Türkiye'de, "Ergenekon, Balyoz Planı ve Futbolda şike" davaları gibi önemli davaların karara bağlandığı 2013 yılının geride bırakılacağı aralık ayında, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, bazı bakan çocukları ve tanınmış iş adamlarının da aralarında bulunduğu birçok kişinin "şüpheli" olarak gözaltı listesine alındığı İstanbul merkezli 17 ve 25 Aralık soruşturmaları başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla İstanbul Mali Suçlarla Mücadele ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlükleri ekiplerince gerçekleştirilen operasyonlarda, 17 Aralık'ta "yolsuzluk" iddialarına ilişkin Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, iş adamı Rıza Sarraf, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, iş adamı Ali Ağaoğlu ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.
- Adliye basın bildirisi dağıtan savcı
Barış Güler, Salih Kaan Çağlayan, Süleyman Aslan ve Rıza Sarraf'ın da yer aldığı 14 kişinin 21 Aralık'ta tutuklandığı soruşturmayı yürüten savcıların, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı'yı bilgilendirmedikleri iddiası sonrası başsavcılıkça dosyalar, "soruşturma savcılarının soruşturmayı yasal çerçevede yürütemedikleri" gerekçesiyle başka cumhuriyet savcılarına verildi.
Dönemin Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddeyle görevli savcılarından Muammer Akkaş, Bilal Erdoğan ve bazı önemli iş adamlarının şüphelisi olduğu İstanbul merkezli 25 Aralık soruşturma dosyasından, başsavcılığı bilgilendirmediği gerekçesiyle el çektirilmesinden sonra, bugüne kadar görülmemiş bir şekilde görevli olduğu İstanbul Adliyesi'nde bulunan gazetecilere 26 Aralık günü basın bildirisi dağıtarak bu durumu protesto etti.
Akkaş'ın bildiri dağıtmasını eleştiren Başsavcısı Turan Çolakkadı, aynı gün yaptığı açıklamayla "Size bir savcı tarafından dağıtılan açıklama içeriğinde, yalan yanlış bilgiler vardır" dedi.
Çolakkadı, "Cumhuriyet savcıları önemli olayları, kamuoyunu ilgilendiren medyada yer alacak olayları derhal en kısa süreyle, hatta çok önemliyse faksla, telefonla, başsavcı veya başsavcıvekiline bildirir. Başsavcıvekiline bildirirse derhal o vekil başsavcıyı bilgilendirir. Böyle bir şey olmazsa, her önüne gelen kendiliğinden bir şey yaparsa kaos olur" ifadesini de kullandı.
- Çolakkadı ve Öz gitti, Salihoğlu geldi
Operasyonları koordine ettiği belirtilen ve İstanbul Emniyet Müdürlüğüne gidip operasyonu gerçekleştiren emniyet görevlilerini denetlediği için eleştirilen dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Zekeriya Öz, yeni yılla birlikte, 8 Ocak'ta geçici olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine atandı. Bu görevlendirmeyle ilgili gazetecilere konuşan Öz, "Eşyalarımın bir kısmını alıp ayrılacağım. Geçici görevlendirme olduğu için bazı eşyalarımı ise burada bırakacağım" dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Ocak'ta verdiği kararla, Cengiz Aktürk, Usame Kutup ve Yasin El Kadı'nın da aralarında bulunduğu 41 kişi hakkındaki gözaltı kararlarını kaldırırken, bu şüphelileri davetiye usulüyle ifadeye çağırdı. 21 Ocak'ta, başsavcı Çolakkadı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri Cumhuriyet Başsavcılığına atandığı için görevini Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı olan Hadi Salihoğlu'na devrederken, "Mahkeme kadıya mülk değil" ifadesini kullandı.
İstanbul merkezli 25 Aralık soruşturması şüphelisi Bilal Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel, 23 Ocak'ta yaptığı yazılı bir açıklamayla, soruşturma kapsamında müvekkili Bilal Erdoğan hakkında ellerine ulaşan herhangi bir çağrı kağıdının bulunmadığını bildirerek, 'Müvekkilim sabit ikamet sahibi olup, savcılık makamlarınca yapılacak bir bildirim üzerine ifadeye gitmek için hazır olduğumuzu kamuoyuna arz ederiz' dedi.
