İstanbul'da bazı semtler vardır; sadece bir yer değildir, bir ruhu temsil eder. Eyüpsultan'da o yerlerden biridir. Yolculuk ise çoğu zaman şehrin kalbi sayılan Eminönü'nden başlar. Eminönü'nden kalkan tramvaya bindiğinizde, Haliç kıyısı boyunca uzanan keyifli bir yolculuk sizi bekler. Balat'ın renkli evleri, Fener'in tarih kokan sokakları, Ayvansaray'ın eski İstanbul'u hatırlatan silueti derken şehir yavaş yavaş gürültüsünü geride bırakır. İsterseniz Feshane'de inersiniz, isterseniz Eyüpsultan Teleferik durağında… Ama asıl yolculuk tramvaydan indikten sonra başlar. Sahilden içeri doğru uzanan dar ama ruhu geniş sokaklar sizi karşılar. Bu sokaklar sadece bir mahalle dokusundan ibaret değildir; medreseleri, tekkeleri ve türbeleriyle adeta bir açık hava tarih müzesi gibidir. Her köşe başında Osmanlı'dan günümüze uzanan izlerle karşılaşmanız mümkün.
Eyüpsultan denildiğinde akla gelen ilk durak ise hiç şüphesiz Eyüpsultan Camii ve Türbesi'dir. Türbe, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sancaktarı olan ve İstanbul'un ilk kuşatması sırasında şehit düşen Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb el-Ensari'ye aittir. İstanbul'un fethinden sonra mezarı bulunmuş ve Fatih Sultan Mehmed tarafından 1459 yılında üzerine türbe ve cami inşa ettirilmiştir. Bu yapı, Türklerin İstanbul'da inşa ettiği ilk eser olarak da tarihte ayrı bir yere sahip. Türbeye doğru ilerlerken yol üzerinde karşınıza çıkan yapılardan biri de Siyavuş Paşa Türbesi'dir. Yıllar içinde yıpranan bu yapı yaklaşık on yıl önce Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilerek yeniden günümüzdeki halini almıştır.
Meydanın Kadim Dostları
Camiye doğru ilerlerken meydanın vazgeçilmez sakinleri olan güvercinler sizi karşılar. Eyüpsultan Meydanı ve cami avlusu, yüzlerce güvercinin kanat sesleriyle adeta yaşayan bir tabloyu andırır. Meydanda bulunan meşhur güvercin yemcisi tezgahlarından yem alarak kuşları beslemek, ziyaretçilerin en sevdiği küçük ritüellerden biridir. Ayrıca bölgedeki tarihi yapıların cephelerinde sıkça rastlanan kuş evleri de Osmanlı'nın doğaya ve canlılara duyduğu merhametin zarif birer sembolüdür.
Ramazan'ın Bereketi ve Paylaşmanın Zarafeti
Caminin avlusuna doğru yaklaştıkça özellikle Ramazan ayının bereketiyle birlikte artan kalabalık hemen hissedilir. Maneviyatın yoğunlaştığı bu atmosfer, ibadet edenler kadar ziyaretçileri de içine çeken bir huzur barındırır. Her kutsal mekanın kendine özgü bir ruhu vardır; ancak Eyüpsultan Hazretleri'nin huzurunda hissedilen maneviyat birçok kişi için bambaşkadır. Ramazan ayını uğurlamaya hazırlandığımız bu günlerde Eyüpsultan'ı ziyaret etmek, manevi atmosferi hissetmek için ayrı bir anlam taşıyor elbette. Türbe çevresinde adak adayanların, çocukları sevindirmek için dağıtılan şeker ve lokumların oluşturduğu geleneksel görüntüler de sıkça karşımıza çıkar. Ne yazık ki bu hayır dağıtımları sırasında bazen hoş olmayan görüntüler yaşandığını da söylemek gerekir. Manevi mekanların ruhuna yakışan şeyin paylaşma ve zarafet olduğu unutulmamalıdır.
Geçmişin İzinde Bir Durak Türbe Hamamı Müzesi
Cami avlusundan dışarı çıktığınızda ise sizi son yıllarda bölgenin en dikkat çekici kültür duraklarından biri karşılar, Eyüpsultan Türbe Hamamı Müzesi. Eyüpsultan Belediyesi tarafından 2022 yılında restore edilerek ziyarete açılan bu yapı, Türk hamam kültürünü anlatan özgün bir müze olarak hizmet veriyor. Türk kültüründe hamamlar yalnızca temizlik mekanları değil; sosyal hayatın, sohbetin ve toplumsal ritüellerin önemli merkezleridir. Bu tarihi yapı da titiz bir restorasyon sürecinin ardından geçmişi günümüze taşıyan etkileyici bir müze kimliği kazanmış durumda. Müzenin kapısından içeri adım attığınız anda ziyaretçiler adeta geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarılıyor. İstanbul hamamlarının nasıl inşa edildiği, hangi bölümlerden oluştuğu, nasıl kullanıldığı ve hamam kültürünün ritüelleri, film gösterimleri ve fotoğraflarla anlatılıyor. Aynı zamanda suyun geçmiş dönemlerde nasıl kullanıldığına dair oldukça etkileyici anlatımlar da yer alıyor. Eyüpsultan'a suyun nasıl ulaştığını, hamamların ve çeşmelerin bu sistem içindeki yerini anlatan görsel içerikler, ziyaretçiyi adeta İstanbul'un su medeniyetine doğru bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Türk hamam kültürünün sohbetleri, çeşmeleri ve su kanallarıyla şekillenen zengin mirası burada ilham verici bir şekilde sunuluyor.
Fatih Sultan Mehmed tarafından 1481 yılında yaptırılan bu tarihi yapı, bugün iki katlı bir müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Görsel anlatımlar, interaktif içerikler ve yetkililerin bilgilendirici yaklaşımı sayesinde ziyaret deneyimi oldukça zenginleşiyor. Müze pazartesi günleri hariç haftanın her günü ücretsiz olarak gezilebiliyor.
Eyüpsultan yalnızca bir ziyaret noktası değil, İstanbul'un hafızasını taşıyan kadim bir duraktır. Sokakları, türbeleri, camileri ve kuş evleriyle geçmiş ile bugünü aynı anda yaşatır. Bu yüzden Eyüpsultan'a yapılan her ziyaret biraz da şehrin ruhuna yapılan bir yolculuktur. Ama Eyüpsultan'ı sadece bir gezi rotası olarak görmek eksik kalır. Çünkü burası biraz da İstanbul'un vicdanıdır. Sokaklarında yürürken tarihle, türbesinde dua ederken kendinizle karşılaşırsınız. Hızla değişen ve gürültüsü artan İstanbul'un ortasında Eyüpsultan insana sessizce şunu hatırlatır; Bunca telaşın içinde ruhumuza ne kadar yer bırakıyoruz?
Gülçin Ertunç/TİMETÜRK