$

Dolar

47,3794

Euro

53,9466

£

Sterlin

63,2658

Frank

57,9281

Gram Altın

6.168,0600

Bitcoin

3.045.969

$

Dolar

47,3794

Euro

53,9466

£

Sterlin

63,2658

Frank

57,9281

Gram Altın

6.168,0600

Bitcoin

3.045.969

Makale 26.07.2026 5 dk okuma

Adanmışlık ruhu ile çalışmak

Paylaş:

İstanbul’un en güzel okunda görev yapıyordum. Sarıyer İmam-Hatip Lisesi’nde meslek dersleri öğretmeniydim. Öğretmenliği çok seviyor ve aşkla yapıyordum. İstinye koyunda, Boğaz'ın en güzel yerinde hamiyet ehli kişilerce meydan getirilmiş, mücadele verilerek eğitime kazandırılmış bir okul. Çok başarılı öğrenciler yetiştirilmiş, her alanda temayüz etmiş mezunlar vermiştir. Sanmayın İmam-Hatipler sadece dini eğitimi vermektedir. Din eğitimi ve öğretimi yanında hayatın her katmanına yönelik bilgilerle donanımlı nesiller yetiştirir. Spor, edebiyat ve sanat, sinema ve tiyatro, akademisyen ve iş adamları yetiştirir.

Böyle hasbi mi hasbi çalışıyoruz. Çoğumuz ev kirasını bile zorlanarak ödüyoruz. Ama buna rağmen şikâyetimiz yok, öğrencilerimizi yeni bilgilerle donatmak için çok mu çok gayret ediyoruz. Tabi aramızda bunu hazmedemeyenler de aksi istikamette faaliyetlerine devam ediyor. Yine de çatışma olmadan, düşünce özgürlüğü adına çalışmaya devam ediyoruz. Bir de o yıllarda değerli hocalarım beni okulumuzun yılın öğretmeni seçmiş. Böylece o sene on üç ay maaş almış oldum. Teşekkür ederim bana bu payeyi verenlere. Derken karşıma bir anda değişik bir proje ile çıkıldı. Gelelim o mevzuya.

Salih Dane Üstadımızın uzun yıllar görev yaptığı Mahmutçavuş Camii’nin daracık küçücük imam evinde tanımadığım üç kişi benimle görüşmek istemiş. Davet edildim ve gittim. Bağcılar Naci Ekşi Lisesi Müdürü Merhum Kadir Kuş vardı. O’nu Vefa toplantılarından tanıyordum. Diğerleri de her tarafı kambur, ayağı aksak, bir torba et ve kemik diyebileceğimiz ama gözleri faltaşı gibi açık, düşünceleri son derece aşk dolu bir imam-Hatip. O da Merhum Kurra Hafız Abdurrahman Gürses’ten hafızlık yapmış Merhum Hüseyin Aksoy. Üçüncüsü Mahmutbey’de Ateştuğla’ya yakın mantar fabrikası müdürü Mehmet Meral bir de ekibin şoförü Merhum Mustafa Öztürk.

Bir Kur’an Kursu binası yapmışlar bu ikili ve bir de şoför. Eğitime gelince doğal olarak bir eğitimciye başvurmuşlar ne yapalım diye. Merhum Kadir Kuş’a ulaşmışlar. O da Emir Eş, Zekeriya Erdim, Mustafa İpek ile temas kurmuş. Bunların kurdukları bir vakıf Tevhit Vakfı var. Benim de bu ekibe dâhil olmamı arzu ettiler. Hem Kur’an öğretimi, okulu dışarıdan bitirtmek için fen ve sosyal ders takviyeleri ve Arapça dersleri de verilen ve yedi yılda hafız, Arapça dil dersini almış, lise mezunu gençler yetiştirmeyi amaçlamışlar. Sayısalı güçlü olanları da normal okullarda okutmayı hedeflemişler. Projenin detaylarına fazla girmeyeyim. Çünkü söz uzayacak.

Hedefimde Diyanet İşleri Başkanlığı Haseki Arapça İhtisas okumak ta olunca buna evet demeden değerli Hocam Merhum Prof. Dr. Halis Ayhan ile istişare edip olurunu ve tavsiyelerini alarak tamam dedim. Benim için, öğrencilerim için, ailem için zor bir karardı ama aldım bu kararı. Özellikle merhum Prof. Dr. Osman Öztürk hocam çok sitem etti. Çünkü bu arada Eğitim-Bir Sendikasının kuruluşunda bana da görev vermişti. Oradan da ayrılmak durumundaydım.

Böylece Güneşli Tevhit Kur’an Kursu’na geçtim. Diyanet İşleri Başkanlığımızın Kur’an Kursu eğitim hedefleri doğrultusunda ama mesai dışı ve tatillerde çok önemli etkinliklerle gençleri yetiştiriyor ve İstanbul’da ses getiren bir kurum haline gelmesini sağlıyorduk. Yukarıda bahsettiğim Hüseyin Aksoy, Mustafa Öztürk ve Mehmet Meral ile günlük buluşuyorduk. Bu üç adanmış kişi her isteğimi emir kabul edip durmadan çalışıyordu. Sonra aramıza Mehum Salim Tekir katıldı. O’nun vefatından sonra da Tahsin Azaklı ekonomik işleri deruhte ediyor aynı zamanda eğitim konusunda da öneriler getiriyordu.

Zaman zuhur etti ben verdiğim zaman diliminden fazla çalışarak ayrıldım. Bu arada enerji tazelemek için Vakıf Başkanlığını da merhum M.Ali Akmanşen Hocaya devrettim. Faruk Liman, Yavuz Kamadan, Rahmi Eyidenbilir, Kamil Abdullahoğlu, İ.Hakkı Işık, Şamil Yassıtaş, Mehmet Muslu ve daha pek çok hatırlayamadığım arkadaşlarımla bu kıymetli çalışmaları sürdürürken önce Salim Tekir vefat etti. Daha sonra da Selahattin ağabey, Hüseyin Aksoy Hocalarım rahmetli oldu. Şimdi de Mustafa Öztürk kardeşimin emaneti teslim ettiğini öğrendim. Rahmetler dilerim.

 Yıllar sonra Vezirköprü’de, Mustafa Öztürk’ü köyünde ziyaret ettim. Misafir oldum. Geçmişe dair pencere açtık. Köye yapılmasına vesile olduğu Kur’an Kursu’nu gezdim. Tıpkı Güneşli ’deki bina gibi harika bir bina yapmaya öncü olmuş.  Tebrik ettim. Tavsiyelerde bulundum. İşte bu Mustafa Öztürk’ün vefatın haber alınca kelamıma ve kalemime bu satırlar düştü. Sudurdan satıra bunlar döküldü. Hepimiz gibi Mustafa Öztürk te hatalar yaptı. Şahsi ve nefsi bazı hatalarını biliyorum. Ama insanın ömrüne her türlü dedikoduya rağmen böylesi harika eğitim binaları yapmaya vesile olmak her adamın kârı değildir. Üstelik binayı yapanlar genelde eğitime de müdahale ederken Mustafa Öztürk açık yüreklilikle “ben eğitimden anlam, o sizin işiniz “ derdi. Değerli dostum tüm geçenlerimizle birlikte sana da rahmet diliyorum. Aile efradına ve dostlarına taziyelerimi iletiyorum. (Not: Kur’an Kursumuzun fedakâr aşçısı Alaeddin Özhan’ı da adanmışların en başına yerleştirmeyi görev bilirim.)

Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK

Etiketler:
Yusuf Sarıkaya
Yusuf Sarıkaya

Köşe Yazarı