- Salihloğlu, "esaslı görev değişiklikleri" yaptı
Göreve başlamasının ardından 24 Ocak'ta adliyede çalışan gazetecilerle bir araya gelen başsavcı Hadi Salihoğlu, "Görevli savcılar bana niyabeten görev yapıyorlar. Ben buranın sorumlusuysam, ilgili kanunların bana verdiği yetki ve görevleri kullanacağım. Bana niyabeten bağlı olan bir savcı, beni kenara atıp kendi kendine hareket edemez. Esaslı bir görev değişikliği yapacağım, bunu da bekleyin" diyerek, adliyede yeni bir işleyişi devreye koyacağının sinyallerini verdi.
17 Aralık soruşturmalarını 3 ayrı dosya halinde yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcıları Celal Kara, Mustafa Erol ve Mehmet Yüzgeç, 29 Ocak'ta İstanbul Adliyesinde yetki alanları değiştirilerek başka alanlarda görevlendirildi. Aynı gün, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde halihazırda işlem yapılan savcılık bürolarında çalışma yöntemlerini belirleyen, başsavcılık bünyesinde yeni birimler açılmasını öngören ve başsavcıvekilleri ile savcıların yeni görevlendirmelerini kapsayan bir "Çalışma Talimatı ve İş Bölümü Değişikliği" yayımladı.
- "Adil yargılanmayı sağlamak ülkemizin en büyük ihtiyacıdır"
Yeni talimata göre, başsavcılığın tüm bürolarında, teknik ve fiziki takip yapılacak soruşturma evraklarında, tek bir cumhuriyet savcısının sorumluluğundaki takip işlemleri ile gizli soruşturmacı atanma işlemlerinin yapılabilmesi amacıyla Teknik Büro adında yeni bir büro kurulurken, cumhuriyet savcılarının sayısı yeterli olan birden çok gruplara bölünebilecek suç tiplerinin bulunduğu bürolarda, ilgili cumhuriyet başsavcıvekili tarafından başsavcının görüşü ve yazılı olurunun alınması karara bağlandı. Talimatta, "örgütlü suç evraklarının tevzi edilmeden önce başsavcı tarafından inceleneceği" hükmü de yer aldı.
Talimatla ilgili başsavcı Salihoğlu, görevli savcılara gönderdiği mesajda, "Yapılan değişiklikler tarafımdan düzenlenmiş olup, sonuçları itibariyle başarı ve hukukun üstünlüğünü sağlamaya yöneliktir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başarısı hepimizindir. Bu başarı hep birlikte, dikkatli, özverili çalışmalar sonucunda olacaktır. Bu konudaki sorumluluk hepimizin ortak ve eşit sorumluluğudur. Adil yargılamayı ve hukukun üstünlüğünü sağlamak ülkemizin en büyük ihtiyacıdır" ifadelerini kullandı.
-Sarraf ve Aslan'ın mal varlıklarına konulan tedbir kaldırıldı
İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturması kapsamında tutuklanan iş adamı Rıza Sarraf'ın mal varlığına uygulanan tedbir kararı, yapılan itiraz üzerine nöbetçi İstanbul 29. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, "işlemin hukuksuz bir şekilde yapıldığı" gerekçesiyle 29 Ocak'ta kaldırıldı. 10 Şubat'ta da tutuklanan eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın mal varlığına konulan tedbir kararı, İstanbul 14. Sulh Ceza Mahkemesince kısmi olarak kaldırılırken, 14 Ekim 2012 tarihinden sonraki mal varlığına ilişkin tedbir kararının devam etmesine hükmedildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili olarak atanan Zekeriya Öz, son HSYK kararnamesi gereği Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına savcı olarak atandı. Hakkında çıkan "Dubai tatili ödemesini Ali Ağaoğlu'nun yaptığı" iddiasına yönelik haberlere Öz'ün yaptığı suç duyurusu kapsamında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosunca 12 Şubat'ta iş adamı Ali Ağaoğlu'nun tanık olarak ifadesine başvuruldu.
