DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

17,9131 ₺

EURO

18,2474 ₺

ALTIN

1.022,97 ₺

BİST

2.750,49 ₺

Sabirabad'da yaşananlar ve bana atılan iftiraya cevap

2014-07-08 11:49:52
Hani derler ya zalimliğin de bir haddi hududu vardır. Zulmün de, tahkirin de bir seviyesi vardır. Her iftiranın ve yalanında da tutarlı ve mantıklı bir yanı vardır. Fakat Sabirabad’da Cavanşir Zerbeliyev’in başına gelenler ve sonrasında yaşananlar bu sınırların hepsini aşıyor.
Olayı biliyorsunuz; birkaç gündür Azerbaycan’ın bir numaralı gündemi olan ayrıca Türkiye medyasında da genişçe yer bulan meselenin özeti şöyle; Cavanşir adlı Vatandaş Sabirabad şehrinde alışveriş için pazara giderken bir grup radikal Şia tarafında etrafı çevrildikten sonra zorla sakalı kesilerek aşağılanıyor ve kamera eşliğinde, ailesinin yanında  darp ediliyor. Şiddete maruz kalan vatandaş ”arabada çocuğum var yapmayın”  demesine rağmen gözü dönmüş gurubun elinden kurtulamıyor. Bu alçakça fiili yapanlar yaptıkları bu insanlık dışı olayı sosyal medyada paylaşıyorlar ve Azerbaycan’daki Ehlisünnete kendilerince gözdağı vermek istiyorlar.

Bahsi keçen video; http://timeturk.com/tr/video/dunya/azerbaycan-da-sii-muslumanlar-dan-skandal/

Bu olayın ve eldeki görüntülerin büyük bir rezalet, suç ve cinayet olduğu, ülkede mezhep savaşını körükleyebileceği bütün adil ve mantıklı düşünen insanlar tarafından kabul ediliyor. Hatta hükümet hemen olaya el koyuyor ve olayın baş aktörünü hemen tutukluyor. Fakat zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışan Rafıziler, onların basındaki tetikçi kalemşorları ve sözde aydınları bu olayı örtbas etmek için; vay efendim “bu olay aslında IŞİD’e bir tepkimiş, onlar tahrik etmişler, Irak’ta Şiaları öldürdükleri için buradaki Şialar da tahrik olmuşlar” vb. akıl ve mantık dışı cümleler kurarak olayı aklamaya çalışıyorlar. Oysa dünya ters de dönse bu görüntüler dünyadaki bütün Müslümanların zihninden asla çıkmayacaktır, unutturulmayacaktır ve bunu yapanlar daima lanetle anılacaktır.

Bu olayı Irak’a ve IŞİD’e bağlayıp işin içinden çıkmaya çalışanlara gelince insan bazen bu kişilerle aynı çağda yaşayıp, yaşamadığı konusunda tereddüt ediyor.

Bütün dünya biliyor ki Irak Savaşı esnasında yüzbinlerce insan yaşamını yitirdi. Şehirler yok oldu. Yerle bir edilen tüm bölgeler Sünni halkın yaşadığı şehirlerdi. Felluce ve Ramadi başta olmak üzere Anbar Eyaletine bağlı şehirler, Musul'dan başlayıp Tikrit'e ve İran sınırındaki Diyala'ya uzanan tüm bölgeler Sünnilere aitti. Şii milis güçleri, Bedir Tugayları ve Mehdi Ordusu güya perdenin önünde düşman oldukları ABD ile bizzat işbirliği yaparak bu şehirlerin harabeye dönmesinde başrol oyuncuları idi. Ardından bütün parlamento çalışmalarını Şii din adamları ve lider­leri oluşturdu. Bunların başında Abdulaziz el Hekim, Ammar el Hekim, Ayetullah Sistani, İbrahim el-Caferi gelmektedir.

Şia lider Abdulaziz el Hekim ırak işgalinin ilk gününden beri ABD işbirliği yapmıştır ve İran’da önemli bir müftüdür;

 
Şii lider İbrahim el-Caferi ABD tarafından güvenilir müftü kabul edilmiştir.

Şii lider Ayetullah Şirazi Sünnileri Öldürmek Farzdır.

Sene 2006-2011’e geldiğinde Şii Lider Nuri El Ma­liki Muk­teda Es Sadr’ı da ikna ederek ABD-İRAN–MALİKİ ittifakı kurmuş ve Sünni halka karşı büyük suçlar işlenmiştir.

Suriye’de ise durum malumdur on binlerce Suriye halkının üzerine bombalar atıp katledenler yukarda saydığım malum bloktur.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz ama bu birkaç örnek bile ‘Sünniler Irak’ta ve Suriye’de Şialara zülüm yaptılar’ tezinin ne kadar da gerçek dışı olduğunun göstergesidir. ( bazı yerel olaylar mutlaka olmuştur ama onların yaptıklarının binde biri değildir ayrıca o yapılanları da savunmuyoruz)
Nitekim bu uzun yılların sonucudur ki, bugün Irak’ta yaşanan acı olaylar belki de kötünün içinde iyi mantığı ile hareket eden Musul’daki aşiretler ve Sünni halkı mecburen IŞİD gibi gözü dönmüş ve acımasız bir örgütü dolaylı da olsa desteklemeye itmiştir. 

Bu olaylar ışığında Azerbaycan’daki İran lobisinin, medyasının ve diasporasının Sabirabad’da yaşanan olayı kamufle etmek için IŞİD kozunu kullanmaları asla inandırıcı değildir. Olayı karambole getirip işin içinden çıkmaya çalışıyorlar ve çamur atıp lekesinden kendilerine fayda devşirmeye çalışıyorlar.

BANA ATILAN İFTİRALARA CEVAP;

Son olarak: başta Musavatgazetesi olmak üzere gazetecilikten, akıldan, bilimden ve insaftan payını almamış olanlar attığım şu twitter mesajımı;


 
Yayınlayıp demişler ki; ‘’Terör teşkilatı en-Nusra Sabirabad olayına göre Azerbaycan’ı tehdit etti’’
Hani deveye sormuşlar boynun neden eğri diye; nerem doğru ki demiş. Beni hedef göstererek verdikleri bu haberleri de aynen böyle.

Benim kullandığım kelimelerde hiçbir tehdit yoktur, unutmamak-unutturmamak kelimesinin tehditle ne alakası vardır? Kaldı ki tehdit bile olsa bu Azerbaycan’a yönelik değil, bu alçak fiili yapan şahsa karşı olurdu. Zaten Azerbaycan hükümeti de şahsı tutuklamış hapsetmiştir. Eğer etmeseydi belki bu İftiranın tutarlı bir yanı olurdu. Kaldı ki bir insanı herhangi bir örgüte mensup olduğunu söylemek için elde çok güçlü ve kesin deliller olmalıdır. Bu sözde gazeteler neye dayanarak bana bu şekilde iftira atıyorlar? Herhalde benim ismimi kötüleyerek sözlerimin, söylediklerimin ve söyleyeceklerimin etkisiz ve anlamsız olması için çabalıyorlar. Tabiri caizse yandaşlarına; bana karşı direnç geliştiriyorlar.

Onlar beni belli bir örgüte isnat ederek onlarla birlikte beni de toplu vicdan katliamına sürüklüyorlar akıllarınca. Asıl onlar ‘Vicdanını Cahillikler Memleketinde Yitirmişler Örgütü’ne mensup.

Altını çizmek istiyorum ki beni hedef gösterenlerle hukuk çerçevesinde mücadelem sürecektir. En kısa zamanda avukatım ile görüşüp bütün kanuni haklarımı kullanacağım.

Sosyal ortamda Rafızilerden gelen hakaretlere cevap vermememin sebebi HZ ALİ söylemiş ya; ‘’Alçakça söylenen sözlere karşılık vereyim deme çünkü o sözün sahibinde onun gibi daha nice düşük sözler vardır’’
 
https://twitter.com/furkan_azeri
Görüş Bildir Bizimle Paylaş