SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAOTOMOTİVDÜNYAGÜNDEMPOLİTİKAEKONOMİÇEVİRİ HABERGEZİSPORSAĞLIKTEKNOLOJİKÜLTÜRYAŞAMFOTOVİDEOEN

Kızılderililer ve Zenciler

19.02.2009

Toktamış Ateş

Geçen gün; ABD tarihindeki, utanç sayfalarından biraz söz etmiş ve başka ulusların tarihleriyle karşılaştırıldığı zaman; bu konularda, İsmet Paşa'nın Lozan görüşmelerinde dile getirdiği üzere, 'Bizim ellerimizin, bilhassa temiz' olduğunu yazmıştım.
Fakat yerim bittiği için, ayrıntıya girmemiş ve Kızılderililer'in, neredeyse tümüyle ortadan kaldırılmasına karşın; zencilerin, nasıl olup da, hayatta kaldıkları; hatta bir zencinin, ABD Başkanı olabildiğini anlatamamıştım. Bugün, o konuya odaklanmak istiyorum.

Öncelikle, işin adını doğru koymamız gerekir. Günümüzde, ABD ve Kanada'nın yer aldığı, Kuzey Amerika yerlilerine; kimi zaman, 'Kızılderili' kimi zaman 'Hintli' kimi zaman da 'yerli' diye hitap edilir.

Kızılderili adı; renklerinin, kırmızıya yakın olmasından gelir. Hintli (Indian) adı; bu kıtanın, Hindistan olarak sanılmasından kaynaklanmıştır. Yerli adı da; belki, en doğru addır. Bu insanların, kıtanın 'yerlisi' olduklarını gösterir.

Güney Amerika'daki yerlilerin durumu, çok farklıdır. Bunlar arasında da, rengi kızıla çalanlar vardır ama; bunların yaşamları ya da trajedileri, bambaşka bir çizgi izlemiştir. Elbette, sonuna kadar sömürülmüşlerdir ama bunların sömürülmesi, başka biçimlerde olmuş ve noktalanmıştır. Oysaki kıtanın kuzeyindeki, 'avcı' ve 'göçebe' yerlilerin aksine; kıtanın güneyinde, çok büyük uygarlıklar kurmuşlardır. Örneğin, ilk aklıma gelenler, Aztekler ve Mayalar oluyor.

Benzer bir durum, günümüz 'kara derilileri' için söz konusudur.

Önceleri; kolayca (!) 'köle' ya da 'zenci' (negro) olarak isimlendirilirlerken, daha sonra; bu iki sıfat, bir tür hakaret olarak algılanmaya başlandı. Özellikle, geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında; kara derili bu insanlara, 'zenci' (negro) olarak hitap etmek, hem onlar ve hem de onların sempatizanları açısından, hakaret olarak algılanmaya başlanmıştı.

'Zenci'lere 'köle' denilmesi ise yirminci yüzyılın başından itibaren, pek görülmemektedir. Kara derili ABD'lilerin köleliği, bambaşka alanlara kaymış, bambaşka biçimlerde, ortaya çıkmaya başlamıştı.

Ortada şöyle bir sorun ya da açıklanması gereken durum var. Nasıl oluyor da, Kızılderili ırkının neredeyse ortadan kaldırılmasına karşın; eski köleler, varlıklarını sürdürebildiler? Ayrıca nasıl oluyor da; Kızılderililer, bir tür 'konsantrasyon kamplarında', inanılmaz bir sefalet içinde kelimenin tam anlamıyla 'sürünürken' ve alkol ile uyuşturucunun esiri olmuşken; kara renkli ABD'liler, varlıklarını koruyabilmişler ve (çok ufak bir azınlık olsa bile) 'saygın mesleklere' girebilmiş ve sonunda, nüfus içinde azınlık olmalarına karşın, 'beyaz ev'e kadar ulaşabilmişlerdir?

ABD halkının, Barak Obama'ya oy vermesinin gerisindeki, 'Değişim arzusunu' ve bunun 'tezahür biçimini'; daha önce, ayrıntılarıyla anlatmaya çabaladım. Bu nedenle bugün, ABD halkının oy verme nedenleri üzerinde değil, ABD'deki bu iki talihsiz ulusun, varlıkları ve durumlarındaki farklılık üzerinde durmak istiyorum.

Okuduğumuz ve öğrendiğimiz kadarıyla, Kuzey Amerika yerlileri; özgürlüğüne meraklı ve onurlu bir halkmış. (Aynı şeyi, Kızılderili efsanelerinde görmemiz de mümkündür). Önceleri, kıtanın doğu kıyılarına yerleşen, beyaz tenli Avrupalılar'la pek sorunları olmamış. Zaten bunlar; ağırlıklı biçimde, 'orta-batı' denilen bölgede ve 'batı'da yaşıyorlarmış.

Kızılderililer, 'avcılık' üzerine yaşam kuran bir halkmış. Aralarında önemli farklar olmasına karşın, tarıma pek ilgi duymazlarmış ve 'yerleşik düzen'e uzaklarmış.

Beyaz adamlar; bu kıtanın, Tanrı tarafından kendilerine tahsis edildiğine inanmanın da etkisi altında, kelimenin tam anlamıyla, bir etnik temizliğe girişmişler. Eğer Kızılderililer, beyaz adamın üstünlük ve egemenliğini kabul etseler ve kendi yaşam biçimlerinden vazgeçerek, 'asimile olmaya' razı olsalardı; belki bugün, bambaşka bir kaderi yaşıyor olurlardı.

Ama onlar 'direnmeyi' ve 'yok olmayı' tercih ettiler.

Kara derili Amerikalı'ya gelince; bunlar, bambaşka bir kaderi yaşadılar. 'Köle tacirleri', tarafından zorla kaçırılan ve inanılmaz kötü koşullarla Amerika'ya getirilen zenciler, (asla küçümseme anlamında kullanmıyorum bu sözcüğü), insanlık dışı koşullarda yaşamışlar. Zaten temsili resimleri çizilen, 'köle gemileri'ne bakıldığı zaman, nasıl bir zulmü yaşadıkları anlaşılır. Düşünün ki; her köle gemisiyle getirilen kölelerin üçte biri, yolda ölür ve denize atılırdı.

Kızılderililer'in aksine, bu kara derili adamlar, Amerika'da hiçbir zaman özgür olmadılar. Tek amaçları; yaşamlarını sürdürmek oldu ve emeklerine de gereksinim duyan beyaz adamlar, bunları öldürmektense, çalıştırmayı tercih ettiler. Ve böylece soykırıma uğramadılar. Özellikle 'güneyde' yaşadıkları, yaşam değildi ama varlıklarını sürdürdüler.

ABD'nin köleliği yasaklamasından sonra, yaşadıkları zulüm devam etti ama; demokrasi içinde, gitgide güçlendiler ve sonunda, iktidar yolunu kendilerine açtılar.

Geçenlerde de yazdım. Bu ABD, ırkçılık ve soykırımdan söz etmiyor mu, işte o zaman çıldırıyorum...

 





    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR