DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

ANALİZ: ABD'nin Irak'taki muharip askerleri gidiyor, 'danışmanlar' kalıyor

ORSAM Irak Çalışmaları araştırma asistanı Yusuf Can Ayaz ve Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM) Irak Çalışmaları koordinatörü Bilgay Duman’ın ortak kaleme aldığı ‘ABD'nin Irak'taki askeri varlığı: Muharipler gidiyor, 'danışmanlar' kalıyor’ başlıklı analizde Irak’taki son durum değerlendirildi

2 Ay Önce
2021-08-03 13:33:44

Irak'ın 2003 yılında ABD tarafından işgal edilmesi, ülkenin ulusal güvenliğinin ABD hesaba katılmadan düşünülemeyecek kadar ABD'ye bağlı hale gelmesine sebep oldu.

2014 yılından sonra terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadele çerçevesinde başta Irak ve Suriye olmak üzere Orta Doğu'daki askeri varlığını tahkim eden ABD, 2021 yılı itibarıyla Afganistan ve Irak'tan çekilme programını başlattı. Nitekim ABD ve Irak arasında yürütülen Stratejik Diyalog Görüşmelerinin dördüncü turunun ardından ABD'nin Irak'taki muharip askerlerinin tamamen çekileceği açıklandı. Fakat bu açıklamaya rağmen ABD'nin Irak'taki askeri varlığının statüsü halen tartışılır durumda. Zira ABD'nin Irak'taki varlığı ülkenin iç politikasına etki ettiği kadar hem İran'ın Irak'taki etkisi hem ABD-İran çekişmesi hem de ABD'nin Orta Doğu politikasında önemli rol oynuyor. Bu noktada Irak'ın ABD açısından Orta Doğu'daki harekât üssü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu nedenle ABD'nin “muharip askerlerini” Irak'tan çekeceği açıklansa bile, bir şekilde Irak'taki siyasi, askeri, diplomatik, toplumsal ve ekonomik alanlarda etkisinin devam etmesi beklenebilir.

ABD'nin Irak'taki askeri varlığının geçmişi ve Stratejik Diyalog Görüşmeleri

ABD'nin Irak'ta 20 Mart 2003'te işgalle başlayan askeri varlığı, 2007 yılına gelindiğinde 180 bine ulaşmıştı. Sahada mezhep savaşının hâkim ve terör örgütü el-Kaide'nin etkin olduğu söz konusu dönemde ABD ile Irak arasında Ekim 2008'de ABD kuvvetlerinin 2011 sonunda Irak'tan tamamen çekilmesini öngören, stratejik ve güvenlik işbirliğine ilişkin Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre ABD'nin muharip askerlerinin 2011 yılı sonuna kadar Irak'tan ayrılması öngörüldü. Nitekim 2011 yılının Kasım ayı itibarıyla ABD'nin son muharip askeri birliği de Irak'tan ayrılırken, sınırlı sayıdaki üslerde Irak güvenlik güçlerinin eğitimi, bu güçlere destek verilmesi ve ülkedeki ABD unsurlarının korunması amacıyla bir kısım ABD askeri ülkede kalmaya devam etti.

Ancak önce Suriye'deki gelişmeler ve ardından terör örgütü DEAŞ'ın 2014'te Musul'u kontrolü altına almasıyla başlayan sürecin, ABD'nin muharip askerleri, DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu kapsamında yeniden Irak'a yerleşti. Nitekim DEAŞ'ın ele geçirdiği tüm bölgelerin geri alındığı 2017 sonu itibarıyla yaklaşık 5 bin 200 ABD askeri Irak topraklarını arşınlıyordu. Ancak DEAŞ'ın ele geçirdiği topraklar geri alınmasına rağmen DEAŞ'la savaş bitmiş değildi. Özellikle Suriye'deki iç savaş ve DEAŞ'la mücadele döneminde büyük bir potansiyele ulaşan Şii milis gruplar sayesinde Irak üzerinde büyük bir nüfuz elde eden İran'ın bölgedeki varlığı, ABD'nin güçlerini Irak'ta tutmaya devam etmesini beraberinde getirdi. Özellikle 2016'da ABD başkanı seçilen Donald Trump'ın İran'ı doğrudan hedef alır bir dış politika izlemesi, ABD'nin Irak'taki varlığının sürmesine sebebiyet verdi. Nitekim söz konusu dönemde ABD ve İran, milis gruplar üzerinden Irak'ta sıklıkla karşı karşıya geldi. Bu karşıtlığın zirve noktası, 3 Ocak 2020'de Irak'ta İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve Şii milis grupların çatı yapılanması Haşdi Şabi'nin Genel Sekreteri Ebu Mehdi el-Mühendis'in ABD'nin düzenlediği bir suikast sonucu öldürülmesi oldu. Bu olayın ardından Irak parlamentosundaki Şii milletvekillerinin katılımıyla düzenlenen oturumda Irak'taki yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmasına yönelik bir karar alındı. Yapılan oturuma her ne kadar Şii grupların dışında bir katılım sağlanmamış olsa da hem 2019'da başlayan protesto eylemleri hem Irak'taki Şii milis güçlerin ABD unsurlarına yönelik saldırıları ve hükümet üzerinde kurduğu baskı hem de Irak'ın dış politikada denge arayışına girmiş olması, Irak'ın ABD ile ilişkilerini yeniden düzenleme ihtiyacını beraberinde getirdi. Buna ek olarak 2020'de Joe Biden'ın ABD başkanı seçilmesinin ardından ABD'nin de dış politikada farklı bir yönelime gittiği görüldü.

