DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Nasıl Daha Berrak Düşünebiliriz?

Psikiyatrist Prof.Dr. Kemal Sayar sosyal medya üzerinden yazar Tom Chatfield’ın kaleme aldığı “Nasıl Daha Berrak Düşünebiliriz?” yazısını paylaştı.

2 Ay Önce
2021-06-21 23:45:10

“Nasıl Daha Berrak Düşünebiliriz?” sorusunun yanıtı verilen yazıda “İnsanları ara vermeye davet etmek, aynı zamanda dünyanın en kolay ve en zor öğütlerinden biridir. Yine de düşüncenizi netleştirmek çok önemlidir, çünkü her şeyin başladığı yer burasıdır: öz yansımamızı görmek” ifadeleri kullanıldı.

İşte yazının tamamı:

Bazen, zor bir konuyla boğuştuğumda, bunu bir çocuğa açıklamamız gerekiyormuş gibi davranırım. Örneğin, dokuz yaşındaki hayali bir çocuğa bu kılavuzun amacını açıklamak gerekirse:

İnsanların gerçekten ne düşündüklerini ve bunların ne anlama geldiklerini anlamalarına ve ardından sonuçları diğer insanlarla paylaşmalarına yardımcı olmak istiyorum. Bu şaşırtıcı derecede zor. Ne istediğinizi ve neyi sevdiğinizi ifade etmek kolaydır. Ancak belirli şeyleri neden istediğinizi veya sevdiğinizi anlamak gerçekten zor olabilir. Bu konuda yardımcı olabilecek üç parçalı bir süreç oluşturacağım.

İki küçük çocuğun ebeveyni olarak, bu alıştırmanın rol yapma kısmını sık sık atlıyorum. Ama durumunuz ne olursa olsun denemenizi tavsiye ederim. Bir başkasıyla adım adım, mümkün olduğu kadar az kabul edilen terimlerle konuşmak hem zorlayıcı hem de güçlü olabilir. Çoğu zaman, bir şeyi ancak bu şekilde açıklamaya çalıştığımda onu tam olarak anlayıp anlamadığımı keşfederim.

Tam olarak da bu ilkeye adanmış, "Beş Yaşındaymışım Gibi Açıkla" adında ve karmaşık fikirleri olabildiğince basit bir şekilde açıklamaya yönelik girişimler mevcut. Eğer şöyle bir soruyla karşı karşıyaysanız: Arkeologlar eski kutsal yazıları veya dilleri nasıl tercüme edebilir? Cevabını şu şekilde verebilirsiniz: 'Dev bir yapboz çözer gibi.' Sorunuz şu şekildeyse: Zoom gibi konferans programları bu kadar çok farklı ekranı nasıl işliyor? Cevabınız: 'Herkesin Zoom'un merkezi sunucularıyla bir bağlantısı var.'... ve böyle devam eder.

'Beş Yaşındaymışım Gibi Açıkla yöntemi, mükemmellikle ilgilenmez. Bunun yerine yorumlar, tartışmalar ve devam eden çalışmalarla doludur. Bu sistem, beş yaşındaki bir çocuğa bir şeyi açıklamayla oldukça benzerlik gösterir, dikkat dağıtıcı unsurların yanında, dürüst sorulara öncelik vererek hataları ve incelenmemiş varsayımları ortadan kaldırmaya bağlıdır.

Bütün bunlar, düşüncelerinizi netleştirme konusunda temel bir noktayı vurgular. Düşüncelerinizin başlangıçta belirsiz olduğunu ve bu nedenle bazılarının yeniden düşünülmesi veya daha güvenli temeller üzerine yerleştirilmesi gerektiğini kabul etmenizi ister. Üstelik nihai ödül haklı olmak değildir, anlaşılmaktır.

Peki insanlar bunları neden önemsesin? Netlik aramanın hem insanı, hem de yaşamı iyileştirdiğini savunuyorum, ve bu karşılıklı ve saygılı bir bilgi arayışını gerektirir. Daha pragmatik olmak gerekirse, kendimizi biraz daha iyi tanımamıza, önyargıları ortadan kaldırmamıza ve 21. yüzyılın kargaşasında daha zengin ve ikna edici bir şekilde iletişim kurmamıza yardımcı olabilir.

Düşüncelerinizi netleştirmeye başladığınızda, nihai bir gerçeği ifade etmeyi amaçlamıyor, bunun yerine, sonucu her zaman iletişimden geçecek bir süreci hedefliyorsunuz. Bu kılavuzda, bu süreç hakkında düşünmenize yardımcı olmak istiyorum. İlk aşama, bir şeyin neden doğru veya önemli olduğuna inandığınızı düşünmeyi gerektirir. İkincisi, bu akıl yürütmenin dayandığı varsayımları açığa çıkarmayı gerektirir. Üçüncüsü, ne yaptığınızı ve bilmediğinizi, nerede kararsız olduğunuzu ve bunları düzeltmenin ne anlama gelebileceğini kabul etmeyi gerektirir.

İyice düşünün

Başlamak için, bir dakikanızı ayırın. Bir nefes alın. Kendinizi yavaşlatın. Neler oluyor? Ne düşünüyor ve hissediyorsunuz? Dikkatinizi en çok ne hak ediyor? Robert Poynton'ın Do Pause (2019) adlı kitabında bundan bahseden harika bir satır var:

“Bir duraklamada, mevcut davranış biçimlerinizi sorgulayabilir, yeni fikirlere sahip olabilir veya sadece yaşadığınız hayatı takdir edebilirsiniz. Kendinizi gözlemlemek için hiç duraksamadan, daha başka neler yapabileceğinizi veya kim olabileceğinizi nasıl keşfedebilirsiniz?”

İnsanları ara vermeye davet etmek, aynı zamanda dünyanın en kolay ve en zor öğütlerinden biridir. Yine de düşüncenizi netleştirmek çok önemlidir, çünkü her şeyin başladığı yer burasıdır: öz yansımamızı görmek. Duraklamalar olmadan düşüncelerin devamı gelemez, başlamak için belirli bir zaman ayırana kadar ortada bir süreç olması beklenemez. Bu konunun, üzerinde düşünmeye değmeyecek kadar göz önünde ve kolay olduğunu düşünebilirsiniz. Yine de hepimiz, her an sayısız belirsiz, karışık, çelişkili düşünce ve duygu taşımaktayız. Aslında tam olarak, onları çözmek için zaman ve kaynak ayırmadığımız için onlara müdahale edemiyoruz.

Ara verdiğinizde, kendinizi tarafsız bir şekilde gözlemleyeceğiniz bir psikoterapötik egzersiz, daha net düşünmeye doğru ilk adımı atmanıza yardımcı olabilir. Kendinizi rahatlatırsınız, gevşer, ve daha sonra sonra düşüncelerinizin ve duygularınızın akışını yargılayıcı olmayan bir şekilde fark etmeye çalışırsınız. Bu düşünceler kaygılar, beklentiler, pişmanlıklar, anılar ve fikirler olabilir.

Bunlar, herhangi bir berraklık sürecinin beraber çalışması gereken hammaddeleridir. Onlarla ne kadar dikkatli ilgilenirseniz, karmaşıklıklarını ve çelişkilerini o kadar çok aktifleştirirsiniz, ve size aşikarmış gibi görünen her şeyin zihninizde yaratabileceği yanlış varsayımlardan uzaklaşmanız o kadar olası olacaktır.

Ne iddia ediyoruz ve neden?

Yukarıdaki egzersizi yaptığımda, ne yediğimle ilgili aklımı kurcalayan bir soru olduğunu fark ettim. Etik ve çevresel nedenlerle vejetaryen veya vegan mı olmalıyım? Neden olmasın?

Felsefede, “standart form” olarak bilinen şey genellikle bir düşünce dizisinin esaslarını olabildiğince açık bir şekilde ortaya koymak için kullanılır. Düşüncenizi standart biçimde ifade etmek, bir sonucu takiben ifadeler listesi yazmak anlamına gelir. Doğru şekilde yaptıysanız, bu numaralandırılmış ifadeler, sonucunuzu haklı çıkaran bir akıl yürütme çizgisi sunmalıdır. Örneğin, diyetle ilgili düşüncelerimi düzenlemeye yönelik ilk denemem:

  • Hem et yemek hem de hayvansal ürünler kullanmak, büyük miktarda hayvan ıstırabına yol açıyor.
  • Ayrıca üretimlerinde bir çok bitki bazlı alternatiften daha fazla enerji ve kaynak kullanılıyor.
  • Et yemeden veya çoğu hayvansal ürünü kullanmadan sağlıklı bir diyet yapmak ve iyi bir yaşam sürmek mümkündür.
  • Mümkün olduğunca hayvanların gereksiz yere acı çekmesini, aşırı enerji kullanımını ve kaynakların aşırı tüketimini önlemeye çalışmalıyım.

Yukarıdakilerin hepsinin doğru olduğuna inanıyorsam, vejeteryan veya vegan bir diyeti benimsemeliyim.

Bu yaklaşımın örneklerini daha önce görmüş veya kendi hayatınızda kullanmış olabilirsiniz. Ayrıca mantıksal formlar, makul ve mantıksız gerekçeler hakkında çok fazla tartışmayla karşılaşmış olabilirsiniz. Bununla birlikte, standart form hakkında en yararlı bulduğum şey, onun mantıksal kesinlik vaadinden çok, düşüncemi küçük adımlara bölmemi sağlamasıdır. Bunların ardından her biri için iki soru sorarım:

  • Makul bir kişi bu fikri neden kabul etsin?
  • Kabul edildikten sonra bu fikir nereye çıkar?

Düşüncelerimi ve hislerimi açıklığa kavuşturmak söz konusu olduğunda, böyle bir yaklaşımın gücü, ilgili her şeyi, potansiyel olarak muhasebesine katabilmemdir. Örneğime birkaç düşünce daha sığabilir:

  • Yukarıdakileri nedenlerimin hepsinin doğru olduğuna inanıyorsam, vejeteryan veya vegan bir diyet benimsemeliyim.
  • Ancak şu anda bir vejeteryan veya vegan değilim.
  • Bu, bana şunu düşündürür: Yukarıdaki nedenlerin doğru olduğuna veya tüm hikaye olduğuna inanmıyorum; ya da yeterince etkili bulmuyorum.

Bu konudaki düşüncemi netleştirmek istersem, görünen inançlarım ve eylemlerim arasındaki ayrımı araştırmam gerekir.

Böyle bir yaklaşımı kendiniz nasıl uygulayabilirsiniz? Az önce eklediğim düşünceler daha fazla karmaşıklığı odak noktasına getiriyor. Bir zamanlar nispeten basit bir sonuca varan maddeler durumu daha karmaşık ve açıklayıcı bir şeye dönüştürüyorlar.

Çelişkili olsa da, ne kadar zorlayıcı veya çekici olursa olsun, aşırı basitleştirmeleri ortadan kaldırmak ve onları koşulların dürüst bir kabulüyle değiştirmek, düşüncenizi netleştirmenin hayati bir bileşenidir. İlk argümanlarımın mantığı takdire şayan bir şekilde açık gibi görünse de; bu netlik gerçeğe istediğim kadar yakın değil.

Dürüst öz inceleme, burada hayati önem taşır. Şimdi bile, kendi sözlerimi okurken, ruh halimi ya da tehlikede olan meseleleri doğru bir şekilde betimleyebildiğimden emin değilim. Et yemenin veya hayvansal ürünleri kullanmanın etik bir yolu olmadığı gerçekten doğru mu? Doğru ve yanlışın net kategorilerini oluşturmak için ihmal ettiğim noktalar var mı? Yoksa keyfime düşkünlüğümden dolayı inançlarıma göre hareket edemiyor muyum?

Bunlar senaryomun işaret ettiği sorulardan sadece birkaçı. Bu bağlamda alışkanlık, kafa karışıklığı ve kendini haklı çıkarma katmanlarını ortadan kaldırmayı ummak, iddialarımızın neler ve neden olduğunu ve sırayla dayandıkları iddiaları tekrar tekrar sorgulamak gerekir, çünkü bunlar çoğu zaman günlük düşünceleri simgelemektedir.

Neyi hafife alıyoruz?

Herhangi bir iddiayı hangi temelde haklı çıkarabiliriz? Bazıları dış kanıtlara dayanırken; bazıları kişisel tercihler ve deneyimler üzerine dayanacaktır; Bazıları ise bu faktörlerin bir kombinasyonu üzerine. Ama hepsi bir noktada benim temel olarak kabul etmeye hazır olduğum bazı varsayımlardan kaynaklanmaktadır ve en önemli açıklamaların beklediği bu varsayımları ortaya çıkarmak ve analiz etmek gerekir.

Varsayımlar, kanıksadığımız şeylerdir: Açıkça dile getirmediğimiz ama düşüncemizin dayandığı her şeyi tanımı kapsamına alır ve son derece önemlidir. Aslında, iletişimi mümkün kılan şey, ortak varsayımların varlığıdır. Bu sözcükleri yazarken, onların sizin için yaklaşık olarak benim için ifade ettikleriyle aynı anlama geldiklerini varsayıyorum. Her kelimeyi bir cümleyle açıklamaya çalışsam inanılmaz yorucu olurdu. Ayrıca, sonunda yine bir işe yaramazdı, yine de sözlerimi başka kelimelerle açıklamak zorunda kalırdım. Bazı ortak varsayımlar olmadan, ne ortak anlayışlar ne de anlamlı anlaşmazlıklar inşa etmenin bir yolu olmazdı.

Ortak anlayış ve anlamlı anlaşmazlık kulağa zıt terimler gibi gelse de aslında aynı madalyonun iki yüzüdür. Bize ne kadar açık görünseler de, fikirlerimizin dayandığı varsayımların başkalarına açıklanması gerekebilir. Örneğin, bazı insanlar, etik söz konusu olduğunda önemli olan tek şeyin insan deneyimi olduğu gerekçesiyle hayvanların acı çekmesini bir sorun olarak görebilir.

Bazıları, ıstırap çektirmenin apaçık kötülüğünün ötesinde veganlığın başka bir gerekçeye ihtiyaç duymadığına inanabilir. Ve bazıları, endüstriyel tarım ve hayvancılığın çoğu biçiminin tiksindirici olduğuna, ancak hayvansal ürünlerin etik ve sürdürülebilir bir şekilde tedarik edilebileceği koşullar olduğuna inanabilir.

Başka bir deyişle, varsayımlarımız sadece ham fikirler değildir. Onlar aynı zamanda kimliğin ve bağlılığın kökleridir; kişisel ve ortak tarihlerimizin, toplumlarımızın ve ahlakımızın içeriğidir. Birbirimize yaptığımız en büyük iyiliğin ve verdiğimiz en derin zararın kaynağı onlardır. 'Verilmiş' olarak aldığımız şey, dünyada olduğuna inandığımız şeyin ana kayasından başka bir şey değildir.

Bundan ne çıkabilir? Düşüncelerinizi netleştirmek söz konusu olduğunda, varsayımlarınızdan kaynaklananlar ile bu varsayımların durumu arasındaki fark konusunda çok net olmanız gerektiği anlamına gelir. Adım adım düşünmek gerekirse:

  • Herhangi bir düşünce çizgisi, belirli varsayımlarla başlamalıdır. Ne kadar derine inerseniz inin, asla tamamen açık, aşikar ve tartışmasız bir iddia bulamazsınız.
  • Dikkatli bir analiz süreci, varsayımlarınızın nereye gittiğini size gösterebilir.
  • Ancak, farklı varsayım kümelerine dayanan farklı akıl yürütme haritalarının sizi çok farklı yönlere götürmesi muhtemeldir.
  • Bu şekilde yapabileceğiniz en faydalı şeylerden biri, hem kendinizin hem de diğer insanların temel varsayımlarını hecelemek ve ardından her birinin sonucunu karşılaştırmaktır.
  • Yeterince açık fikirliyseniz, bu, başkalarıyla ortak kabul ettiğiniz varsayımları belirlemenize, her iki taraftaki hatalı olan konulara meydan okumanıza ve kendi alternatif bakış açılarınıza saygıyla yaklaşmanıza yardımcı olabilir.

Başka bir deyişle, varsayımlarınızın sonuçlarını araştırmak, kesin olarak haklı olmakla aynı şey değildir, ve bu yalanlar arasındaki farkı kavramak, görüşlerinizi dürüst ve ikna edici bir şekilde ifade etmenin merkezinde yer alır.

Diyalog kurmak ve sınırları bilmek

Şimdiye kadar et yeme konusundaki düşüncelerimi netleştirme girişimlerim hakkında ne düşünüyorsunuz? Umarım, yazdığım her kelimeye katılmasanız bile, nereden geldiğimi anlamanız, sadece 'Et yemeyi bırakmam gerektiğini düşünüyorum' dediğim senaryodan daha olasıdır. Kafamda neler olup bittiği konusunda daha emin hissediyorum. Bu da, üzerine konuşup kendimizi açıkladığımızda, farklılıklarımızı yapıcı bir şekilde tartışabileceğimizin bir göstergesi olabilir. Belki de, genel iddialara geri dönmek yerine, nerede anlaşıp nerede katılmadığımızı, ve neden böyle hissettiğimizi çözebiliriz. Sonunda, birlikte yeni, daha net bir anlayışa bile ulaşabiliriz.

Haklılığınızı veya doğruluğunuzu kanıtlama kaygısı gütmeden, makul bir fikir alışverişine katılma isteğinizi gönüllü olarak göstermek, herhangi bir bakış açısının ardındaki düşünceyi açıkça sunmanın en değerli yanıdır. En azından prensipte, aşağıdakilere hazır olduğunuzu gösterir:

  • Kanıt veya analiz yoluyla konumunuzu gerekçelendirmek.
  • Kendinizinkinden farklı bakış açılarını dinlemek ve onlardan öğrenmek
  • Yeterince zorlayıcı argümanlar veya kanıtlar karşısında fikrinizi değiştirmenin makul olabileceğini kabul etmek.

Bu yaklaşım, hayırseverlik ilkesi olarak bilinen şey tarafından desteklenmektedir. Bu ilke anlaşmazlıklar bağlamında kulağa tuhaf gelebilen, ancak yapıcı tartışma için en eski ve en pratik rehberlerimizden birini bünyesinde barındıran bir ifadedir. Hepsi aynı fikre dayanan çeşitli formülasyonlarda bulunur:

Mümkün olduğu kadar, sizinle aynı fikirde olmayan kişilerin söylediklerinden maksimum doğru ve makul içeriği çıkarmaya çalışmalısınız.

Daha da önemlisi, hayırseverlik ilkesi yalnızca birinin ne söylediğine değil, aynı zamanda neden söylediğine dair varsayımlarınıza da uzanır:

Aksine kanıtınız olmadığı sürece, kötü niyetli, başka birinin varsayımlarının cahil veya hatalı olduklarından ziyade, makul ve içtenlik ile var olduğunu varsayarak başlamalısınız.

Neden? Çünkü hayırsever varsayımlarla başlayarak başka birinin bakış açısının temellerini kavrayabileceğiniz ve sonunda vereceğiniz herhangi bir yargının doğru olduğundan emin olmanız dikkatli ve adil bir değerlendirmeye dayalıdır.

Bütün bunlar bizi en önemli noktaya geri getiriyor: düşüncenizi netleştirmek, bilmediğiniz şeyler hakkında mümkün olduğunca dürüst olmak ve ardından bu sınırlamalarla samimi bir şekilde ilgilenmenizi odak merkezi haline getirmek.

Gerçekten de, herhangi bir açık düşünme girişiminde belki de en önemli araç, fikirlerinizi başka birine aitmiş gibi test etme kapasitesidir.

Bunlar Neden Önemlidir?

Yukarıda özetlediğim süreci alışkanlık haline getirmek ne anlama geliyor, ve bunu hayatınızın farklı alanlarında etkili bir şekilde uygulamak sizin için ne anlama gelebilir?

İşte bu noktada kişisel tercihleriniz devreye giriyor. Benim için, net düşünmenin destekleri ve rutinleri arasında (belirli bir sırayla) kahve içmek, uzun yürüyüşlere çıkmak ve okul koşularına sıkıştırabildiğim kadar okuma yer alıyor.

Sizin için bu örnekler çok farklı görünebilir ama aynı prensip geçerlidir. İçimizdeki en iyiyi ortaya çıkaran zamanlara, yerlere, alışkanlıklara ve bağlamlara yakından ilgi duymamız gerekiyor ve bu bize tefekkür etmemize izin veriyor.

Bunu ifade etmenin başka bir yolu da iradenin abartıldığıdır. Sosyal bilimlerden edindiğim bütün içgörüler arasında belki de en kullanışlı ve en alçak gönüllü olanı budur. En iyi halinizi destekleyen bağlamlar, rutinler ve ortamlar aramadığınız sürece, en iyi zamanlarda bile o ben olmak için mücadele edeceksiniz.

Bu içgörünün ışığında alışkanlıklarınızı sorgulamayı ve denetlemeyi hedefleyin. Sizin için işe yarayan düşünme ve çalışma yollarını bulun. İşe yaramayanları ve nedenini belirleme konusunda olabildiğince acımasız olun. Kendi kör noktalarınıza ve sınırlamalarınıza canlı ve sistematik bir ilgi duymaya çalışın. Ne yaptığınız, nerede kararsız olduğunuz konusunda dürüst olun; ve kendinizi ne tür konuşmalar, araştırmalar, öngörüler ve keşifler bu belirsizliği azaltabilir diye düşünmeye sevk edin.

Her şeyden önce, ihtiyacınız olduğunda yardım istemeyi ve mümkün olduğunda yardım teklif etmeyi unutmayın. Hem açıklık hem de iletişim söz konusu olduğunda, bu belki de herhangi birimizin yapabileceği en basit ve en önemli şeydir. Birbirinizle konuşmaya devam edin ve yanıt olarak söylenenleri gerçekten dinlemeye çalışın.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş