Soruşturma Komisyonu, çalışma süresi içinde 12 resmi toplantı gerçekleştirdi. 13'ü İstanbul Alt Komisyonunda olmak üzere, 23 tanık ifadeye davet edildi; ayrıca, haklarında soruşturma yürütülen eski bakanların savunmaları alındı ve bilirkişiye malvarlıklarıyla ilgili rapor hazırlatıldı.
Komisyon raporunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma sonucunda verilen" kovuşturmaya yer olmadığına" dair karara yer verildi. Kararda; isimsiz, uyuşturucu ve kara para aklama gibi iddiaları içeren ihbarlar, somut vakaya dayanmayan iddialar, Rusya'ya kanunların izin verdiği çerçevede para transfer edilmesi gibi suç oluşturmayan işlemler ve bu işlemlerle ilgili yerel basındaki yayınlar gibi araçların hiçbirisinin, telekomünikasyonun denetlenmesi gibi kuvvetli şüphe nedenlerinin arandığı bir koruma tedbirinin uygulanması için yeterli olmadığı vurgulandı.
2008-2012 yılları arasında, soruşturmaya konu olan şüpheliler hakkında doğrudan doğruya herhangi bir araştırma faaliyeti yapılmadığı, diğer bir deyişle, soruşturmaya başlandığı anda, gerek MASAK tarafından hazırlanan söz konusu raporda, gerekse ihbar mail ve faksları öncesindeki durumda, bizzat soruşturma makamlarının faaliyetiyle Rıza Sarraf hakkında somut fiil isnadını gerektirecek bir bilgiye ulaşılmadığı belirtildi.
Rıza Sarraf ve diğer şüphelilerin kullandıkları telefon numaralarına kadar her türlü detayın bildirilmesinin, kolluk tarafından istihbari dinlemeden elde edilen bilgilerin ve hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin isimsiz ihbarlar yoluyla adli soruşturmada kullanıldığını gösterdiği belirtilen takipsizlik kararında, "İstihbari dinleme veya izleme ya da hukuka aykırı yollardan elde edilen verilerin, isimsiz ihbarlarla soruşturmaya başlanması için delil olarak kullanılması hukuka aykırıdır" denildi.
- "Soruşturma savcılığa haber verilmeden başlamış"
Kararda, kolluğun soruşturmaya başlamak için Cumhuriyet savcısına haber vermesi gerekirken bunu yapmayıp, tespit edilemeyen bir süreden sonra durumu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirdiği, kanundaki düzenlemeye rağmen, ihbar faksından sonra iki ay süre ile hiçbir işlem yapılmadığı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın durumdan haberdar edilmediği bildirildi.
Suçlamalara dayanak üç adet isimsiz ihbar dışında dosyada başka delil bulunmadığı belirtilen kararda, "İhbarda söz konusu altın ihracının uyuşturucu ve kaçakçılıktan elde edilen paranın aklanması amacıyla yapıldığı, işin ucunda uyuşturucu baronları ve PKK olduğu ileri sürülmesine rağmen, bu hususlar tamamen göz ardı edilmiştir. Bu hal, soruşturmanın başında ihbarda bulunan ve aynı ölçüde soyut olan iddialar arasında, keyfi biçimde bir ayrıma gidildiğini göstermektedir" denildi.
Kararda, Rıza Sarraf hakkında 3 Ekim 2012 tarihinde teknik takip talimatı verildiği, talimatın gerekçesinde Sarraf'ın o tarihte yurtdışından iki adet valizle geleceği, bazı şahıslarla kaçak altın ve nakit ticaretine ilişkin görüşmeler yapacağının ileri sürüldüğü kaydedilerek, yapılan teknik takipte Rıza Sarraf'ın havaalanından çıkarak eşi ile görüştüğü, sonrasında da ayrıldığının tespit edildiği bildirildi. Teknik takip kararının dayanağı olan iddianın gerçek dışı çıktığı, bahsi geçen yerde ve zaman diliminde ileri sürüldüğü gibi kaçak altın veya nakit hususunda bir görüşme yapıldığının tespit edilemediği, sözkonusu valizlerin de görüntülenemediği, buna rağmen sözkonusu talimatın yasal zorunluluk gereği hakim onayına sunulduğu, 4 hafta daha teknik araçla takip kararı verildiği vurgulandı.
Mali Suçlar Müdürlüğü'nün 14 Kasım 2012 tarihinde, Sarraf hakkında alınan dinleme kararının uygulanması sırasında elde edilen verilerden hareketle, Ebru Gündeş hakkında CMK'nın 135, Cengiz Kumartaşoğlu hakkında ise CMK'nın 135. ve 140. maddelerinin uygulanması hususunda karar alınmasını istediği belirtilen kararda, "Bu dinleme sırasında, kanunun açıkça yasaklamış olmasına rağmen, Ebru Gündeş-Rıza Sarraf arasındaki görüşme de dinlenmiş ve kayda alınmıştır. Ebru Gündeş şüpheli olarak fezlekede yer almamakta, görüşme içeriğine bakıldığında ise görüşmenin herhangi bir aile içi görüşme olduğu da görülmektedir. Kanuna göre kayda alınması yasak olan, bir şekilde kaydedilmişse bile imha edilmesi gereken telefon görüşmelerine dosyada ve deliller arasında yer verilmiş olması, hukuka aykırı delillere ilişkin bir başka örnektir" görüşüne yer verildi.
Kararda, İstanbul 34. Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen 9 Temmuz 2013 tarihli telekomünikasyonun denetlenmesi kararıyla, geçmiş tarihli telekomünikasyon yoluyla iletişiminin denetlenmesine karar verildiği belirtildi.
- "32 şüpheli zikredilmiş, ancak 100'den fazla kişi dinlenmiş"
Soruşturma dosyasında çok sayıda ileri tarihli veya tarihler bakımından sorunlu telekomünikasyonun denetlenmesi kararının bulunduğu vurgulanan kararda, "Hakkında dinleme kararı alınanlardan sadece 32 tanesi şüpheli olarak zikredilmiş, ancak buna karşın 100'den fazla kişi hakkında 300'den fazla numara ve adres hakkında dinleme kararı alınmıştır. Bu kişilerden önemli bölümü ile ilgili ikinci kez karar alma ihtiyacı bile hissedilmemiş ve uzatılmamıştır" denildi.
Kararda, kolluk tarafından hazırlanan 15-18 Nisan 2013 tarihli raporlarda, Rıza Sarraf'a ait e-mail adreslerine girilerek inceleme yapılmasının istendiği, İstanbul 38. Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen kararla da sözkonusu adrese şifresi girilmek suretiyle inceleme yapılmasına karar verildiği bildirildi. Mahkeme kararlarında, üstü örtülü biçimde, şifrenin, dinlemeler sırasında tespit edildiği ileri sürülse de kolluk görevlilerinin şifreyi kırmak diye tabir edilen, sistemi bozmak suretiyle mail adreslerine ulaştıklarının şüphesinin olduğu ifade edilen kararda, "Daha önce gönderilmiş bir elektronik posta içeriğinin, hakim kararıyla ve şifre girilmek suretiyle tespit edilmesi ve dosyaya delil olarak alınması mümkün değildir" görüşüne yer verildi.
Bu biçimde delil elde etme işleminin, hukuka aykırı olduğu ve bu şekilde elde edilen delillerin kullanılamayacağının açık olduğu belirtilen kararda, "Bu durum, birtakım sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Şifre ile girilen elektronik posta adreslerinde bireylerin her türlü bilgi ve belgeleri yer alabilir. Suç soruşturması gerekçesi ile mail adresine girilmesi, delil elde etmenin ötesinde kişinin özel hayatında öngörülemez ihlallere neden olabilecektir. Bu bağlamda soruşturma organının söz konusu e-mailde hangi bilgilere baktığı, hangilerinin kopyasının alındığı denetlenebilir değildir. Şüpheli Rıza Sarraf'ın iki e-mailine şifre ile girilerek inceleme yapılması şeklindeki kararlar, her yönüyle hukuka aykırıdır. Bu biçimde girilen elektronik posta adresinden elde edilen bilgilerin delil olarak kullanılabilmesi mümkün değildir" denildi.
Raporda; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nca yürütülen soruşturma neticesinde, "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, rüşvet almak ve vermek, imar kirliliğine neden olmak, suç işlemek için örgüt kurmak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve görevi kötüye kullanmak" suçlarından şüpheliler Abdullah Uçar, Abdullah Oğuz Bayraktar, Ahmet Ayyıldız, Ahmet Emil, Ahmet Özyazıcı, Ahmet Nazif Zorlu, Ahmet Sedat Artukoğlu, Ali İbrahimağaoğlu, Ali Karaarslan, Ali Akyar, Ali Demirhan, Ali Fahri Gürsoy, Ali Osman Öztürk, Aliseydi Karaoğlu, Arif Yüksel, Aytaç Ölkebaş, Barış Kurt, Cavit Ayrıkaya, Davut Koçlu, Ekrem Eray Arda, Emrullah Turanlı, Ergül Çınar, Erhan Uludağ, Ertuğrul Karaaslan, Fatih Güner, Fuat Kuşcu, Hakan Gedikli, Hamza Dalkılıç, Hilmi Aydın, Hüseyin Avni Sipahi,İlhan Bellek, İsmail Kibici, İsmail Ünal, İsmayil Çakal, Kemal Sevgili, Mehmet Erdal, Mehmet Kıroğlu, Mehmet Ali Kahraman, Mehmet Ali Aydınlar, Mehmet Mustafa Tural, Mesut Pektaş, Murat Kıran, Murat Kurum, Münir Yazıcı, Necmettin Şentürk, Oğuzhan Usta, Okay Dikmen, Osman Ağca, Osman İyimaya, Ömer Derbazlar, Ömer Çamoğlu, Sadık Soylu, Salih Ogur, Savaş Çekin, Sema Uluışık, Şükrü Arslantürk, Tevhide Banu Sargın, Turgay Albayrak, Yaşar Sevgili ve Yavuz Çelik hakkında "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verildiği ve süresinde itiraz edilmeyerek kesinleştiği bildirildi.
(Sürecek)
Yorum Yap