SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKADÜNYAGÜNCELEKONOMİYAŞAMGEZİSPORRAMAZANÇEVİRİSAĞLIKKÜLTÜRFOTOVİDEO

Osman Atalay

Balkanlar’daki kamu kurumlarımız ve STK’lar


25.10.2016

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin 1991-98 yıllarında yaşanan iç savaşlar sebebiyle ortadan kalkmasıyla aynı topraklarda 7 devlet kuruldu.

Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Karadağ, Kosova ve Bosna Hersek gibi bağımsız devletlerle yakinen tanışmamızın üzerinden böylelikle tam 26 yıl geçmiş bulunuyor.

Balkanlar dendiğinde Osmanlı'nın bu coğrafyadaki fetihleri, Balkan savaşları ve Türkiye'nin bir çok şehirlerine göçmek zorunda kalan muhacirler aklımıza gelirdi.

Bosna Savaşı sürecinde ve daha sonrasında Türkiye devleti ve halkının insani, siyasi yardım çabaları, Balkanlar'ı uzun yıllardır siyasi ve sosyal gündemimizin önemli bir parçası kılmıştır.

Balkanlar'da tarihin bize bıraktığı maddi ve manevi mirasın korunması ve kollanması imkânlar nispetinde sürdürülmektedir.

Balkanlar'daki soydaş ve dindaş topluluklarımızın bizden beklentileri özellikle resmi ve sivil toplum kurumlarımızca birçok program ve projeler çerçevesinde karşılanmaya çalışılıyor, fakat bu beklentilerin imkânlarımızla, potansiyelimizle kıyaslandığında doğrusu çok da verimli olduğu söylenemez.

Bu yüzden Balkanlar politikamızın avantajları ve risklerini birlikte çok iyi analiz etmemiz gerekiyor.

20 yıl önce bölgede sadece büyükelçilikler tarafından varlığını ve faaliyetini sürdüren Türkiye, bugün yaklaşık iki milyon civarında nüfusa sahip ülkelerde TİKA, Yunus Emre, Anadolu Ajansı, YTB, Ziraat Bankası, Kızılay ve STK'larımızla faaliyet göstermektedir.

Balkanlar'da orta ve uzun vadeli hedeflerimizi, proje ve programlarımızı bir ajanda çerçevesinde düşünmemiz gerekiyor.

Bölgede öncelikli olarak iki devlete sahip en büyük nüfusu ile 7-8 milyon Arnavut kardeşlerimizi ihmal etmememiz gerekiyor.

Kamu ve sivil toplum kurumlarımızın öncelikle siyasi, sosyal ve kültürel bir harita üzerinden geleceğe yönelik vizyon ve perspektifle faaliyet yürütmeleri artık elzem bir hal almaktadır.

Balkanlar'da resmi ve sivil kurumlarımızın, hükümetler, bakanlar, vekiller ve belediyeler özel ilişkilere dayalı politikalar yürütmesinin 10 yıl önce gerekli bir mantığı belki olabilirdi, fakat bugün Türkiye'nin, Balkanlar'da artık uzun vadeli bir devlet politikası geliştirmesi gerekiyor.

Güncel sorunlar, kişisel ve kurumsal tespitler üzerinden Balkanlar'da gelecek beklentimizi riske atmış oluruz.

Balkanlar'daki siyasi, kültürel ve ekonomik değerlerimizin sürdürülebilir reel bir çerçevesi olmalıdır.

Akraba ve dindaş bağlarımız olan Arnavut, Boşnak, Türk kardeşlerimizin kültür, eğitim, siyaset ve ekonomik sorunlarına bölgesel gerçeklik ve adalet dengesini gözeterek yeni bir ilişki geliştirmemiz gerekiyor.

Balkanlar'da faaliyet gösteren resmi ve sivil kurumlarımızın ilke, ideal, heyecan, plan ve proje karakteri sorunu var.

Bu sorunu çözmeden maddi ve manevi potansiyelimizin bu coğrafyaya kalıcı faydası, beklenenin çok altında olacaktır.

Kurumlarımızın sivil ve resmi mekanizmalar, kurumlar ile ciddi iletişim, koordinasyon sorunu var.

Balkanlar politikamızı iyi niyet temennileri üzerinden yürütmeye çalıştığımız kurum, plan ve projelerimizin yeniden gözden ve elden geçirilmesi gerekiyor.

Mevcut potansiyelimizin varlığı avantaj ve umut vaat ederken kurumlarımızın strateji, vizyon, plan, proje pratikleri umut vaat etmiyor.

Resmi ve sivil kurumlarımızın mevcut strateji ve vizyonlarının ciddi bir revizyona ihtiyacı var.

 



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR