Birinci Dünya Savaşı'nın en çetin cephelerinden birisi de Filistin Cephesiydi. Burada mücadele yalnızca yerde değil, gökyüzünde de yaşanıyordu. Osmanlı havacıları, sınırlı imkânlarına rağmen gösterdikleri cesaret ve üstün görev anlayışıyla savaşın seyrini etkileyen önemli başarılara imza attılar.
1917 yılının Mart ayında İngiliz ordusu Gazze'yi ele geçirmek için büyük bir hazırlık içerisindeydi. Ancak Osmanlı havacıları, 25 Mart'ta gerçekleştirdikleri keşif uçuşuyla İngilizlerin geniş çaplı harekâta başladığını tespit ederek bu bilgiyi cephe komutanlarına ulaştırdı. Türk birlikleri düşman taarruzuna hazırlıklıydı. O günlerde keşif uçakları yalnızca gökyüzünde dolaşan araçlar değil, cephe komutanlarının en güvenilir gözü hâline gelmişti.
26 Mart 1917'de başlayan Birinci Gazze Muharebesi, İngilizlerin sayıca üstün kuvvetlerine rağmen Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı. İngiliz birlikleri kısa süreliğine Gazze'ye girmeyi başarsalar da Mehmetçiğin inatçı savunması karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar. Kara savaşları devam ederken gökyüzünde de amansız bir mücadele yaşanıyordu. Türk ve İngiliz uçakları sürekli keşif görevleri yapıyor, gerektiğinde birbirleriyle hava muharebesine giriyordu.
Osmanlı havacılarının yalnızca savaş kabiliyeti değil, insani yönleri de dikkat çekiciydi. İngilizlerin Nation dergisinin 5 Nisan 1917 tarihli sayısında yer alan bir olay bunu açıkça göstermektedir. Bir Osmanlı uçağı İngiliz birliklerine attığı mektupla hastanelerin belirgin şekilde işaretlenmesini istemiş, ikinci mektupta ise kolera nedeniyle hayatını kaybeden Osmanlı askerlerinin gömüldüğü yerlerin işaretlendiğini ve buralara yaklaşılmaması gerektiğini bildirmişti. İngilizler başlangıçta bunun bir aldatmaca olduğunu düşünerek söz konusu bölgelerde arama yaptılar. Sonuçta Osmanlı pilotlarının verdiği bilginin tamamen doğru olduğu ortaya çıktı. Bu hadise, savaşın en acı günlerinde bile Türk askerinin insaniyetinden vazgeçmediğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.
Birinci Gazze Muharebesi sonunda Mehmetçik büyük bir zafer kazandı. Osmanlı ordusu 294 şehit verirken İngilizlerin kaybı yaklaşık 2.400 ölüye ulaştı. İngiliz komutanları birlikleri üzerindeki kontrolü kaybetmiş, harekât tam anlamıyla başarısızlığa dönüşmüştü. Bu başarıda Türk havacılarının keşif faaliyetleri ve hava üstünlüğü sağlamaya yönelik gayretleri önemli rol oynadı. Muharebe sırasında İngilizler iki uçak kaybetmiş, altı uçakları da ağır hasar almıştı.
Ancak İngilizler yenilgiyi kabullenmedi. 19 Nisan 1917'de çok daha büyük bir kuvvetle ikinci kez Gazze'ye saldırdılar. İkinci Gazze Muharebesi de tarihin en kanlı çarpışmalarından biri olarak kayıtlara geçti. Bu muharebede de İngilizler 7 binden fazla kayıp vererek yeniden geri çekilmek zorunda kaldı.
İkinci Gazze Muharebesi sırasında gökyüzündeki mücadele ise adeta destan niteliğindeydi. Bir İngiliz yazarın hatıralarında yer alan şu satırlar, Osmanlı pilotlarının başarısını tarafsız biçimde ortaya koymaktadır:
"İki Türk tayyaresi bütün bu işlerden sonra geri kalan tayyareleri öyle kovaladılar ki bu kâbusu hiç anlatmayacağım. İtiraf edeyim ki Gazze'de bize duman attıran bu iki tayyare ile dünyanın en mükemmel orduları hakkiyle övünebilir."
Bu sözler, Türk havacılarının sayıca çok üstün İngiliz hava kuvvetlerine karşı gösterdikleri cesaretin en önemli şahitlerinden biridir. Osmanlı havacıları yalnızca hava muharebelerinde değil, keşif ve bombardıman görevlerinde de büyük başarı gösterdiler. 18-19 Nisan 1917 tarihlerinde gerçekleştirilen 19 sortiyle toplam 38 saat uçuş yaparak düşman hedeflerini bombaladılar ve İngiliz kuvvetlerine ciddi zarar verdiler.
Kanal Harekâtı sırasında hava üstünlüğünü büyük ölçüde elinde bulunduran İngilizler, Gazze semalarında aynı rahatlığı yaşayamadılar. Bu kez sahneye çıkan Osmanlı pilotları oldu. Keşif uçuşlarıyla düşmanın planlarını önceden ortaya çıkardılar, hava taarruzlarıyla İngilizleri baskı altında tuttular ve kara birliklerinin başarısına önemli katkı sağladılar.
Gazze Muharebeleri, yalnızca Mehmetçiğin siperlerde yazdığı kahramanlık destanı değildir. Aynı zamanda Türk havacılık tarihinin de gurur sayfalarından biridir. İmkânsızlıklar içinde görev yapan Osmanlı pilotları, cesaretleri, fedakârlıkları ve üstün görev anlayışlarıyla gökyüzüne Türk milletinin şanlı imzasını attılar.
Gazze Muharebelerinde yalnızca siperlerdeki kahramanları değil, aynı zamanda Gazze semalarında vatanı için kanat çırpan Türk havacılarını da rahmet ve minnetle hatırlamak tarihimize karşı en önemli görevlerimizden biridir. Ruhları şad olsun.
Ramazan Akbaş/TİMETÜRK