Yozgat’ın manevi önderlerinden merhum Şeyhzade Ahmet Şevki Ergin’in doğum yıl dönümü vesile kılınarak bir buluşma tertip ediliyor. Muhterem oğlu Dr. Ali Şakir Ergin Hocamız bu programı her yıl Temmuz’un on birinde tertip eder ve binlerce seveni programa katılarak manevi bir haz ile meşbu olarak geldiği yerlere dönerler. Bununla birlikte her Cuma namazdan sonra AŞK Vakfı’nın genel merkezine ait kütüphanede de bir saate yakın bir sohbetle de haftalık sohbet halkasını sürdürmektedir. “Kütüphanede Cuma Sohbetleri” adıyla bu konuşmalar da kitaplaştırılarak halkın istifadesine sunulmuştur.

Bu toplantıya elimden geldiğince katılırım. Ali Şakir Ergin Üstadımızın lütufta bulunarak davet ettiği bu buluşmaya katılmak benim için çok kıymetlidir. Sorgun ilçesine bağlı Ağcın Köyü’nün sınırları içinde bulunan bu mesire alanın bazı dostlardan öğrendiğime göre bir de hikâyesi var. Anlatıldığına göre Şeyhzade Ahmet Şevki Üstadımız muhipleri ile zaman zaman çevre köylere gider, halka da buluşurmuş. Bir dost gezisini de mezkûr mevkie düzenlemişler. Şimdiki mesire alanının bulunduğu yerde bir su kenarında konaklamışlar. “Keşke bu su yol kenarına çıkarılsa da yoldan gelip geçen halk ve diğer canlılar da istifade etse” diye bir temennide bulunmuş. Bunun üzerine bu arazi alınmış, vefatından sonra düzenleme yapılmış, içeride mescit, temizlik alanları, piknik alanları, çocuk oyun aletleri yerleştirilmiş. Su üç kurnadan patır-patır akar şekilde yol kenarına taşınmış, ağaçlandırma yapılmış, bin bir çeşit gül fideleri ile tam bir cazibe merkezi olumuş. Gönül dostlarının bulunduğu yerlere kokusu siner. Ağcın Mesire yeri de bu mübarek kokunun sindiği bir yer olmuş. İsteyen gider ve görevlisinin refakatinde şehir hayatının yükünü günü bir günlük te olsa atamaya çalışır. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.
Dr. Ali Şakir Ergin Üstadımız ilerlemiş yaşına, gözleri göremeyecek, kulakları duyamayacak hale gelmesine rağmen bu buluşmayı ihmal etmiyor. Misafirlerini ayakta karşılıyor ve ayakta günün konusunu sunuyor. Her buluşmanının bir konusu vardır. Bu buluşmada konu: “Dürüstlük” idi. فاستقم كما اُمرتَ “Emr olunduğun gibi dosdoğru ol!” (Hud/112) ayeti ile başladı söze. Müslüman dürüst olur. Dürüstlüğün, Müslümanlığın en önemli şartı olduğuna vurgu yaptı. Müslüman, Allah’a ve Resul’üne karşı dürüst olacak. Yani Kur’an’a ve elçisinin gittiği yola tabi olacak. Dürüstlük her yerde, her zamanda, her halde gereklidir. Güzel ahlak ta dürüstlüğü tamamlar. Dinin amacı güzel ahlaklı toplum oluşturmaktır. Burada ölçü Resulullah’tır. “لقد كان لكم فى رسول الله اسوة حسنة” “Sizler için Allah’ın Resulünde uyulacak çok güzel örneklik vardır.” (Ahzab/21)
Bunlar yeter mi? Yetmez temiz de olacak. Hem beden hem de ruh temizliği olacak. Beden temizliği yanında Müminin düşüncesi, hayali, imanı, görüşü ve fikri de temiz olacak. Çünkü Peygamberimiz النظافة شطر الإيمان “Temizlik imanın yarısıdır” buyurmuştur. İman ve temizlik iki eşit parçaya ayrılmış önemine binaen.
Dürüstlük ve temizliğin, güzel ahlakın selameti doğuracağını belirtti. Dış arızalardan selamette olmakla beraber tasavvur ve düşüncede de salim olmak gerekir. Vücut ve ruhta salim olmak icap eder. Bu nedenle de dini sorumluluk akılla olur denmiştir.
“… والتنظر نفس ما قدمت لغد…” “Herkes yarın için ne hazırladığına baksın.” (Haşr/19) ayetine vurgu yaparak devam etti konuşmasına Dr. Ali Şakir Ergin Hocamız. “واعتصموا بحبل الله جميعا ولا تفرقوا” “Hepiniz Allah’ın ipine (Kur’an’a) sarılın ve ayrılığa düşmeyin.” (Âl-i İmran/103) Ayetini zikrederek birlik ve beraberliğin önemini açıkladı. On beş Temmuz Hain Darbe girişimine vurgu yaparken bu ayetten ilhamla “Ey! Benim kullarım, zihninizdeki benim makamıma kimseyi oturtmayın. Benim yerime kimseyi koymayın. Ayrılığa düşmeyin. Benim peygamberimin yerine kimseyi geçirmeyin. Örnekliğin en mükemmeli ondadır.” Dedi.
Özet olarak sunmaya çalıştığım bu buluşmaya her meslekten ve konumdan insanlar katıldı. Namaz eda edildikten sonra yapılan konuşmayı katılımcılar pür dikkat dinlediler.
Beni özel aracı ile hem Yozgat’ta bulunduğum günlerde hem de bu toplantıya getirerek arkadaşlık yapan akrabam, Değerli Muharrem Arslan Bey’e teşekkür ederim.
Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK