$

Dolar

47,5574

Euro

54,8602

£

Sterlin

64,2310

Frank

58,9165

Gram Altın

6.175,3700

Bitcoin

2.985.717

$

Dolar

47,5574

Euro

54,8602

£

Sterlin

64,2310

Frank

58,9165

Gram Altın

6.175,3700

Bitcoin

2.985.717

Makale 02.08.2026 4 dk okuma

Abara gubara, kabala kubala işler

Paylaş:

Önüne gelen, ağzını açan “ünlü” deyip duruyor. Allah aşkına kimdir bunlar? Topluma hangi değeri katmışlar? Daha önce de bir yazı yazmıştım “kimdir bu ünlüler?” diye. Hakikaten kimdir bunlar? Önce “ünlü” ne demek bir sözlüğe bakalım isterseniz. TDK ‘ya göre “ünlü sanat ve farklı alanda adını duyuran kişiler için kullanılır.

“Sanat ne demektir?” Diye araştırdığımızda da “Duygu, düşünce veya güzelliğin estetik bir şekilde dışavurumudur.” Denmektedir. Aynı zamanda “üstün beceri ve ustalıkla ortaya konan icat mahsulü şeye sanat” denir. Bunu icra edene de sanatçı dendiği malumdur. Bu çerçevede baktığımızda “sanatçıyım” diyen veya bazılarının “sanatçı” dedikleri gerçekten bu ismi hak ediyor mu? Daha önce de dediğim gibi sanatçı toplumdan almaz, topluma verir. Sanatçı maddeten kendisi zenginleşmez ama toplumu estetik ve duygu açısından zenginleştirir. Sanatçı mevsimsel iş yapmaz. Saman alevi gibi fos diye sönmez. Ölse de eserleri yıllarca topluma estetik ve duygu zenginliği verir. Sanatçı güzele ve güzelliğe ışık tutar. Sanatçı bedenini satarak para kazanmaz. Sanatçı ünlü denilmesi için görsel şov yapmaz. Sanatçı eser ortaya koyar. Vücudunu teşhir ederek, zıplayarak ün yapma peşinde koşmaz. Güncelin ve menfaatin mezesi olmaz. Her şeyden önce toplumun değerlerine, örfüne, âdetine ve milli ve manevi hayatına sahip çıkar. Tekrar ifade edecek olursak, sanatçı eser ortaya koyar. Sonra da ünlü olur. Bu nedenle herkese de ünlü denmez. Ama maalesef devlet televizyonları bile önüne gelene “ünlü” demekten hazer etmiyor.

Peki, “ünlülüğü hak etmeyenler nasıl bir yol izliyorlar?” Dersiniz. Maske kullanıyorlar. Belli bir siyasi görüşe yamanmayı marifet sayıyorlar. Sıkışınca hemen dua kapısı gibi belli argümanlara sarılıyorlar.  Ya “İzmir’in Dağlarında Çiçekler Açar…”’a, ya “ On Yılda On Beş Milyon Yarattık Her yaşta” ’ya vb. şeylere sığınıyorlar. Atatürk ve Anıtkabir en büyük sığınakları oluyor. Son günlerde Altı Şubat Depremi’nde devletle boy ölçüşmeye kalkışıp, “abara gubara” ile bir sürü mağduriyetlere sebep olan kumarbaz kişinin peşine takıldı sözüm ona ünlüler. Bu topluma bunları “ünlü” diye takdim edenlere şaşıyorum. Şimdi de ağlama duvarı arıyorlar. “Aldatıldım, kazık yedim, ahmakmışım, uyutulmuşum, ben böyle olduğunu bilmiyordum” gibi sahte tövbelerle timsah gözyaşı dökmeye başladılar bile. Tarihin en büyük felaketini fırsat bilip siyasi bağnazlıkla elini oğuşturanlara çanak tuttular bunlar. Ey! sözüm ona ünlüler, taktığınız at gözlüğü sizi siyasi bağnazlığa itti. Hükümet ve devlet bu enkazın altında kalsın istediniz. Zaten bir zavallı “bu hükümet ya sel veya yangın veya da deprem felaketi ile gider” diyerek vicdandan yoksun felaket cadılığı yapmadı mı? İşte siz busunuz. Devleti ve devletin kurumlarını değil, sabıkalı bir kişiyi topluma pompaladınız, yüzbinlerinizi ve milyonlarınızı sabıkalıya aktardınız. Tabi (af edersiniz ama) hıyardan elde edilen eşeğin ölümü suda boğulmaktan geçermiş. Aslına rücu eder yani. Hangi yolda kazandınız ve hangi yolda harcadınız işte böylece ortaya çıktı. Bazıları da diyor ki, “Devlet bunlara dernek kurdurmasaydı bu olmazdı.” Vay sendeki o kuş beyin akla vay. Doksan yaşına merdiven dayamışsın vay senin haline vay. Ne olur ya kalan ömrünü bari uslu geçir de kendine hayrın dokunsun. Ne diyelim Allah hidayet versin. Çünkü bu tipler hidayete muhtaçtırlar. Tövbeye değil. Samimi bir dilekle hidayet diliyorum.

Bu vesile ile tekrar hatırlatmakta fayda var “ünlü” gibi topluma örnek olanlara verilecek bir unvanı saman alevi gibi ani yanıp sönen, ne ısıtan, ne de ışıtanlara değil hak edenlere kullanalım. Neslimize ve ülkemize iyi örnek olanlara kullanalım. En azından devlet televizyonları bu hassasiyeti göstersin. Halk olarak ta bunlara çok yüz vermeyelim. Mahkeme kapılarına düşen bu tip zavallılara diyorum ki, “Devlet ihmal etmez ama imhal eder.” Anlayan anladı. Bu kadarı yeter.

Yusuf Sarıkaya/TİMETÜRK

Etiketler:
Yusuf Sarıkaya
Yusuf Sarıkaya

Köşe Yazarı