DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

18,5886 ₺

EURO

18,0891 ₺

ALTIN

1.012,75 ₺

BİST

3.567,60 ₺

Cemaat, Dershane, Muhakeme ve Muhasebe

2013-11-19 14:56:23

Türkiye’de uygulanan eğitim sisteminin ne kadar köksüz, ne kadar asalaklaştırıcı ve medeniyet köklerinden uzak ucube bir eğitim sistemi olduğu konusunda defalarca yazı yazdım. Bu ülkede eğitimin ne kadar önemli olduğunu anlamak için dershaneleri kapatmak iradesini ya da teşebbüsünü gerçekleştirmek gerekiyormuş. Bu konuda eğitim meselesinin ötesinde anlamlar taşıyan bir tepkiyle karşı karşıyayız.

Dershanenin yalnızca bir kurs olmadığı kursun ötesinde ekonomik, toplumsal, dini ve ahlaki boyutları hatta siyasi boyutları olduğu gün yüzüne çıktı. Dershanelerin bu kadar çok tartışılmasının altında yatan en önemli neden Gülen cemaatinin bu piyasada etken faktör oluşudur. Eğer dershanelerde cemaat faktörünün ağırlı olmasaydı bu mesele bu kadar çok spekülasyon hale getirilmezdi. Düşünmeye ve yazmaya başladığımdan beri dershanelerin eğitim sürecinde ilimden uzak insanların yetiştirilmesine katkıda bulunduğunu yazmışımdır. Hala da dershanenin trajik-komik bir konumu olduğu yönünde düşüncelerim var. Öğrencilerin tıpkı atların yetiştirilmesini sağlayan hara çiftliklerine benzeyen mekanlara koşuşturması yönüyle bir komediyken öğrencilerin hafta içi ve hafta sonları yılgın bir vücutla ve beyinle dershanelere koşuşturması ise trajedi yönüdür.

Dershaneler meselesi bilimsel ve ilmi tartışma olmaktan cemaat ile siyaset arasında toplumsal ve siyasi bir tartışma haline gelmiştir. Bu durum ağaca bakıp ormanı ıskalama neticesini doğuracağı gibi sürekli ıskalanan asıl tartışılması gereken ideolojik aptallaştırıcı kemalist bir eğitim sisteminin tartışmaya açılmasına yol açabilir. Ama mesele tartışılırken pespaye konumda olan Türk entelenjisiyası meseleyi cemaat ya da hükumet taraftarı olmak üzerinden tartışmaktadır. Nitekim altından buzağa yapan Samiralının aklına sapanlar gibi davranmak bize özgü marazi durumlardan biridir.

Bu garabet meselede esas mühim nokta ve soru/n ‘Dershane neyin karşılığıdır.’ Sorusu/nu/dur. Öğretim açısından normal örgün eğitim kurumlarına sahip bir ülkede dershanelerin olması mevcut eğitim sisteminin yetersizliğinin delilidir. Ne yazık ki bu mesele yıllardır tartışılmadı ve görmezden gelindi. Dershaneler ilmi ve bilimsel gelişmesine hiçbir katkısı olmayan bilakis bu yetilerini yok eden ortadan kaldıran yalnızca test çözebilme yetilerini geliştiren sorunlu bir mekanizmadır.

Eğitim açısından cemaatin dershanelerinin öğrencilere ahlak, kişilik ve İslami bilinç kazanmasına vesile olduğu tartışılmaksızın kabul edilmesi gerekilen bir durum olduğu aşikardır. Cemaatin dershaneler yoluyla ülkenin omurgasını oluşturduğu bir hakikattir. Yine cemaatin hizmet alanının katalizör ve lokomotifi dershaneler olduğu tartışılmaksızın kabul edilmesi gerekir.

