DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Hocalı katliamı kurbanları Taksim'de anıldı

Hocalı katlliamı, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların ve siyasi partilerin destek verdiği mitingle Taksim'de protesto edildi. Azerbaycan ve Türkiye bayrakları açılırken Ermenistan ve Fransa'ya öfke vardı.

27.02.2012 10:55:53
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Taksim Meydanı'nda Hocalı Katliamını protesto etmek amacıyla düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Türk milletinin inancıyla, kültürüyle ve örfüyle her zaman zulmün karşısında, mazlumun yanında olan bir millet olduğunu belirterek, Türk milletinin insanlığa ders vermiş bir millet olduğunu dile getirdi.

"Türk milleti olarak, ne Kazakistan'da, ne Azerbaycan'da, ne Türkiye'de, ne Balkanlar'da, dünyanın hiçbir yerinde insanlık adına utanılacak bir tarihimiz, bir geçmişimiz yoktur" diyen Bakan Şahin, yeryüzünde insanlık için adaletin temsilcisi olması bakımından Türk milletinin her zaman gücünü koruduğunu, güçlü olduğunu, en büyük gücünün birlik ve beraberlik olduğunu kaydetti.

Tür milletinin gönlünün, kalbinin sevgiyle dolu olduğunu dile getiren Bakan Şahin, "Cephedeki düşmanına su ikram etme erdemine gösteren sadece Türk askeri ve milletidir. Türk milletinin yüreği ve gönlü sevgi doludur, ama yüreği bir olan Türk milletinin aynı zamanda gerektiğinde yumruğu da birdir. Yeryüzünde herhangi bir zulüm, herhangi bir haksızlık Türk milletine yapılmış gibidir.

Afrika'da, Asya'da, Balkanlar'da da olsa bu Türk milletini ilgilendirir. Çünkü biz sadece kendimiz için değil, yeryüzündeki tüm canlılar ve tüm insanlık için çalışan, onları seven ve kabul eden milletiz. İnancımız, kültürümüz, yolumuz,başkımız ve sevdamız bir. Azerbaycan'da akıtılan kan bizim kanımızdır" şeklinde konuştu.

"Ortaçağ değerleriyle işlenen bu korkunç ve barbar katliam"


Hocalı Katliamını Anma Gönüllüleri Komitesi Sözcüsü Mesut Ülker, Ortaçağ değerleriyle işlenen Hocalı katliamının insanlığa karşı yapılmış bir saldırı olduğunu belirterek, "Ne yazık ki, bu insanlık ayıbının failleri, azmettiricileri, sorumluları bugüne kadar yargılanmayarak cezasız kalmışlardır" dedi.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların ve siyasi partilerin destek verdiği Hocalı katliamını protesto amacıyla Taksim Meydanı'nda düzenlenen mitingde konuşan Hocalı Katliamını Anma Gönüllüleri Komitesi Sözcüsü Ülker, Hocalı'da katledilen masum insanların çığlıklarının hala duyulduğunu belirtti.

Bugün binlerce insanın bu katliamı kınamak için toplandığını ifade eden Ülker, "Azerbaycan'ın Hocalı kentinde Ermenistan askerleri tarafından soykırıma uğratılan yüzlerce insanın aziz hatırasını yad etmek için toplandık. 1992'nin 26 Şubat'ında, yani bundan tam 20 yıl önce bugün Ermenistan askerleri, geniş çaplı bir saldırı sonucunda Hocalı şehrini işgal etmiş, sivil halkı, çoluk çocuk, genç, hasta, ihtiyar, hamile demeden, organize ve planlı bir biçimde katletmiştir"
diye konuştu.

Hocalı'da ne yaşandı?

Hocalı katliamı, Azerbaycan-Ermenistan arasında 20 yıldır süren Karabağ sorununun en önemli dönüm noktalarından biriydi. Azerbaycan'ın, Ermeniler tarafından işgal altında tutulan Yukarı Karabağ bölgesinde önemli bir yerleşim merkezi olan Hocalı şehri, coğrafi konumuyla stratejik bir öneme sahipti.

Bulunduğu bölgenin tek havaalanına sahip olması ve bağlantı yolları üzerinde yer alması, ilçenin önemini artıran etkenlerdi. Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrasında, Ermenilerin Azerbaycan topraklarına saldırısında, yoğun bir artış meydana geldi.

Aslında bu saldırılar, 1988 yılında, Sovyetler dağılmadan önce başlamıştı, ancak 1992'de doruk noktasına ulaştı. Saldırıların en acımasızı Hocalı'ya yapıldı. 25-26 Şubat'ta şehre giren Ermeniler ve Ruslara ait 366.motorize piyade alayı, hiçbir ayırım yapmadan, 106'sı kadın, 63'ü çocuk 70'ten fazlası yaşlı olmak üzere 613 Azerbaycan Türk'ünü katletti. Binlerce insan, şehriterk etmek zorunda kaldı. Bu katliam, Karabağ savaşında ve sorunun kökleşmesinde de önemli rol oynadı.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında 1988 yılında başlayan savaş 6 yıl sürdü. Bu süre sonrasında, bir milyona yakın Azeri kendi topraklarında göçmen durumunda yaşamak zorunda kaldı. Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si işgal edildi. İşgal, Birleşmiş Milletler tarafından alınan kararlarda da onaylandı. Bu kararlarda Ermeni kuvvetlerinin Yukarı Karabağ'daki işgale son vermeleri istendi. Ancak Amerika, Rusya gibi devletlerin BM kararlarında çekimser kalmaları, işgalin ortadan kalkmasını engelleyen en önemli faktör oldu.

Bugün, Karabağ sorununun çözümüne yönelik süreç, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı çatısı altında oluşturulan Minsk Grubu tarafından yürütülüyor. Grubun eş başkanlığı görevini ABD, Rusya ve Fransa yürütüyor. Ancak 20 yıla yakın süredir devam eden görüşmelerde bir sonuca varılamadı.

2008 yılında Rusya-Gürcistan arasında yaşanan savaştan sonra, Abhazya ve Güney Osetya'nınbağımsızlıklarını ilan etmeleri, Minsk grubu çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bunun yanı sıra, Rusya'da iki ülke liderleriyle görüşme trafiğini hızlandırdı. Uzmanlar, sürecin hızlanmasının altında yatan en önemli neden olarak, "benzer bir durumun Karabağ'da yaşanmasını engellemek" olarak gösteriyorlar.

Azerbaycan'ın Ermenistan karşısında ekonomik ve askeri alanlarda giderek güçlenmesi, Ermenistan başta olmak üzere Batılı ülkeleri endişelendiriyor. Rusy aise, şu an çözümsüzlükten en fazla yararlanan ülke konumunda gözüküyor. Çünkü bu durum, hem Azerbaycan hem de Ermenistan üzerinde nüfuzunun devam etmesini sağlıyor.

Cnntürk

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş