Kamu Yönetimi Bakanı ve Genel Başkanı Mahir Yağcılar’la, Kosova’nın bağımsızlık sürecinden, Kosova Türklerine; Kosova’daki misyonerlik faaliyetlerinden, Kosova-Sırbistan ilişkilerine uzanan geniş bir yelpazede, önemli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Türkiye, resmi olarak, Kosova'yı ilk tanıyan ülke oldu. Aynı zamanda Kosova’nın ilk dış temsilciliği Türkiye'de açıldı. Kosova halkı, Türkiye'nin bu desteğini nasıl karşıladı?
Sırbistan’ın, Uluslararası Adalet Divanı'na başvurusu üzerine açılan dava neticesinde, Lahey’deki mahkeme Kosova'nın bağımsızlığına kabul edildi. Bu kararın, Kosova-Sırbistan ilişkilerine etkisi ne yönde olur?
Sırbistan bu süreci kendisi başlatmış olmasına rağmen verilen kararı karşılamadı. Şimdi, Kosova’nın bağımsızlık kararını engellemek üzere, diğer mekanizmaları devreye sokmak niyetindeler. Kosova’nın tanıma sürecini durdurmaya; Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlere üyeliğini engellemeye çalışıyorlar. Bunun için eski Yugoslavya Federasyonu’nun, çeşitli devletlerle kurmuş olduğu dostane ilişkileri kullanıyorlar. Diğer taraftan, dünyanın çeşitli bölgelerindeki bağımsızlık hareketlerini ve o devletlerdeki hassas konuları, Kosova’nın aleyhine kullanıyorlar. Aynı şekilde, bağımsızlık konusunu Birleşmiş Milletler’de gündeme getirerek, Kosova’nın bağımsızlık sürecini geri çevirmeyi deniyorlar. Ancak bağımsızlık süreci artık geri dönülemez bir noktadadır. Dolayısıyla bugünlerde yapılan Kosova-Sırbistan görüşmeleri, bizim açımızdan, sadece teknik görüşmelerdir. İki devletin ve halklarının, serbest dolaşım gibi, günlük hayatta karşılaştıkları sorunların çözümlenmesini hedeflemektedir.
Ne uluslararası toplum, ne de bizler, illa da, Sırbistan’ın Kosova’yı tanımasını beklemiyoruz. Fakat iyi ilişkilerin oluşturması, serbest dolaşım ve ticaret hususların da bir çözüme kavuşturulması gerekiyor. Eğer Sırbistan, Kosova Cumhuriyeti’ni tanırsa; bölgede istikrar hâkim olacak, bölgenin ekonomik kalkınması ve refahı sağlanacak ve en önemlisi halklar daha mutlu olacaktır. Biz sadece Kosova halkı için istemiyoruz bunu. Sırp halkı da, ister Kosova’da olsun isterse Sırbistan’da olsun, rahat bir nefes alacaktır.
Biraz önce bahsettiğim sebeplerden dolayı, Sırbistan, Sırp nüfusun fazla olduğu Kosova’nın kuzeyini sanki bir esir gibi elde tutuyor. Dolayısıyla kamu düzeni ve güvenlik istenilen düzeyde değil. Bu durum Kosova’nın zararına olduğu kadar Sırbistan’nın da zararına bir durum arz ediyor. Sırbistan, aslında, uzun vadede bölge istikrarını tehdit altında tutuyor. Bu hususta, Avrupa Birliği ve EULEX’in, daha koordine ve verimli adımlar atmalarını bekliyoruz.
Arap ülkelerinin Kosova’yı tanıma konusundaki bu çekingenliğini neye bağlıyorsunuz?
Son birkaç aydır Arap dünyasında yaşanan olaylar, bu devletlerin yıllardır, dünyadaki siyasi ve demokratik gelişmelerle ilgilenmediklerini, tabiri caizse, dünyadaki gelişmelere kapalı olduklarını göstermektedir. Sırbistan, eski Yugoslavya’nın üçüncü dünya ülkeleri ve tarafsız devletlerle, o dönemde kurmuş olduğu ilişkileri kullanarak, Kosova Cumhuriyeti’nin tanınma sürecine karşı elinden gelen engellemeleri yapıyor.
Aslını söylemek gerekirse, Sırbistan’ın böyle bir yaklaşım sergileyeceğini herkes az çok tahmin ediyordu. Bu sebeple, Kosova Cumhuriyeti diplomatlarının da, öngörülü davranması, daha ciddi ve analitik hareket etmeleri gerekirdi. Özel girişimlerde bulunup ve bazı kanalları devreye sokmalıydılar. Arap devletlerinin içinde bulunduğu özel durumu dikkate alarak, daha aktif diplomatik girişimlerde bulunmalıydılar.
Kosova’nın en temel sorunu tanıma süreci ve buna bağlı olarak ekonomik kalkınmadır. Tanıma sürecinin yavaş işlemesi, ekonomik kalkınmayı da yavaşlatıyor. Dünyanın her yerinde, insani ve ticari hareket serbestliğimiz bulunmuyor. Maalesef, Sırbistan bu hususta çeşitli engeller çıkarıyor. Avrupa Birliği de, gerekli ve yeterli derecede çözüm sunmuyor. Sonunda ne olursa, Kosova halkına oluyor. Üretilen mallar Kosova dışına zor satılıyor, halk Avrupa Birliği sınırlarında serbest hareket edemiyor. Kosova’nın bir diğer temel sorunu da işsizliktir. Bağımsızlık sürecinin başlangıcından beri var olan bu sorun, diğer faktörlerin de etkisiyle, bugünlerde katlanarak devam ediyor. Öyle ki m
Önümüzde ki günlerde, her devlet gibi Kosova Cumhuriyeti de, kendi kamu kurum ve kuruluşlarını oluşturulacak ve ardından yasaları tam anlamıyla uygulamaya başlayacaktır. İfade ettiğiniz konuda gereken önlemlerin alınması şarttır. Bu konuda gerekli önlemlerin alınması bizim de beklentimizdir. Demokratik özgürlüklerden istifade ederek çeşitli faaliyetlerde bulunan hiç kimse, bir devletin sosyal ve demografik yapısını, tarihi ve kültürel rengini değiştiremez. Buna Kosova Hükümeti de müsaade etmeyecek ve gerekli önlemleri alacaktır.
Mevcut anayasal ve siyasi temsil durumumuza bakıldığında, memnun olduğumuzu ifade etmek isterim. Kosova Türkleri, Kosova nüfusunun yaklaşık yüzde bir buçuğunu teşkil etmektedir. Hükümette bir bakan ve iki bakan yardımcısıyla temsil edilmekteyiz. 120 kişilik Kosova Cumhuriyeti Parlamentosu’nda, iki ayrılmış ve bir kazanılmış sandalye olmak üzere, toplam üç milletvekilliyle yer almaktayız. Meclis Başkan Yardımcısı ve Sağlık Komisyonu Başkanı Türk temsilcilerdir. Boşnaklarla birlikte kurduğumuz parlamento grubu sayesinde tüm Meclis komisyonlarında yer almaktayız. Bir belediye başkanı, üç belediye başkan yardımcısı ve çeşitli belediye müdürlükleri ile temsil ediliyoruz. Elbette, bu elverişli yasal imkânları kullanarak, temsil gücümüzü daha da artırmamız gerekiyor. Kosova Demokratik Türk Partisi en başta Kosova Türklerini temsil eden bir partidir. Bu parti gelenek, inanç, mücadele ve gelecek demektir. Kosova’yı düşünürken, Kosova için mücadele ederken, Arnavutlarla birlikte, uluslararası toplumuna da seslenen; Kosova için, Kosova’nın geleceği için seslenen ayrı ve güzel bir sestir. Burada, bu topraklarda bir kültürün, bir dilin, bir anlayışın ayakta kalması için siyasi mücadele veren bir partidir.
KDTP, Kosova’nın tam bağımsız olması, ekonomik sahada kalkınması için siyasi çalışmalar yürütmektedir. Partimiz, eğitim, sağlık ve kültür sahasında önemli projeleri gerçekleştirmiştir. Binlerce Türk öğrencimizin eğitim almasına vesile olan KDTP, kritik siyasi kararlar alınması gerektiğinde, olgunlukla davranan ve siyasi istikrarı sağlayan bir partidir. Partimiz, Osmanlı’dan miras kalan kalan tarihi eser ve geleneklerin korunmasının teminatıdır. Bizler, Osmanlı düşmanlığı yapılara “dur” diyenleriz. Kosova ve Türkiye ilişkilerini ve işbirliğini artırmak, Arnavut-Türk dostluğunu pekiştirmek için çabalayanlarız. Buraya kadar saydıklarım partimizin esas hedefleriydi ve çoğunu yerine getirdik. Bu noktada yalnızca Türklerden değil, tüm Kosovalılardan destek aldık ve gelecekte de alacağız.
Biz, Türklerin ve Türklüğün savunucusu olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Fakat hiçbir zaman vatanımız Kosova’ya karşı görevlerimizi arka plana atmıyoruz. Hiçbir zaman sorunun parçası olmadık, aksine hep çözümün bir parçası olduk. Türkiye sayesinde Kosova ve tüm Kosovalılara verdiğimiz çok şey oldu. Kosova Türklerinin daha önce de, KDTP dışında, adında Türk ifadesi bulunan farklı partileri oldu. Bugün de adında Türk ifadesi bulunan bazı siyasi partiler var. Geçmişte olduğu gibi bugünde açıkça görülmektedir ki, Kosova Türklerinin siyasi arenadaki tek hâkim temsilcisi, Kosova Demokratik Türk Partisi’dir. Kosova Türkleri, son genel seçimlerde kullandığı oylarla, başka bir partiye ihtiyacı olmadığını açık bir şekilde ifade etti. Bazı kişi ve çevreler, bu tür denemelere kalkıştıkça, halk sandıkta derslerini veriyor. Elbette çok seslilik ve çoğulcu demokrasi her zaman gereklidir. Ancak Kosova’da tek bir Türk partisinin olması, hem Kosova Türklerinin, hem de Türkiye’nin çıkarınadır.
Kosova’nın tanınma sürecinin bitmesi, ekonomik kalkınma, yeni iş sahalarının açılması ve Avrupa Birliği’nde vize muafiyetinin temin edilmesi, bu olumsuz etkileri azaltacaktır. İstediğiniz anda ve istediğiniz yerde çeşitli ürünlerin ve hizmetlerin reklamını yapar ama alım gücünü yükseltmez ve yeterli imkânları sağlamazsanız, mutlaka olumsuz etkilerle karşılaşırsınız. Kosova halkının sağlık, ekonomi ve eğitim alanlarındaki durumu nedir? Yaşanan sorunları aşmak adına partinizin çözüm önerileri neler?
Kosova, komünist bir devlet olan, eski Yugoslavya’nın en geri kalmış bölgesiydi. 90’llı yıllarda baskı altında kalan ve hiçbir yatırımın yapılmayan bir bölgeydi. Bunları bilerek, parti olarak eğitime çok büyük önem veriyoruz. Bugüne kadar çok sayıda üniversite, mastır ve doktora öğrencilerinin yetiştirilmesine vesile olduk, mesleki eğitim projeleri gerçekleştirdik. Partinizin, toplumsal inanç ve değerlerin korunması noktasında görüşü nedir?
Partimiz, gelenek ve göreneklerin muhafazası ve sağlam temeller üzerinde devam ettirilmesinden yanadır. Dilimizin, dini anlayışımızın ve kültür değerlerimizin korunması partimizin temel amacıdır. Toplumsal değerlerin yok olduğu yerlerde, çöküşün başladığının farkındayız. Toplumsal değerleri, başta yasalar olmak üzere, her türlü şekilde korumaya ve geliştirmeye amaçlıyoruz.
Geleceğimizi teminat altına alabilmek, inanç ve geleneklerimizin korunmak adına, siyasi ve sivil toplum temsilcileriyle işbirliği yaparak çalışıyoruz. Parti olarak, Ramazan ayında iftar organizasyonları düzenleyerek, milli ve dini bayram günlerinde kutlama, panel, konferans ve tartışma programları icra ederek geniş kitlelere ulaşmaya çalışıyoruz. Yıl içerisinde çeşitli programlar için heyetlerimizi Türkiye’ye gönderiyoruz. Türkiye ve ülkemizin önde gelen ilim adamlarını ve aydınlarını misafir ediyoruz. Okullarda öğretmenlerimiz vasıtasıyla, aile yapısının önemini ve geleneklerin devam ettirilmesinin önemini vurguluyoruz.
Bu husustaki tartışma ve olaylar yalınızca Kosova’da değil, diğer ülkelerde de yaşanmaktadır. Bu konuların demokratik ve evrensel insan hakları esas alınarak çözülme kavuşturulması gerekir. Daha somut ifade etmek gerekirse, insan haklarına saygılı olunmalı, dini inançlar serbest olmalı ve uygulamalarda buna göre gerçekleştirilmelidir.
Kosova, hem etnik hem de dini anlamda karışık bir yapıya sahiptir. Eğer Kosova’nın, komünist bir devlet olan, eski Yugoslavya bakiyesi olduğu, ayrıca, Arnavut toplumunun; Müslüman, Katolik ve Ortodoks bireylerden oluştuğunu göz önüne alınırsa, bu sorun çözüme bağlanması daha da karmaşık hale gelmektedir. Bu konunun daha geniş bir platform ve sürede tartışılması gerekmektedir.Çok genç bir devlet olarak, henüz tüm idari mekanizmalarımızı oluşturamadık. Bu sebeple bu tür sorunlara çözüm bulmak, sanırım biraz zaman alacaktır.
Türkiye’nin son yıllardaki Balkan politikasını, geçmişe göre daha aktif buluyorum. Bu bizleri memnun ediyor. Çünkü Türkiye, Balkan siyasetinin ve ekonomisinin dışında kalamaz. Dünyada ki gelişmeler Türkiye’nin Balkanlarda ister istemez rol almasını mecburi hale getiriyor.
Türkiye’nin Balkanlardaki rolünün anlamını ve etkinliği bizi son derece mutlu ediyor. Uzun yıllar sonra Balkanlarda kendimizi daha rahat hissediyoruz. Artık Balkan göçlerinden bahsetmiyoruz, bunun yerine, yatırım ve ilişkilerden konuşuyoruz. Yaşadığımız ülkelerde siyasete giriyoruz. Bir taraftan yaşadığımız ülkeyi geliştirmek için çalışıyor, diğer taraftan Türkiye’nin sesi ve elçisi oluyoruz. Tüm bunlar gelecek adına umut veren hususlar.
Türkiye-Kosova ilişkileri, her geçen gün ve her alanda ilerleme kaydetmektedir. Bu tarihi birliktelik, kültürel ve dini ortak geçmişin temelleri üzerine inşa yükselmektedir.
Kosova Türkleri olarak, her iki ülke arasında işbirliğinin artırılması adına, 23 Nisan’ı “Kosova Türklerinin Bayramı” olarak ilan ettik. Son üç yıldır 23 Nisan’ı; hem çocuk, hem ulusal egemenlik hem de Kosova Türkleri bayramı olarak kutluyoruz. Bu hususta Türkiye’den daha fazla destek bekliyoruz.
Aslına bakarsanız, tüm köklü tarihi birlikteliklerine rağmen, Kosova ve Türkiye, birbirlerini daha iyi tanımalılar. Bunun için yeni kültür merkezlerinin kurulması gerekir. Ortak bilimsel araştırma ve çalışmalar yapılmalı. Her iki ülkenin arşivler ayrıntılı incelenmeli ve kullanılmalı.
Kosova devlet adamları ve halkı, Türk devlet adamlarını ve Türk halkını seviyorlar. Bu sebeple bizler, Türkiye’yi Balkanlarda daha fazla görmek istiyoruz. Türkiye, Balkanlardaki kültürel ve tarihi mirasına daha fazla sahip çıkmalı, bölgeye daha fazla ekonomik yatırım yapmalıdır. Balkanlara yalınız kazanç prizmasından bakılmamalıdır. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sahada güçlü olması, Balkanların istikrara kavuşması ve Balkan halklarının daha mutlu ve güvenli olması demektir. Türkiye’nin gücü, bizimde gücümüzdür.
6 Mayıs 1961 tarihinde Prizren’de dünyaya geldi. . Saraybosna Trafik İletişim mezun oldu. şirketi yönetici görev yaptı.
yılında KDTP Genel Başkanlığı’na
bünyesinde ve Cumhurbaşkanlığı Meclisi olarak görev yaptı.
Kosova Haşim Thaçi ve Bakanı olarak görev yaptı. Çok iyi derecede Sırpça ve Arnavutça bilmektedir.
Dünyaya Yeni Söz