Euro masal mı olacak?
Önce Yunanistan’ı kurtardılar ve meselenin burada bittiğini söylediler. Sonra İrlanda’yı kurtardılar ve bunun sonuncu kurtarma olduğunu iddia ettiler. Şimdi de Portekiz’i kurtarıyorlar ve bunun başka yere sirayet etmeyeceğini söylüyorlar. Siyasetçiler ve siyasi karar alıcıların her kurtarmada Avrupa’nın ulusal borç krizinin kontrol altında olduğuna dair iddiaları, giderek daha az muteber hale geliyor. Peki ne olacak bu Euro'nun hali?
15 Yıl Önce Güncellendi
2011-04-14 07:46:40

Bu masalları çok dinledik
İspanya Maliye Bakanı Elena Salgado, euro bölgesi ve IMF tarafından oluşturulan fondan mali destek talep edecek bir sonraki ülkenin İspanya olacağı iddiasını ‘kesin bir dille yalanladı’. Fakat artık kim inanır ki? Benzer açıklamaları, kaçınılmaz olana boyun eğmelerinden önce Portekizli ve İrlandalı siyasetçilerden de dinlemiştik.
Durum vahim. Avrupalı siyasetçiler, hem bu acil durumun nedenleri hem de bunu sona erdirmek için alınması gereken önlemler konusunda hâlâ kör. Sınırlı kurtarmaların ve kemer sıkma önlemlerinin ekonomik dalgalanmaları yatıştırabileceğini iddia ediyorlar. Fakat kemer sıkma politikaları, o dalgaları azdırıyor. Yüksek işsizlikle yüz yüze olan Yunan, İrlanda, Portekiz ve İspanyol halkları, kamu harcamalarındaki kesintileri protesto etmeye başladı bile. Bu ülkelerdeki resmi makamların bütçeleri dengeleme yeteneğine yönelik kuşkular giderek artıyor. Piyasalar mali istikrar fonunun, İspanya büyüklüğünde bir ülkeyi kurtaracak kadar büyük olmadığının da farkındalar.
Avrupalı yetkililerin krizin niteliği konusunda hemfikir olmaması veya feci koordinasyonsuzluğu da durumu daha vahim hale getiriyor. Portekiz Başbakanı Jose Socrates’in euro bölgesine davet edilmesinden sadece birkaç saat sonra, Avrupa Merkez Bankası faiz oranlarını arttırdı. Bu nedenle mali rahatlamaya para politikasındaki sıkılaştırma eşlik ediyor: Euro bölgesi yetkilileri, bir elleriyle verdiklerini diğer elleriyle alıyor. Daha yüksek faiz oranları, hızlı büyüyen Almanya için münasip olabilir, fakat İspanya, Yunanistan ve İrlanda gibi ülkeler için felaket anlamına geliyor.
Korkak Avrupalı liderler
Avrupa’nın güney ve batı çeperindeki ülkelerin kamu borcu, yükü kaldıramayacakları kadar ağır. Ve bu ülkelerdeki deflasyon, bu yükün daha da artması tehlikesini doğuruyor. Bu bir likidite değil, ödeme gücü sorunu. Bu ülkelerin ihtiyacı olan şey, daha fazla borçlanmak değil, mevcut borç yüklerini bir şekilde yeniden yapılandırmak. Avrupa bankaları, ekonomik patlama yıllarında ulusal tahvilleri ödenmeme ihtimalini hesaba katmayan fiyatlardan satın aldı. Şimdi piyasalar, paralarını geri alamama ihtimali karşısında panik yaşıyor ve bu ülkelere borç verdiklerinde uyguladıkları faiz oranlarına geri dönüyorlar.
Çıkış yolu, borç yükünü azaltmak. Alacaklıların (Avrupa’daki özel bankalar ve Avrupa Merkez Bankası) tahvillerinin değerinde indirime gidilmesini kabul etmeye zorlanması gerek. Bu, ıstırap verici bir adım olacak. Kıtanın dört bir yanındaki çeşitli bankaların bu kayıpları karşılamak için taze sermaye ortaya koyması gerekecek. Fakat bu senaryo, şu an yaşanan ağır çekim ekonomik trafik kazasından daha iyi görünüyor.
Ne var ki Avrupalı siyasetçiler, rüzgâr nereden eserse oraya sürüklenmeye devam ediyor. Cesur önlemler almaya yanaşmıyorlar (veya buna güçleri yok). Ve bunun sadece bir ulusal borç krizi değil, bir bankacılık krizi olduğu gerçeğiyle yüzleşmeyi reddediyorlar. Bu böyle devam ettikçe, ortak para biriminin geleceği tehlikede olmaya devam edecek.
(The Independent Başyazı, 8 Nisan 2011)
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Ara