Merhaba kıymetli okurlar,
Bu satırları, 1970 yılında Trabzon’da doğmuş, çocukluğunu sanayi şehri İzmit’in Körfez ilçesinde o kendine has sokaklarında geçirmiş, İzmit Teknik Lisesinde Dünya Bankası fonuyla kurulmuş Elektronik ve Bilgi İşlem laboratuvarlarında sonrasında üniversite yıllarında İTÜ’nün taşra fakültesi Düzce Meslek Yüksekokulu koridorlarında geleceği hayal etmiş bir esnaf çocuğu olarak kaleme alıyorum. Lisede iken Pirelli, Goodyear ve Lassa fabrikalarında tüm imalat süreçlerinin elektronik, hidrolik ve pnömatik otomasyonlarında çalışarak iş hayatına giriş yaptım. Bilişim teknolojileri sektöründe geçirdiğim uzun yıllar bana bir şeyi çok net öğretti: Teknoloji ne kadar hızlanırsa hızlansın, insanın değişmeyen değerlerine olan ihtiyacı o kadar artıyor.
Bu köşede sadece teknoloji konuşmayacağız. Aksine; teknolojinin birey ve toplum üzerinde meydana getirdiği kültürel, sosyal, ekonomik gelişmelere ve yozlaşmaya değineceğiz. Örneğin, yapay zekânın aile mahremiyetimize etkisini, siber güvenliğin çocuklarımızı nasıl koruyabileceğini ve dijitalleşen dünyada birey olarak onurumuzu nasıl muhafaza edeceğimizi kültürel ve felsefi olarak da tartışacağız.
Neleri mi konuşacağız?
Gündemimiz oldukça yoğun:
· Mahremiyet ve Aile: Dijital birey-devlet ilişkisi ve çocukların korunması
· Geleceğin Yaşamı: Topraksız tarım, uzay teknolojileri ve insan merakı
· Küresel Dengeler: Teknoloji devlerinin ulus devletlerle mücadelesi ve savunma sanayii
Amacım, teknolojik gelişmeleri sadece birer "yenilik" olarak alkışlamak değil; bu değişimlerin ruhumuza ve evimize neler getirdiğini denge süzgecinden geçirerek anlamak ve anlatmak.
Yolculuğumuz başlıyor. Hoş bulduk efendim!
Yahya Keleş/TİMETÜRK