Nitekim 2020-2021 yıllarında ABD ile Irak arasında toplamda dört tur Stratejik Diyalog Görüşmesi yapıldı. Stratejik Diyalog Görüşmelerinin ilki 11 Haziran 2020'de Irak Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Abdülkerim Haşim ve ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı David Hale tarafından 2008 yılında imzalanan dostluk ve işbirliğine ilişkin Stratejik Çerçeve Anlaşması uyarınca video konferans yoluyla gerçekleştirildi.

Stratejik Diyalog Görüşmelerinin belki de en geniş kapsamlısı olan ikinci turu Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ve dönemin ABD Dışişleri Bakanı Michael Pompeo arasında 19 Ağustos 2020 tarihinde Washington'da yapıldı. Görüşmede ayrı oturumlar şeklinde, ekonomi, enerji, sağlık ve çevre, siyasi ve diplomatik konular, güvenlik ve terörle mücadele, eğitim ve kültürel ilişkiler gibi konular ele alınarak, güvenlik oturumunda ABD'nin DEAŞ'a karşı mücadelede Irak'a verdiği destek değerlendirildi ve koalisyon güçlerine bağlı muharip kuvvetlerin azaltılmasının başarıyla gerçekleştiği açıklandı.

7 Nisan 2021 tarihinde düzenlenen Stratejik Diyalog Görüşmelerinin üçüncü turunda Irak'ı Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin başkanlığındaki heyet, ABD'yi ise Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken başkanlığındaki heyet temsil etti ve toplantıya Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden (IKBY) de temsilcilerin katılması dikkat çekti. Taraflar, Irak güvenlik güçlerinin artan kapasitesine dayanarak, ABD ve koalisyon kuvvetlerinin misyonunun artık eğitim ve danışmanlık görevlerine odaklanan bir konuma geçmeye başladığını teyit edilmekle birlikte, görüşmelerde ABD'nin Irak'taki muharip kuvvetlerinin akıbeti ve askerlerin çekilme şartları ve detayları ileriki sürece bırakıldı. Fakat 2021 yılının Mayıs ayında Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı McKenzie arasında yapılan görüşmede, ABD'nin muharip askerlerinin Irak'tan çekilmesine yönelik kararın kesinleştiği anlaşıldı.

Nitekim ABD ile Irak arasında Stratejik Diyalog Görüşmelerinin dördüncü turu 23 Temmuz 2021'de yapıldı ve Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin görüşmelerin tamamlanmasının ardından, bunların ABD güçlerinin çekilmesi hakkında yapılan son tur görüşmeler olduğunu açıklayarak, ABD'nin muharip askerlerinin Irak'tan çekileceğini ilan etmiş oldu. Zira 26 Haziran 2021 tarihinde Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi ABD'ye giderek ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmüş, ABD'nin Irak'taki savaş misyonunu 2021'in sonu itibarıyla resmi olarak sonlandıracak olan bir anlaşma imzalamıştı. Anlaşmaya göre ABD'nin muharip askerlerini Irak'tan 2021 yılı sonuna kadar çekmesi ve Irak'a askeri danışmanlık ve eğitim hizmeti sunmak için bölgede kuvvet bulundurması öngörülüyor.

Anlaşmaya ilişkin tartışmalar ve ABD askerlerinin geleceği

2021 sonundan itibaren eğitim ve danışmanlık kapsamında Irak'ta ne kadar Amerikan askerinin kalacağı hakkında net bir bilgi yok. Hatta ABD tarafından bu sayının tam olarak açıklanmayacağı belirtildi. Bu durum pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Irak'ta özellikle eğitim, teknik destek ve danışmanlık alanlarında hizmet vermekte olan ABD'li askeri ve sivil unsurların yoğunlukta olduğu ve az sayıda muharip sınıflara mensup askerinin bulunduğu biliniyor. Bu nedenle gerçekleştirilen görüşmelerin sadece muharip askerler üzerinden yapılmasının, Irak'ta yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunan ABD'nin Irak üzerindeki kontrolünü önemli ölçüde etkilemeyeceği öngörüleri yapılıyor.

2021 yılının başından Temmuz ayı sonuna kadar Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği, Irak askeri üsleri, ABD birliklerinin yanı sıra koalisyonun lojistik konvoylarını içeren Bağdat ve Erbil Havalimanları da dahil olmak üzere ABD varlığına yönelik yaklaşık 50 saldırı yapıldı. ABD'nin Irak'tan muharip birliklerini çekme gündeminin sıcak olduğu zaman dilimiyle Irak'ın, İran yanlısı Şii milisler üzerinden ABD-İran çatışmasının bir sahnesi olduğu zaman dilimi paralellik gösteriyor. Görüşmelerden önce de Şii milis gruplara yakın bazı siyasi çevrelerin, ABD ziyaretinden önce Kazımi'ye ABD güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesinin sağlanması konusunda ısrarda bulunduğu biliniyor. İran destekli Şii milis gruplar tarafından koalisyon güçlerine yönelik artan saldırılar söz konusu. Muharip olsun ya da olmasın ABD askerlerinin Irak'ta kalmaya devam edecek olması, bu tarz saldırıların devam etmesine sebebiyet verebilir.

Öte yandan Irak hükümeti Stratejik Diyalog Görüşmeleri ve “ABD muharip kuvvetlerinin Irak'tan çekilmesi” konusunu iyimser bir bakış açısıyla değerlendiriyor. Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih görüşmeleri Irak'ın egemenliği çerçevesinde yorumlarken, Irak Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi görüşmeleri Irak'ın tam kapasiteye ulaşması yolunda atılan emin adımların bir parçası olarak nitelendirdi. Irak'taki en etkili Şii liderlerden biri olan ve parlamentodaki en büyük grubun liderliğini yapan Mukteda es-Sadr, anlaşmaya dair çabalarından dolayı Kazımi'yi tebrik etti ve silahlı grupların direnişi durdurmaları çağrısı yaptı.

Irak'taki ABD unsurlarını hedef alan grupların ise anlaşmaya temkinli yaklaştığı görülüyor. İran yanlısı Şii milis gruplardan Asaib Ehlil Hak'ın siyasi şube üyesi Saad es-Saadi, dördüncü tur görüşmeleri konusunda “açıklamalar ve medya haberleriyle değil, anlaşmanın sonuçları ve uygulanmasıyla” ilgilendiklerini ifade etti. Ancak her halükârda söz konusu grupların Kazımi'ye karşı muhalefet gerekçelerinin zayıflayacağı görülüyor. Bu anlaşmayla Irak'taki ABD askerlerinin hedef olmasını kısmen engellemeye çalıştığı ve ABD ile işbirliği içerisinde hareket ederek İran'ı dengelemeye çalışan Kazımi hükümetinin rahatlatılmasını amaçladığı söylenebilir. Bu nedenle Irak'ın, İran'ın etkisinden, ABD müttefiki olan ülkelerle işbirliğini geliştirerek kurtulmaya yönelik çabasının ABD tarafından desteklendiği görülüyor.

Öte yandan ABD'nin Irak'tan çekilmesine başta Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) olmak üzere özellikle IKBY'deki siyasi güçler karşı çıkıyor. Kürtlerin stratejik ortağı ve başlıca destekçisi olarak görülen ABD'nin Irak'tan çekilmesine ilişkin sürecin Kürtlerde endişeye yol açtığı ifade edilebilir. Nitekim Kürtlerin gerek Irak merkezi hükümeti gerekse Irak'taki diğer siyasi güçlere karşı aldığı pozisyonlarda en güçlü desteği ABD veriyor. ABD'nin dördüncü tur Stratejik Diyalog Görüşmelerinin hemen öncesinde Peşmerge güçlerine 80 civarında zırhlı askeri araç desteği sunması da Kürtlerin endişelerini gidermeye ve desteğin devam edeceğine yönelik bir mesaj olarak değerlendirilebilir.

ABD'nin savaş alanından çekilmesi NATO'nun Irak'ta daha etkin olmasına da zemin hazırlayabilir. Zira Biden'ın uluslararası örgütleri daha aktif kullanma yönünde bir dış politika yaklaşımı benimsediği ve bu konuda NATO'ya özel bir önem atfettiği görülüyor. Nitekim 17-18 Şubat 2021 tarihinde gerçekleştirilen NATO Savunma Bakanları toplantısında DEAŞ'a karşı mücadele çerçevesinde Irak'taki NATO misyonunun kademeli olarak genişletilmesine karar verilirken, personel sayısının ise 500'den 4 bine çıkarılacağı açıklandı. Bu hamle ABD'nin taktiksel bir adım attığına yönelik yorumları da beraberinde getirdi. Nitekim NATO'nun ABD'den bağımsız hareket etmesi pek olası görünmüyor. ABD böylece hem sorumluluğu kendi üzerinden atıyor hem de İran'ı birçok muhatapla karşı karşıya bırakıyor. Öte yandan bu durum NATO kapsamında Türkiye'ye Irak'ta askeri alanda yeni fırsatlar sunabilir. ABD'nin, Irak'ın tamamen İran kontrolüne girmemesi için bölge ülkeleriyle temas kurma çabalarını desteklediği de dikkate alındığında, Amerikan askerlerinin bölgeden kısmen çekildiği süreçte Irak-Türkiye ilişkilerinde de bir ivmenin yakalanabileceği öngörülebilir.

Sonuç olarak ABD'nin çekilme kararıyla taktiksel bir hamle yaptığı, bölgeden çekilmeden çekilmiş görünmenin bir kurgusunu ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.

AA

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş