$

Dolar

47,3390

Euro

54,1128

£

Sterlin

63,2658

Frank

58,0281

Gram Altın

6.224,3800

Bitcoin

3.083.965

$

Dolar

47,3390

Euro

54,1128

£

Sterlin

63,2658

Frank

58,0281

Gram Altın

6.224,3800

Bitcoin

3.083.965

Makale 27.07.2026 4 dk okuma

Akıl mı yönetir, korku mu?

Paylaş:

1929 yılında New York’ta bir borsa çöktü ama aslında çöken sadece hisse senetleri değildi; bir inanç çöktü, bir sistem çöktü, bir insan tasavvuru çöktü. “Piyasa kendi kendini dengeler” diyenler, o gün Wall Street’teki intihar haberlerini okuyunca ilk defa sustular. Çünkü teori başka bir şey söylüyordu, hayat başka bir şey.

İktisat uzun yıllar boyunca insanı “rasyonel” bir varlık olarak tanımladı. Hesap yapan, çıkarını düşünen, hata yapmayan bir varlık… Adına da Homo Economicus dediler. Ama 1929 bize şunu gösterdi: İnsan bazen hesap yapmaz, panik yapar. Bazen mantıkla değil, korkuyla hareket eder. Ve korku, bazen bütün piyasayı batırır.

Uzun Vadede Hepimiz Ölüyüz

1929 krizinden sonra ortaya çıkan John Maynard Keynes, klasik iktisadın bütün ezberlerini bozdu. Ona göre piyasayı kendi haline bırakmak, yangına “nasıl olsa söner” diye bakmak gibiydi. Bu yüzden meşhur sözünü söyledi:
“Uzun vadede hepimiz ölüyüz.”

Bu cümle aslında sadece bir ekonomi teorisi değil, bir devlet anlayışıydı. Keynes diyordu ki: Eğer insanlar harcamıyorsa, korkuyorsa, işsizlik artıyorsa; devlet kenarda duramaz. Devlet harcayacak, yol yapacak, köprü yapacak, fabrikalar açacak ki piyasadaki çarklar yeniden dönsün.

Anadolu’da bir söz vardır: “Su akmayınca değirmen dönmez.” Keynes’in dediği de aslında buydu. Para piyasada dolaşmazsa, ekonomi durur.

Kahvehanede Çözülen Teori

Ama mesele sadece devletin müdahalesi meselesi değildir. Çünkü iktisadın asıl yanıldığı nokta, insanı yanlış tanımasıydı.

Geçenlerde bir kahvede otururken bir esnafın şu sözünü duydum:
“Zincir market daha ucuz ama ben yine komşu dükkândan alıyorum. O da kazansın.”

Şimdi bunu matematikle açıklayamazsınız. Bu, grafikle açıklanmaz. Bu; vefa ile, güven ile, ahlak ile açıklanır.

Sabri Ülgener’in dediği gibi, iktisadı anlamak için sadece rakamlara değil, insanın zihniyet dünyasına bakmak gerekir. Çünkü insan sadece kazanç peşinde koşmaz; bazen hatır için, bazen ayıp olmasın diye, bazen de vicdanı rahat etsin diye karar verir.

Tüketici Kral mı, Sistem Kölesi mi?

Modern ekonomi “tüketici kraldır” der. Ama etrafımıza baktığımızda o kralın pek de özgür olmadığını görürüz. Reklamlar neyi gösterirse onu alıyoruz, moda neyi söylerse onu giyiyoruz, herkes nereye gidiyorsa oraya gidiyoruz.

Mahfi Eğilmez’in sıkça söylediği bir şey vardır: Ekonomide krizleri çoğu zaman matematik değil, insan psikolojisi çıkarır. İnsanlar korkunca dolar alır, heyecanlanınca hisse alır, panikleyince her şeyi satar. Yani piyasayı bazen akıl değil, duygu yönetir.

Bediüzzaman’ın şu tespiti ise meseleyi bambaşka bir yerden anlatır:
“İnsan bazen küçük bir lezzet için büyük bir sıkıntıyı kabul eder.”
Bugün kredi kartıyla alınan ama yıllarca ödenen eşyalar, tam da bu cümlenin ekonomik karşılığıdır.

Velhasıl 1929 krizi bize şunu öğretti: Piyasa kendi kendine düzelmez bazen, devlet gerekir.
Davranış iktisadı bize şunu öğretti: İnsan her zaman rasyonel değildir, duygu ile hareket eder.
Hayat ise bize şunu öğretti: Ekonomi sadece para değil, insan işidir.

Ekonomiyi sadece grafiklerden okuyanlar, insanı kaçırırlar. İnsanı anlayanlar ise ekonomiyi de anlarlar. Çünkü bazen bir esnafın veresiye defteri, bir profesörün yazdığı iktisat kitabından daha çok şey anlatır.

Ezcümle: İktisat rakamlarla kurulur ama insanla yürür.

Selam ve Dua ile…

Yusuf Çelik/TİMETÜRK

Etiketler:
Yusuf Çelik
Yusuf Çelik

Köşe Yazarı