$

Dolar

46,6526

Euro

53,3505

£

Sterlin

61,9416

Frank

57,7976

Gram Altın

6.020,4600

Bitcoin

2.810.601

$

Dolar

46,6526

Euro

53,3505

£

Sterlin

61,9416

Frank

57,7976

Gram Altın

6.020,4600

Bitcoin

2.810.601

Makale 30.06.2026 4 dk okuma

Türk insanın dijital ruh haritası

Paylaş:

Geçen gün İstanbul, Fatih’te bir çay ocağında oturdum, hani şu tabureleri sokağa taşan meşhur “Duvar dibi” dedikleri yerlerden biri. Gözüm etraftaki insanlara takıldı. Yan masada iki kişi, ellerinde telefonlar, memleketin öbür ucundaki torunun videosunu izleyip tebessüm ediyorlardı. Az ileride bir genç, muhtemelen hiç görmediği bir hayatın 15 saniyelik parıltısına bakarken derin bir iç çeker gibiydi. İnsanlar bir arada ama sohbet çok derin değildi.

O an fark ettim; biz artık sadece coğrafi sınırlarla bölünmüş bir ülke değiliz. Biz, doğudan batıya, kuzeyden güneye, ruhlarımızı o küçücük cam ekranların arkasına taşımış kocaman bir mahalleyiz. Peki, bu teknoloji denilen devasa dalga hayatımıza girerken, o meşhur "Türk insanının ruhuna" ne yaptı? Gelin, bugün biraz dertleşelim, uzmanların pencerelerinden bakıp kendi ruh haritamızı çıkaralım.

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan çok haklı bir şey söylüyor; beynimiz aslında biyolojik bir bilgisayar gibi çalışıyor ve hızla dijitalleşen bu çağda en çok ihtiyacımız olan şey "psikolojik sağlamlık". Biz bu sağlamlığı koruyabiliyor muyuz? Şöyle memleketi bir turlayalım.

Batıya gidiyoruz; plazaların, metropollerin o koşturmacalı hayatına. İzmir’de, İstanbul’da psikologların kapısını çalanların dilinde ortak bir kelime var artık: "Dijital Yorgunluk". Psikolog Altan Demirel, zihinsel yüklenmenin artık taşınamaz bir boyuta ulaştığını, sürekli bildirimlere maruz kalan beynin bir türlü "dinlenme moduna" geçemediğini söylüyor. Batıdaki insanımız, sürekli çevrimiçi olmanın, işi eve taşımanın, "her şeye yetişmeliyim" kaygısının yarattığı o kronik anksiyete ile boğuşuyor.

Doğuya ve Anadolu’nun kalbine doğru uzandığımızda ise karşımıza başka bir manzara çıkıyor. Orada teknoloji, o kadim yalnızlığı ve mesafeleri kıran müthiş bir köprü olmuş. Uzm. Dr. Yaprak Arslan’ın da belirttiği gibi, coğrafi olarak ruh sağlığı hizmetlerine, terapiye ulaşamayan Anadolu’daki bir insanımız için bugün "online terapi (teleterapi)" büyük bir devrim. Erzurum’daki bir anne, Sivas’taki bir genç, ekrandan bir uzmana bağlanıp derdini dökebiliyor. Teknoloji burada bir yabancılaşma değil, adeta bir şifa kapısına dönüşmüş.
Ama madalyonun bir de o can yakan yüzü var. Kuzeyden güneye, Doğudan batıya, özellikle Z kuşağı dediğimiz o gencecik evlatlarımızda, sosyal medyanın yarattığı o gizli baskı dalga dalga yayılıyor.

Uzmanlar uyarıyor: Sürekli bir başkasının "idealize edilmiş en iyi anlarını" izlemek, bizim insanımızda derin bir yetersizlik hissi ve özgüven problemi yaratıyor. "Herkes çok mutlu, herkes geziyor, bir tek ben geride kaldım" hissi, yani o meşhur FOMO, Karadeniz’in yaylasındaki gençten Akdeniz’in sahilindeki gence, metropollere sıkışmış dar hayatlardan, hizmetten ve refahtan pay alamamış geniş kesimlere kadar hepimizin içine sızan ortak bir zehir haline geldi. (Uzm. Dr. Yaprak Arslan Psikiyatrist & Psikoterapist)

Yani dostlar, teknoloji bize muazzam bir katkı sundu; mesafeleri kısalttı, bilgiye ve desteğe erişimi saniyeler seviyesine indirdi, dünyanın öbür ucundaki sevdiklerimizin sesini nefesimize yaklaştırdı. Ama aynı zamanda bizi kendi kendimizle baş başa kalmaktan, sessizliğin o iyileştirici gücünden kopardı. Ekrandan yayılan mavi ışık sadece gözlerimizi değil, ruhumuzun ayarını da bozuyor artık.
Çözüm ne mi? Yine uzmanların o bilge tavsiyesinde saklı:

Dijital Denge”

Teknolojiyi hayatımızdan söküp atamayız, buna gerek de yok. Ama onun bizi yönetmesine, ruhumuzu uyuşturmasına izin vermemek bizim elimizde. Arada o telefonu ters çevirmek, toprağa basmak, yüz yüze bir kahvenin hatırını saymak...
Ruh haritamız ne kadar renkli, ne kadar karmaşık olursa olsun; unutmayalım ki o ekranların arkasındaki insan yine biziz. Ve hiçbir algoritma, samimi bir "Nasılsın?" sorusunun ruhumuza verdiği o sıcaklığı taklit edemez.
Dijital ruh haritamızda, Dijital bir dengeye ihtiyaç duyulduğu aşikâr.

Yahya Keleş/ TİMETÜRK

Etiketler:
Yahya Keleş
Yahya Keleş

Köşe Yazarı