$

Dolar

47,7436

Euro

55,2510

£

Sterlin

64,4811

Frank

59,1179

Gram Altın

6.660,5500

Bitcoin

3.098.847

$

Dolar

47,7436

Euro

55,2510

£

Sterlin

64,4811

Frank

59,1179

Gram Altın

6.660,5500

Bitcoin

3.098.847

Makale 08.08.2026 5 dk okuma

Yapay zekâ otoritesi karşısında gençlik -1

Paylaş:

Her çağda elde edilen yenilik, bir sonraki çağın mimarı olur.

Kendi konfor alanını inşa eden insanlık, bu uğurda tarihin her sahnesinde bedel ödemeye razı gelmiştir. Çünkü yenilik arayışı insanoğlu için zorunlu bir ihtiyaçtır.

Fakat bugün ödenen bedel geçmişin sayfalarından çok farklı! Belki de ilk defa biz insanlar; düşüncemizle, dikkatimizle, irademizle, zaaflarımızla ve sabrımızla sınanıyoruz…

 İnsanlığın özüne, insanın kendisinin inşa ettiği makinenin sesi karışıyor. Yapay zekâ, kendine yüklenen bilgi kaynağıyla muhatabı olan insan beyninin gücüyle yarışmakta.

Aslında bir yandan içselde kendiyle derdini aşamayan insanlığın ‘kendini keşfetme’ hikayesine şahitlik ediyoruz. Teknolojiyle, bilimle, sanatla kurduğu her yeni ilişki, insanı kendiyle yüzleşmeye doğru sürüklüyor. Bu yolculuğun avantajları, dezavantajları güncel yaşamın her alanına yavaş yavaş sızmakta…

En çok neyden endişe etmeliyiz?

İnsanlığın dijital çağda duruş çizgisinden mi?

İç hanemizde eksilerek yol alışımızdan mı?

‘Önce araçlarımızı şekillendiririz; sonra araçlar bizi şekillendirir.’   diyen Marshall McLuhan, teknolojinin insanlar üzerindeki dönüştürücü etkisini yıllar önceden tahmin etmişti

Değer yargılarından kopuş, doğru ve yanlışın sınırlarının dağılışı, içsel yalnızlığın artışı çağın en belirgin kırılmalarıdır.

Hız faktörünün başrol oluşu, dijital kimliğin dönüştürücü etkisi ve 21. yüzyıl insanının bu değişim karşısında kendine yer araması, dünyayı çok farklı bir boyuta doğru sürüklemektedir.

Hiçbir çağ bu kadar soğuk, bu kadar ışıltılı olmadı.

Bilgiyle nefes alışın bilgisizliğini yaşamadı.

İnsan, hiçbir çağda kendi iç dünyasında bu kadar yersiz kalmadı.

Bilgiyle nefes alışın bilgisizliğini yaşamadı.

Aslında bugün mesele tam olarak yenilik ve yeni dünya düzeni de değil, teknoloji karşısında insanın insani duruşunu koruyup koruyamaması…

Yapay zekâ çağında baskılanan roller karşısında aile bağlarında, genç kuşağın iletişim dilinde ve toplumda saygının ve sevginin kaybı, en temel sorunlarımızdan birini teşkil etmekte …

Bu parlak gibi görünen karanlık çağın içinden insani yanlarımızı çoğaltarak nasıl çıkacağız?

Medeniyet, sahip olduğu araçların gücüyle değil, o araçları var eden, kullanan insanın karakteriyle yükselir …

Dijital çağın içinde sendeleyen insanlık, kültürel kodlarının hızla değişmesi karşısında hem şaşkın hem de halinden memnun gibi. Değer yargılarını yok ederek çürümeye yöneldiğini kabul etmemekte de ısrarlı…

Bu çağ, bilgiyle küçülmeyi, imkanlarla körelmeyi; düşünmemeyi hatta neredeyse hissetmemeyi dikte etmekte.

Bilgiyle ufuksuzluğun seyrimi yarınlardan nasıl izleyeceğiz.  Bu soru zihnimizin bir yerinde durmalı. Cevabını bilsek de durmalı. …

Teknoloji ilişkilerimizi hem etkilemekte hem de şekillendirmekte.

İçinde bulunduğumuz bu dijital çağda, henüz kültürel kimlik oluşumunda kendiyle savaşta olan genç kuşağa yön vermek için aile değerlerimizi korumaya ihtiyacımız var.

Akışkan bir dağılışın karşısına birleştirici bir güç koymalıyız. O gücün adı da aileyi bir arada tutan evdir.

Evet, bizler dün evimizde biz bizeydik

Üzüntülerimizle, sevincimizle, çaresizliğimizle, başarımızla ve yenilgilerimizle birbirimizin elinden tutan bir aileydik. 

Bugün evimizin içinde aileye hâkim olan ama ailenin sıcaklığını bilmeyen, aile huzurunu tatmamış bir yabancı var; o da ‘yapay zekâ’.

Çocuklarımız, gençlerimiz yapay zekâ direktifleriyle büyüyor…

Ne acı ki gençlik, kişisel kullanım kılavuzu olarak kendine tayin ettiği yapay zekayla yalnızlığını, buhranlarını, hayallerini ve umutlarını paylaşmakta…

Aileden kopuk, toplumdan kendini soyutlayarak bir odanın içinde dünyaya açtıkları pencereyle çoğu genç yalnızlığını ve iç sesini bastırmaya çalışıyor…

Bazen ailesinin, yakınlarının sesini duymaya tahammül edemeyen gençlik, yapay zekâ otoritesi karşısında kendine sağırlaşmakta.

Ve bilgi çağındaki günümüz gençliği çoğu zaman ne tam olarak bilgiyi işleyebiliyor ne de bilgiyle olgunlaşabiliyor. Aldığı bilginin sosyal yaşamda karşılığı, yankısı nedir diye düşünmeye vakti ve tahammülü de yok…

Gençliği bu çıkmazların fırtınasından nasıl çekip alacak gücün üzerine gitmeliyiz! 

Peki, bu güç nerede?

Ümit Zeynep Kayabaş/TİMETÜRK

Etiketler: