sulama sistemlerine son verilmelidir. Bu tarım alanları ve sanayi alanlarının atıklarının kanal ve göle karışması durdurulması uyarısı uzmanlar tarafından da yapılmış. Ne diyelim doğanın cömert güzelliklerini korumak kollamak yine biz insanoğlunun elinde güzel haberlerini vermek dileğiyle. Sonbahar aylarının en güzel rotalarından biridir. Yolunuz bi şekilde düşerse uğramadan geçmeyin.

Yer Altında Saklı Bir Tarih Zindan Mağarası

zindan mağarası

Geçtiğimiz yıllarda ziyaret ettiğim Zindan Mağarası'ndan bahsetmeden geçmek olmazdı. Isparta'nın Aksu ilçesinde yer alan ve tarih ile doğayı iç içe sunan etkileyici bir durak. 1300 metre rakımda bulunan ve 765 metre uzunluğa sahip bu mağara, yalnızca doğal oluşumlarıyla değil, taşıdığı tarihsel izlerle de büyüleyici, Roma dönemine ait köprü kalıntıları, Eurymedon Açık Hava Tapınağı ve mitolojik izler taşıyan mozaikler, bu alanın geçmişte bir ibadet ve kültür merkezi olarak kullanıldığını gösteriyor. Binlerce yılda oluşan sarkıt ve dikitler arasında yürürken, yer altı deresinin kayalara çarparak çıkardığı ses eşliğinde adeta zamanın içinde yolculuk yapıyorsunuz. Mağara içindeki sıcaklığın yıl boyunca yaklaşık 5 derece olması bazı ziyaretçileri üşütebiliyor bunun için küçük bir öneri ziyaretçilere ince bir hırka almalarını özellikle tavsiye ederim.

Kokunun Hafızası Misparta Koku Medeniyeti Müzesi

müze içi

Isparta denince akla ilk gelen elbette gül. Dünya gül yağı üretiminin yaklaşık %65'ini karşılayan şehir, aynı zamanda Türkiye lavanta üretiminin de büyük bir bölümünü üstleniyor. İşte bu zengin mirastan ilhamla hayata geçirilen Misparta Koku Medeniyeti Müzesi, kentin en özgün ve dikkat çekici duraklarından biri olarak öne çıkıyor.

Haziran 2025 itibarıyla kapılarını açan bu mis kokulu müze, 1750'li yıllarda inşa edilen eski bir Ortodoks Rum kilisesinin restore edilmesiyle yeniden hayat bulmuş. 2025 yılında tamamlanan bu özel yapı, dünyada sayılı örnekler arasında yer alırken Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıyor. Müze koleksiyonunda, tarihin bilinen ilk parfüm formüllerinden antik parfüm şişelerine kadar pek çok kıymetli eser yer alıyor. Ancak burayı farklı kılan sadece sergilenen objeler değil; aynı zamanda “yaşayan müze” anlayışıyla ziyaretçiye deneyim sunması. Atölye alanlarında parfüm yapımı, aromaterapi ve koku kültürü üzerine eğitimler verilerek ziyaretçilere kokunun tarihsel yolculuğu birebir deneyimi sunulacak.

Müzenin en özel kokularından birini soracak olursanız, Mustafa Kemal Atatürk'ün kullandığı parfüm de burada sergileniyor. Atatürk'e ait bu zarif hatırayı, müzede özel şişesinden koklama imkanı bulmak ise ziyaretin en anlamlı deneyimlerinden biri.

Müze küratörü Meryem Karakurt Göksal, özellikle kokuların İbn-i Sina ve Hipokrat'ın yaklaşımlarıyla ilişkilendirilmesinin bu deneyimi daha da derinleştirdiğini vurguluyor. Bu yönüyle müze, yalnızca bir sergi alanı değil; bilimsel, kültürel ve duyusal bir keşif merkezi niteliği taşıyor.

Projenin hayata geçirilmesinde başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere yerel yönetimlerin vizyoner katkıları büyük önem taşıyor. Bu kısa ziyaretim sırasında katkı ve destekleri için Isparta Belediye Başkan Yardımcıları Uğur Büyükçulcu ve Özler Erdoğan'a, müze küratörü Meryem Karakurt Göksal'a ve bu eşsiz kareleri ölümsüzleştiren ISFODER üyesi Tuncay Tatlı'ya teşekkürlerimi sunarım.

müze dış

Isparta'yı ziyaret etmek için bana soracak olursanız en ideal zaman Mayıs sonu açan güllerle başlayan görsel şölene, Temmuz sonu ve Ağustos başına kadar lavanta tarlalarının mor büyüsüyle devam ediyor. Doğanın en zarif renklerini bir arada görmek isteyenler için eşsiz bir rota olarak not alabilirsiniz. Bugün bir kez daha doğa bize her zamankinden daha güçlü mesajlar veriyor. Kuruyan göller, değişen iklim dengesi ve yok olma riski taşıyan ekosistemler… Tüm bunlar, aslında bizim doğayla kurduğumuz ilişkinin bir yansıması.

Güller diyarı Isparta'dan dönerken geriye sadece güzel manzaralar değil, aynı zamanda bir sorumluluk duygusu da kalıyor. Sahip olduğumuz bu eşsiz coğrafyanın kıymetini bilmek.

Bir başka rotada, doğayla ve tarihle yeniden buluşmak dileğiyle…

Gülçin Ertunç/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Isparta'ya şehit ateşi düştü

Haber Ara