Eğer cemaat gençlikle iletişim ağını sağlayan dershanelerin kapatılmasına gençliğin ahlakı ve dini adına kaygılanıyorsa bu kaygısında tamamen haklıdır. Cemaat dershaneleri tebliğ mekanizması olarak görüyorsa anlatım ve ifade sorunu yaşamaktadır. Gerek Zaman Gazetesi ve gerekse Samanyoluhaber sitesi ve televizyonları berbat kötü bir sınav veriyor. Bu mesele karşısında hamaset kokan ve apolojik bir dil ortaya koydular. Kullanılan mevcut dilin cemaatin imajına ciddi zararlar verdiğini düşünüyorum. Kullanılan dil cemaatin manevi bir yapı olmaktan daha çok siyaset ve ekonomik bir karakterde olduğunu gösteren bir göstergedir.

Cemaat mevcut sorunlu diliyle -en azından medya üzerinden- meseleyi iş adamları ve ekonomi üzerinden ele alması cemaatin kapitalistleşme süreci içerisinde olduğunu gösterirken siyasal partilerin ve temsilcilerinin söylemlerini haber yapmasıyla siyasal bir karaktere sahip olduğu göstermektedir. Gezi eylemlerinde hükümete bel altı vuranlar dershaneler meselesinde de -hususen Zaman gazetesinin bazı yazarları- bel altı vurmaya devam ettiler ve ediyorlar. Gezide kafa karışıklığı yaşayan cemaat medyası dershaneler meselesinde topyekün savaş psikolojisiyle hareket etmektedir. Cemaat medyasının kendini ciddi anlamda check edecek bir muhasebe ve muhakeme sürecine tabii tut/ul/ması gerektiğini düşünüyorum.

Elbette ki hükümetin dershaneler meselesinde karşılıklı istişare ederek meseleyi bu sürece taşımaması gerekirdi. Farklı kesimlerle ve dinlerle diyalog kuran ikili yapının birbiriyle diyalog kuramaması oldukça düşündürücü durumdur. Sözcü, Ulusal TV gibi medya kanalları ve kemalist-ulusalcı cenahların malzemesi olması üzücü bir durumdur. Fitne ortaya çıktığında susmak ve sakinleşmek Müslümanın erdemindendir. Gençliğe hitap eden ve kısmen de olsa ahlak edindiren bir cemaatin bu ağ yapısının/dershane tasfiye edilmesi ülkenin omurgasının ciddi oranda hasar görmesidir. Ülkenin savrulan, asalaklaşan ve sorunlu olan genç nesli az da olsa rehabilite eden bir mekanizmanın ortadan kalkması sorunlar oluşturur. Cemaatin eğitim deneyimi ve tecrübesi Milli eğitimin tecrübesiyle mukayese edilemeyecek düzeyde iyi bir orandadır. Cemaatin okullaşması ve hoca profili model olabilecek düzeyde bir konuma sahiptir.

Cemaatin dershanenin miadını doldurması gerektiği bilincine çoktan varması lazımdı fakat cemaat henüz bu bilince bile erişemedi. 30-40 yıldır büyük bir sermaye toplandı fakat çaplı düzeyde cemaatin yetiştirdiği bir ilim-bilim adamı ortaya çıkarılamadı. Bu yapının Biruni, Akşemseddin, Gazali, İbn Sina ve Farabi çapında bir alim ya da bu çapa yakın düşünür ya da entelektüel yetiştiremediği ortadır. Toplanan paraların ve himmetlerin vebalini ödemesi gerektiği tartışılması da yapılmalıdır.

Umarım medya üzerinden cemaat küresel sistemin gözden çıkardığı Gezide hedefe konulan Tayyip Erdoğan’ı hedefe koyma hatasına düşmez. Tabanının Ak Partiyle olan gönül ilişkisini ve seçmen konumunu değiştirme kaygısı içerisinde değildir. Tüm meselelerde cemaat yalnız kalbi/Hocaefendi olan bir cemaat/şahsiyet olma durumuna düşmemek için ciddi bir muhasebeden geçmelidir. Liberallerin arkasına takılmak akıl karı değildir. Son olarak gördüğüm manzara iki tarafta da itidal kaybedilmiştir.
Görüş Bildir Bizimle Paylaş