- Bilal Erdoğan ve iş adamları ifade verdi
İstanbul merkezli 25 Aralık soruşturmaları kapsamında daha önce haklarında verilen gözaltı kararı kaldırılan ve adliyeye gelerek ifade vermeleri için davet edilen şüpheliler, şubat ayında sırasıyla adliyeye gelerek soruşturmada görevlendirilen Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. maddesiyle görevli cumhuriyet savcıları İsmail Uçar, Fuzuli Aydoğdu, İrfan Fidan ve Murat Çağlak'a ifade verdi.
İfade verme işlemleri kapsamında 5 Şubat'da Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Bilal Erdoğan'ın ifadesi alındı. Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel, daha sonra yaptığı yazılı açıklamada, "Ortada somut hiçbir delil yokken, somut hiçbir suç isnadı yokken, illegal şekilde yayınlanan tapelerden yola çıkarak, Bilal Erdoğan'ın mahkum edilmeye, linç edilmeye çalışılması, hukuka, insani değerlere, en temel insan hak ve özgürlüklerine yapılmış açık bir saldırıdır. Müvekkilimi karalamak ve şüphe altında bırakmak suretiyle kamuoyu algısı oluşturularak siyasi bir sonuç elde edilmek istenmiş, bu amaç doğrultusunda da hukukun en temel ilkeleri çiğnenmiştir. Müvekkilim Bilal Erdoğan'ın masumiyetinin en kısa zamanda ortaya çıkması için hukuk mücadelemizi de kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
İstanbul merkezli 25 Aralık soruşturması kapsamında 31 Ocak itibariyle Fatih Saraç, Mustafa Latif Topbaş, Usame Kutup, Ahmet Ergün ve Abdullah Tivnikli'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin ifadesi farklı günlerde alındı.
İş adamlarından Mustafa Latif Topbaş ve Abdullah Tivnikli'nin 31 Ocak'ta, Cengiz Aktürk ve Abdulkerim Çay'ın 3 Şubat'ta, Usame Kutup, Ahmet Ergün ve Hasan Dağcı'nın 4 Şubat'ta, Avni Çelik'in 10 Şubat'ta, Mehmet Cengiz'in 11 Şubat'ta, Nazif Zorlu, Ömer Faruk Kalyoncu ve Cemal Kalyoncu'nun 12 Şubat'ta, Sezai Bacaksız, Celal Koloğlu ve Abdullah Kavukçu'nun 13 Şubat'ta, Nihat Özdemir'in 18 Şubat'ta, Orhan Nurduhan ve Kenan Avis'in 19 Şubat'ta, KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım'ın 20 Şubat'ta, Yasin El Kadı ve oğlu Muaz Kadı'nın 25 Şubat'ta, aralarında Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) Başkanı Ahmet Ergün, Hasan Bağcı ve Abdülkerim Çay'ın da yer aldığı diğer kişilerin de farklı günlerde ifadesi alındı.
- Süleyman Aslan tahliye edildi
İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturması kapsamında tutuklu eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın da aralarında bulunduğu 6 kişinin, tahliye edilmesine karar verildi. Farklı zamanlarda yapılan tahliye talepli dilekçeleri 14 Şubat'da değerlendiren nöbetçi İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi, Aslan'a herhangi bir adli kontrol tedbiri uygulamazken, tahliyesine karar verdiği Abdullah Habbani, Ahmet Murat Öziş, Umut Bayraktar, Onur Kaya ve Mohammadsadegh Rastgar Shishehgarkhananeh hakkında ise "yurt dışına çıkış yasağı" ve "haftada bir en yakın kolluk merkezine imza verme zorunluluğu"ndan oluşan adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetti. Aynı mahkeme, Salih Kaan Çağlayan ve Barış Güler ile iş adamı Rıza Sarraf'ın tahliye taleplerini ise reddetti.
Yine Fatih Belediyesine ilişkin dosyadan tutuklu bulunan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in kardeşi Sebahattin Demir'in de aralarında olduğu 7 kişinin, 17 Şubat'ta İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesince, adli kontrol tedbiri konularak tahliyesine karar verildi.
Gözaltına alındıktan sonra mahkemece serbest bırakılan eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar'ın adli emanette tutulan 7 bin 600 doları 26 Şubat'ta iade edildi.
- Bilal Erdoğan ile ilgili dinleme kararı yokmuş
Bilal Erdoğan'ın avukatının müvekkiliyle ilgili herhangi bir dinleme, fiziki takip, iletişimin dinlenilmesine ilişkin mahkeme kararı olup olmadığını sorduğu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Şubat'ta verdiği cevapla, soruşturma kapsamında ifade veren Erdoğan hakkında herhangi bir dinleme, fiziki takip ve iletişimin dinlenilmesine ilişkin mahkeme kararı olmadığını bildirdi.
25 Aralık soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin, İstanbul Mali Suçlar Şube Müdürlüğüne 8 Ocak 2014'te bir yazı gönderdiği ve bu yazıda "15 Aralık 2013'ten sonra yapılan dinlemelerin sonlandırılması ve savcılık nezaretinde imha edilmesinin istendiği" 27 Şubat'ta ortaya çıktı.
İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 28 Şubat'ta, 17 Aralık soruşturması kapsamında tutuklu bulunan iş adamı Reza Sarraf, eski bakan çocukları Barış Güler ve Salih Kaan Çağlayan, Hikmet Tuner ve Özgür Özdemir'in, adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi.
- Savcının "suça konu dışındaki tüm verilerin imha edilmesi" talebi
Mahkemenin kararında tahliye gerekçesi olarak, "Şüphelilerin rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve rüşvet vermek suçlarına yönelik delillerin, iletişim tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması ve teknik araçlarla izleme ve neticesinde görüntülerin kayda alınması suretiyle elde edildiği, bu şekilde elde edilen delillerin yan delillerle desteklenmediği sürece tek başına esasa ilişkin delil mahiyetinde bulunamadığı açıktır" ifadesi yer buldu.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından 25 Aralık soruşturması kapsamında hazırlanan fezlekenin, delillerle birlikte 15 Aralık'ta soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine sunulduğu, o dönem soruşturmadan sorumlu Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş'ın ise 17 Aralık'ta polise, "dinleme işlemlerinin sona erdirilmesi, suça konu görüşmelerin emniyette muhafaza altında tutulması ve bunların dışındaki sistemlerde kayıtlı tüm verilerin ve ses kayıtlarının imha edilmesi"ne ilişkin talimat verdiği ortaya çıktı.
Soruşturmayı sonradan devralan savcıların İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne, "25 Aralık soruşturması" ilişkin belgelerin gönderilmesi talebiyle yazdığı yazıya 8 Ocak'ta verilen cevapta, "Konu ile ilgili olarak yapılan dosya tetkikinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/656 soruşturma sayılı evrakı ile ilgili büro amirliğimiz arşivinde herhangi bir belge ve dosya bulunamamıştır" denildi.
- 17 Aralık'la ilgili tek iddianame
İstanbul merkezli 17 Aralık'taki soruşturma kapsamında, Fatih Belediyesine yönelik dosya ile ilgili 31 şüpheli hakkında 14 Mart'ta hazırlanan iddianame, gönderildiği İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesince usul eksiklikleri olduğu gerekçesiyle soruşturma savcılığına iade edildi.
Savcı Aydıner'in iade kararına 24 Mart'ta yaptığı itirazın reddedilmesi üzerine eksiklikleri giderilen iddianame tekrar aynı mahkemeye 11 Nisan'da gönderildi. Mahkemece 24 Nisan'da kabul edilen iddianamede 21 şüpheli yer alırken, 10 kişiyle ilgili de takipsizlik kararı verildi.
Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in kardeşi Sebahattin Demir hakkında 'ruhsatsız silah've 'yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama" suçlarından 2 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası, diğer 20 sanık hakkında ise 'rüşvet almak ve vermek, yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama, Kültür ve Tabiat Kanunlarını Koruma Kanuna muhalefet' gibi suçlardan 4 yıldan 65 yıla kadar değişen hapis cezaları talep edildi. Davanın görülmesine 11 Kasım'da başlandı.
- Özel yetkili mahkemeler kaldırıldı
6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Mahkemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile TMK'nın 10. maddesi uyarınca görevlendirilen özel yetkili savcılıklar ve ağır ceza mahkemeleri 6 Mart'ta kaldırıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde 31 Mart'ta, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu kuruldu ve İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ekrem Aydıner ile 25 Aralık soruşturmasını yürüten savcıların da aralarında bulunduğu 14 savcı bu büroda görevlendirildi. Bu birimin başına ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Orhan Kapıcı getirildi.
