ABD-İran anlaşmasında Türkiye hazırlıklıydı Suudiler şaşkın!
13 Yıl Önce Güncellendi
2013-11-26 11:14:35
Zaman’da İhsan Dağı ‘İran mı daha yalnız, Türkiye mi?’ diye soruyor ve “İran’ın nükleer anlaşmasıyla Türkiye’nin yalnızlığı biraz daha görünür oldu” diyor. Makalesinin sonuç bölümünde taçlandırdığı görüşünü, Türkiye’nin gerek içerde ve gerekse dışarıda ideolojik takıntılardan kurtulması gerekir belirlemesiyle sonlandırıyor. İhsan Dağı’nın neden böyle düşündüğünü sorgulamak gerekmez. İstediği gibi düşünebilir lakin karamsar bir tablo çizmesin arka planında cemaat-hükümet anlaşmazlığının mevcudiyeti de bir gerçek.
Türkiye ile İran, ilişkilerinde düşman kardeşler gibi. Birbirlerini siyasi/kültürel/tarihi açıdan çok iyi tanıdıklarından, nihai noktada bağların kopmamasına çok dikkat ediliyor. Türkiye İran’ın batı dünyası ile yaşadığı sorunların çözümü noktasında, zaman zaman iyi niyet elçiliğine soyundu. İran’ın, kurucu dini lideri Ayetullah Humeyni’nin büyük şeytan nitelemesine rağmen ABD ile diplomatik görüşmeler yapabileceği ve anlaşma masasına oturabileceği, her daim mümkün bir seçenek olarak Türkiye Dışişlerinin önünde duruyordu. Hariciyemiz yaşanan tüm olumsuzlulara rağmen bu seçeneği devre dışı değerlendirmedi. Çünkü bizzat Ayetullah Humeyni’nin sağlığında, İran ve Irak arasında acımasız savaşın sürdüğü yıllarda kamuoyunda İrangate olarak bilinen skandal patlak vermişti. Acem ülkesinin şahları değişse de Acemin takiyyesi değişmediğinden, Türkiye’nin bu anlaşmadan habersiz olduğunu ve Türkiye’nin yalnız kaldığını iddia etmek kusura bakmayın ama biraz safdillik olur.
Türkiye Diplomasisi, hiçbir zaman için sürekli dostluklar sürekli düşmanlıklar üzerinden dış politik tercihlerde bulunmanın ne kadar zarar verici olduğunu bilecek kadar bir geleneğe sahip. NATO üyeliği çerçevesinde sürdürülen askeri ilişkiler dolayısıyla stratejik müttefik ABD ile sıcak temas kaybedilmez. Bu arada Rusya ile yapılan ekonomik anlaşmalarla, Türkiye’nin hiçbir ülkeye Attila İlhan’ın ‘Ben sana mecburum’ şiirin dizelerinde seslendiği gibi mecbur olmadığı mesajı da inceden inceye verilir.
Türkiye son gelişmeler karşısında hazırlıklımıydı derseniz evet derim. Bence şapa oturan Türkiye değil, Bazı Avrupa Birliği ülkeleri, İsrail, Suudi Arabistan ve körfez ülkeleri olmuştur. Cenevre'de İran ile 5+1 Grubu arasında varılan nükleer anlaşma tarihi bir adım olarak nitelendiriliyor. İsrail ise anlaşmaya tepkili. Yenidünya düzenine teslim olan veya düzenin jandarması tarafından sisteme dâhil edilen sadece İran değil! İran’la birlikte Suriye’nin de muteber kabul edilmesi söz konusu. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius’un, Avrupa Birliği’nin önümüzdeki ay İran’a yönelik yaptırımlardan bazılarını kaldırabileceğini ancak bunun kısıtlı ve geri çevrilebilir olacağını açıklaması, Suriye konusunda Fransa’nın İran’ı da arkasına alarak arabuluculuk yaptığını ortaya koyuyor. Buna rağmen İran’ın; Bahreyn, Yemen, Suriye ya da Lübnan'daki istikrarsızlığa dayalı politikalarından vazgeçmeden dünya ekonomisi ve toplumuna yeniden entegre edilmesiyle, Körfez'deki güç dengesinin nasıl değişeceği de merak konusu.
Önümüzdeki günlerde düşmanımın düşmanı dostumdur saçmalığı, hem İsrail’i hem de Suudileri aynı çizgide buluşturacak görünüyor. Ortak düşman İran algısı, İsrail ve Suudileri, Ortadoğu’da ve savaşın devam ettiği Suriye’de, müşterek politika izlemeye yöneltebilir. Türkiye’ye gelince, hiçbir uluslararası gelişmeye şaşırmayacak kadar tecrübe sahibi ve Arşimet’in aradığı dayanak noktasını çoktan bulmuş bir hikmet yolcusu olarak, komşularına dön babam dön der. Bir de Hoca Nasreddin edasıyla der ki; sizin aradığınızı ben çoktan buldum, boşuna uğraşmayın..!
[email protected]
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER
Haber Ara
Yorum Yap