DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

ANALİZ: Rusya ile Avrupa arasındaki mücadele kızışıyor

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Turgay Yerlikaya Avrupa-Rusya arasında yaşanan enformasyon savaşını değerlendirdi.

1 Hafta Önce
2021-10-07 17:33:06

Yerlikaya'nın “Rusya ile Avrupa arasındaki mücadele kızışıyor” başlıklı analizinden bir bölüm;

Klasik sistemde deniz, kara ve hava unsurlarını kapsayan güvenlik doktrinleri, dijital sistemlerin her geçen gün gelişmesiyle siber alanları ve enformasyonu da kapsama alanına dahil eden bir genişliğe ulaşmıştır.

Enformasyon savaşları ve mücadelenin geleceği

Enformasyon savaşlarında savunma ya da saldırı ekseni üzerine inşa edilen mücadele konseptleri, ülkelere göre farklılıklar gösteriyor. Avrupa'da daha çok Rusya ve kısmen de Çin'in saldırgan politikalar izlediği Rusya'nın özellikle Ukrayna, Polonya, Estonya, Litvanya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'nın yanı sıra Batı Avrupa bölgesinde de enformasyon savaşı yürüttüğü ve bu amaçla dijital platformları yoğun biçimde kullandığı dile getiriliyor. Polonya'da aşırı sağ ve ultra-milliyetçi hareketleri desteklediği iddia edilen Rusya'nın Litvanya'da devlet kurumlarının karar alma süreçlerini sekteye uğrattığı, zaman zaman da Ukrayna'da olduğu gibi internet ortamları üzerinden üretilen söylemlerle iç siyasete müdahale etmeye çalıştığı yaygın iddialar arasında. Batı'daki düşünce kuruluşları başta olmak üzere birçok devlet, Rusya'nın dijital alanları istismar ettiğine dair raporlar yayınlıyor.

Kovid-19 ile artan gerginlik: Russia Today'e engelleme iddiaları

Rusya ve Batı arasında ciddi gerginliklere yol açan bu tartışma, son dönemde Rusya'nın sahip olduğu uluslararası medya araçlarını ciddi biçimde etkiliyor. Avrupalı ülkeler hem Çin hem de Rusya'nın basın-yayın organlarına karşı engelleyici bir tavır takınıyor ve ilgili ülkelerin medya araçlarını “beşinci kol” olarak tanımlıyor. Hatırlanacak olursa; yakın dönemde İngiltere, Çin devlet televizyonunun yayın lisansını, Komünist Parti'nin propaganda aracı olduğu gerekçesiyle iptal etmişti. Benzer biçimde Almanya'da bir televizyon kanalı kurarak yayın yapmak isteyen Russia Today'e, Rusya'nın dezenformasyon siyasetinin bir aracı olduğu gerekçesiyle yayın lisansı verilmedi. Fransa'da 2017'deki seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı olan Emmanuel Macron ise Sputnik ve Russia Today'e (RT) akreditasyon konusunda ciddi sorunlar çıkardı.

Kovid-19 salgınıyla birlikte artan gerginlik, geçtiğimiz günlerde YouTube'un, RT'nin Almanca yayın yapan iki YouTube kanalını iptal etmesiyle farklı bir evreye taşınmış oldu. Rusya ile Almanya arasındaki gerginliği tırmandıran bu kararı Rusya sansür olarak nitelendirdi ve sert biçimde eleştirdi. RT Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan ise YouTube'un vermiş olduğu kararın arkasında Almanya'nın olduğunu iddia etti ve bu yasağın, Almanya'nın Rusya'ya karşı uyguladığı medya savaşının bir parçası olduğunu söyledi. Yaşanan bu hadise enformasyon savaşları bağlamında oldukça dikkat çekici. Kremlin resmi kaynaklarının, RT'ye yönelik bu tutumu en üst düzeyde eleştirileri ve Rusya'da yayın yapan Alman kanallarının da gelecek dönemde benzer bir muameleyle karşı karşıya kalacağına dair örtük tehdidi, enformasyon savaşlarının geldiği noktayı gösteriyor. Her ne kadar Alman resmi kaynakları, kararın ortaya çıkmasında herhangi bir müdahalelerinin olmadığını dile getirse de Rusya tarafı konuyu sansür ve basın özgürlüğü düzleminde tartışmayı sürdürüyor.

YouTube'un kamuoyunu manipüle eden içerik ve hesapları yasaklama konusundaki “yanlış bilgilendirme” politikasının Rusya'nın küresel haber platformlarını hedef alması, Avrupa ile Rusya arasında var olan çatışmaların gelecek dönemde artması anlamına geliyor. Avrupa/Batı ile Çin-Rusya ekseninde tartışılan enformasyon savaşlarına son dönemde İsrail ve Körfez ülkelerinin de ciddi yatırımlar yaparak çıtayı farklı noktalara çıkardıkları biliniyor. Tüm bu gelişmeler, güvenlik konseptlerinde önemli değişimlere yol açan dijital ve siber teknolojilerin ne denli önemli bir alan olduğunu açık biçimde gösteriyor. Bu alanı ciddiye almayan ve kendi teknolojilerini geliştirme konusunda herhangi bir politikaya sahip olmayan ülkelerin gelecekte ne tür risklere maruz kalacağı ise farklı bir tartışmayı gerektiriyor. AA

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş