Tarihimizin şanlı sayfalarını karıştırdığımızda, sadece askeri dehalarıyla değil, dik duruşları ve sıra dışı şahsiyetleriyle de iz bırakan kahramanlara rastlarız. İşte deryalarda fırtınalar koparan, Osmanlı denizciliğinin gururu Cezayirli Gazi Hasan Paşa da bu müstesna şahsiyetlerden biridir.
1730 yılında Yeniçeri Ocağı’na adım atan Hasan Paşa’nın hayatı, adeta bir macera romanı gibidir. Yiğitliğiyle nam salmış Cezayir’e gitmek üzere yola çıktığında, gözünü karartıp yabancı bir gemiye rampa yaparak ele geçirecek kadar cesurdu. Bu gözü pekliği ona Cezayir’de sancak beyliğini, ardından da 1761’de Osmanlı donanmasında kalyon kaptanlığını getirdi.
Tarihimizin en acı kayıplarından biri olan Çeşme Faciası’nın hemen ardından, Rusların Limni Adası’nı kuşattığı o kritik günlerde sahneye yine o çıktı. Fedaileriyle adaya ayak basıp tam düşmek üzere olan kaleyi kurtarması, sadece adanın kaderini değil, Osmanlı denizcilik tarihinin de seyrini değiştirdi. Bu takdire şayan başarısı, ona 1770 yılında "Gazi" unvanını kazandırdı. Küçük Kaynarca Anlaşması'nın hemen ardından getirildiği Kaptanıderyalık makamında ise imha edilen Osmanlı donanmasını adeta küllerinden yeniden kurdu.
Gazi Hasan Paşa sadece cephede değil, devlet adamlığında da cömertliği ve sadakatiyle iz bıraktı. Servetini devletinden esirgemedi; Kasımpaşa’daki kışlayı kendi kesesinden yaptırdı, tersane çevresini imar etti. Çanakkale’den Şumnu’ya kadar pek çok hayır eseri kazandırdı. Bugün Truva Antik Kenti harabelerinin bulunduğu yerde, zamanında donanmasını Beşige Limanı’nda demirletip rüzgâr beklerken konakladığı köşkünden geriye ne yazık ki sadece bir gözetleme kulesi kaldı. Günümüzde ulaşımı bir hayli meşakkatli olan bu tarihi yapının, yetkililerce yolu düzenlenerek Çanakkale turizmine kazandırılması, hem paşanın aziz hatırasına bir vefa borcu hem de kültür mirasımız için büyük bir kazanç olacaktır.
Onu tarihin en renkli simalarından biri kılan bir diğer detay ise yanından ayırmadığı evcil aslanıydı. Afrika’dayken sahiplenip büyüttüğü bu aslanla karada omuz omuza gezmesi, paşanın heybetini ve korkusuzluğunu simgeleyen unutulmaz bir imaj olarak hafızalara kazındı.
1790 yılında Şumnu’da, 80 yaşını aşmış bir çınar olarak hayata gözlerini yuman bu büyük denizci, arkasında sadece zaferler değil; cesaret, cömertlik ve devlete sadakat dersleri bıraktı.
Maviliklerin koruyucusu, deryaların aslanı Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın ruhu şad olsun.
Ramazan Akbaş/TİMETÜRK