Gazetecilerle bir araya gelen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, 15 Nisan'da, "Son zamanlarda bazı savcı ve hakimler bir yerlere ait gibi düşünülüyor. Gerçek savcı ve hakimler Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Kanunlara, tüzüklere, yönetmelikleredir gerçek aidiyet. İnsanların hürriyetini ellerinden almak, tutuklamak kolay işler değildir. Dikkat edilmezse tuz kokar ve her şey biter" ifadelerini kullandı.
-Takipsizlik kararında toplumsal paranoyaya vurgu
İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturmasının TOKİ dosyasına ilişkin, aralarında iş adamları Ali Ağaoğlu, eski Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar'ın da bulunduğu 60 kişi hakkında 2 Mayıs'ta takipsizlik kararı verildi.
Takipsizlik kararında, "İletişimin tespit kararı, çok önemli insan hakkı ve hürriyetinin ihlaline neden olmayı önlemek üzere gerekli özen gösterilmeden, varsayıma dayalı bir örgüt oluşturulmak suretiyle alınmış; bütün soruşturma, başlangıçta hukuki olmaktan uzak bu karar üzerine inşa edilmiştir. Dinleme yoluyla elde edilen bulguların kullanılmasında sınırı çok genişletmemek, haberleşme hürriyetinin özüne dokunmamak, kötüye kullanımın önünü kesmek gereğini kabul etmek zorundayız. Aksi halde, dağdaki çobanın bile telefonlarının dinlenildiği paranoyası ile yaşadığı bir toplum yaratırız. Şu an ülkemizde ortaya çıkan durum aşağı yukarı budur" denildi.
İş adamı Turgay Ciner, İstanbul merkezli 25 Aralık soruşturması kapsamında 12 Mayıs'ta "şüpheli" sıfatıyla ifade verdi. Ciner'in avukatı Kenan Tekdağ, "(Soruşturmada) ismi geçenler de dahil olmak üzere bu iddialar tümüyle gerçek dışıdır. Böyle bir şey söz konusu değildir. Ortada bir suç yoktur" dedi.
- Ahmet Hakan ve Orhan Gencebay da şüpheliydi
İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından serbest bırakılan iş adamı Rıza Sarraf hakkında çıkarılan yurt dışına çıkış yasağı 16 Mayıs'ta kaldırılırken, "haftanın her cuma günü evine en yakın güvenlik merkezine giderek imza atma" zorunluluğundan oluşan adli kontrol tedbirinin ise devamına karar verildi.
Bu soruşturmada 1,5 milyon lirasına el konulan döviz bürosu sahibi Emin Hayyam'ın parası "paranın suç örgütü faaliyetleri kapsamında elde edilmediği" gerekçesiyle 20 Mayıs'ta iade edildi. Şüphelilerden Rıza Sarraf, 21 Mayıs'ta savcı Ekrem Aydıner'e ek ifade verdi.
İstanbul merkezli 25 Aralık soruşturması kapsamında gazeteci-yazar Ahmet Hakan Coşkun 3 Haziran'da, sanatçı Orhan Gencebay ise 20 Haziran'da "şüpheli" sıfatıyla savcılığa ifade verdi.
27 Haziran'da gazetecilerle bir araya gelen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Salihoğlu, "Başbakanın bile dinlenildiği bir ülkede kim kendisini güvende hissedebilir? Başbakan ve bakanlar dinleniyorsa dinleme mi, yoksa dinlemenin içeriği mi önemli olur?" şeklinde konuştu.
- 25 Aralık soruşturmasına takipsizlik
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 Eylül'de, İstanbul merkezli 25 Aralık soruşturması kapsamında aralarında Bilal Erdoğan ve bazı iş adamlarının da bulunduğu 96 kişi hakkında takipsizlik kararı verdi. 141 sayfalık takipsizlik kararında, yasama ve yürütmenin hukuk normları ile bağlı olduğu kadar, yargı yetkisini kullanan makamların da anayasa ve yasalara bağlı oldukları, siyaseti dizayn etmek gibi bir görev ve yetkilerinin bulunmadığı belirtildi.
Şüphelilerin birbirleriyle irtibatlarının hiyerarşik bir yapılanma içerisinde olmadığı, suç işlemek amacıyla bir araya geldiklerine dair delil elde edilemediği aktarılan kararda, "Türkiye Cumhuriyet Başbakanının örgüt lideri olarak gösterilmesi ve 'dönemin başbakanı' ibaresi kullanmak suretiyle fezleke düzenlenmesi, soruşturmayı hazırlayanların hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettiklerini ortaya koymaktadır' denildi.
- "Soruşturmanın amacı hükümeti düşürmekti"
"Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakanlar Binali Yıldırım, Ömer Çelik ve Muammer Güler haklarında hiçbir dinleme kararı olmaksızın uzun süre dinlemeler yapıldığı, görüşmelerinin tape haline getirildiği" belirtilen kararda, 'Soruşturmanın amacı kesinlikle hükümeti düşürmekti. Soruşturmanın sonlarına doğru amirler sürekli olarak 15-20 telefon numarası getirip hiçbir suç görüşmesi yapmadıkları halde sırf Başbakanın yakınındaki kişiler diye dinleme kararı alınması yönünde rapor tutulması talimatı verdiler" ifadesi de kullanıldı.
"Yapılan incelemede, 25 Aralık dosyasının taslak fezlekesine ulaşıldığı, bu fezlekede başbakandan 'dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan' ve 'örgüt lideri dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan' şeklinde bahsedilerek anayasanın ihlal edildiğinin anlaşıldığı' aktarılan kararda, Anayasa ve TBMM İç Tüzüğüne göre başbakan ve bakanlar hakkında soruşturma yetkisinin TBMM'ye ait olduğu, savcılıkların bu sıfata sahip kişiler hakkında soruşturma ve kovuşturma yetkisi olmadığı, ilgililer hakkında dosyada yasal olarak elde edilmiş bir delil bulunmadığına" da dikkat çekildi.
- Bakan çocukları ve Sarraf'a takipsizlik
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturması kapsamında, 17 Ekim'de, iş adamı Rıza Sarraf ile Barış Güler ve Salih Kaan Çağlayan'ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında takipsizlik kararı verdi.
Eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Arslan hakkındaki "Yardım Toplama Kanunu'na muhalefet" suçundan yürüttüğü dosya ise ayrıldı. 53 kişi hakkındaki kararda, "usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı" gerekçesiyle, bu suçlardan kovuşturmaya gerek duyulmadığı ifade edildi.
Soruşturmaya takipsizlik kararı verilmesinin ardından TBMM'de kurulan 17 Aralık Soruşturma Komisyonu'nun İstanbul Adliyesi'nde, 24 Ekim'de tanık ifadelerine başvurmaya başladı. Tanık olarak ifadesine başvurulmak istenen iş adamı Rıza Sarraf ve Barış Güler tanıklıktan çekildi. Güler ile birlikte Rüçhan Bayar, Özgür Özdemir ve Ahmet Murat Öziş'i de dün tanık olarak dinleyen komisyon, daha önce ise İranlı iş adamı Mohammadsadegh Rastgar Shishehgarkhaneh ile "Marina" isimli bir kadının tanıklığına başvurdu. Komisyona çağrılan 10 kişi susma hakkını kullandı.
Komisyon, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Oğuz Bayraktar ile iş adamları Mehmet Ali Aydınlar ve Ali Ağaoğlu'nu da dinlerken, 27 Ekim'de İstanbul Adalet Sarayı'ndaki çalışmalarını tamamladı.
- Paraları iade edildi
Takipsizlikle sonuçlanan İstanbul merkezli 17 Aralık soruşturması kapsamında bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Abdullah Habbani, 23 Aralık'ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Bürosu savcılığına gelerek, operasyon sırasında el konulan 1 milyon lira, 800 bin avro ve 60 bin dolarını geri aldı.
Yine bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler de evinde bulunan ve adli emanette tutulan 400 bin lira, 300 bin avro ve 90 bin dolarına yeniden kavuştu.
HSYK, 30 Aralık'ta verdiği kararla, İstanbul merkezli 17 ve 25 Aralık soruşturmalarında görev alan savcılar Zekeriya Öz, Mehmet Yüzgeç, Celal Kara ve Muammer Akkaş'ın, haklarında başlatılan soruşturma tamamlanıncaya kadar görevlerinden uzaklaştırılmasına karar verdi.
(sürecek)
Yorum Yap